Şükrü Akıllı
ATATÜRK ANITININ DÜNÜ VE BUGÜNÜ
Yayın Tarihi: 05 Kasım 2018, Pazartesi
Diğer Yazıları

Ulusal Bayramlarımızda, Devlet kurumlarının muhtelif günlerinde, Siyasi Partilerin, Sivil toplum kuruluşlarının kutlama, Anma ve diğer etkinliklerinde çelenk koyarak, saygı duruşunda bulunduğumuz kamusal alanlardır Atatürk anıtları.

Teşekkür sembolü olarak, Minnet ve vefa duygusuyla huzurunda saygı ile eğildiğimiz Cumhuriyetimizin kurucusu, Kurtuluş savaşının Başkomutanı Mustafa Kemal ATATÜRK ün Edirne’deki Anıtına da son olarak Cumhuriyet Bayramı kutlamaları nedeniyle Çelenk koyduk, konuşmalar yaptık, Silah ve çalışma arkadaşlarıyla birlikte Büyük Önderimizi bir kez daha rahmetle andık.

 Gerek Edirne’de yaşayan, gerekse gezi amacıyla ülkemizin dört bir yanından ziyarete gelen insanlarımız Atatürk Anıtının yerini bilir. Çoğumuz çeşitli vesilelerle düzenlenen törenlere de katılmışızdır. Şehir merkezindeki belde halkımız ise Anıtı çok daha sık görenlerdir. Ya Atatürk Anıtının yapılışından günümüze kadar olan süreci bilenlerimiz ne kadardır?

Bu günkü yazımı kaleme almadan önce inanın ben de bilmiyordum.  Atatürk anıtının yapılış sürecinden başlayarak konuyla ilgili inceleme ve araştırmalarım sonucu bilgi sahibi olduğumu itiraf etmeliyim. O zaman gelin önce tarihsel sürece bir bakalım.

 

Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu yıllarda Edirne Valisi rahmetli Emin Bey 1929 yılında Anıt yapılması çalışmalarına başlanır. Yer konusunda, Anıtın kaidesi, Malzemesi, Tablo ve yazılar hakkında çalışmaları yapacak Komisyon kurulur. Atatürk anıtının bulunduğu bu günkü yer; 1909-1910  yıllarında eski dükkanların yıkılmasıyla etrafı demirlerle çevrilerek Belediye çiçek bahçesi olarak kullanılmış. 1913 yılında Dar’u-ı  fünun(Şimdiki İstanbul Üniversitesi)meydanı adı verilmiş. 1920 li yıllarda da Gazi Parkı olarak  düzenlenmiş.

Komisyon çalışmalarının tamamlanmasıyla 1930 yılında toplanan İl Genel Meclisi, buraya Gazi paşa adına Anıt yapılmasına karar verirve  çalışmalara başlanır. Anıtın projesi Heykeltıraş Kenan Ali Yontunç tarafından yapılmış. O tarihlerde ülkemizde bronz dökümü yapılamadığından heykelin dökümü Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de yaptırılır.Anıtın yapımı ile ilgili masraflar Özel İdare bütçesinden karşılanır. Zemin düzenleme ve yapım çalışmaları tamamlanınca 23 Nisan 1931 yılında Atatürk Anıtının açılışı yapılmıştır.

O yıllardatüm il, ilçe merkezlerinde, sonraki yıllarda da Belde ve köylerde güzel anıtlar yapılmıştır. Türk ulusunun, Atatürk’e bir saygı göstergesi, Cumhuriyetin siyasi sembolü halindeki Anıt ve heykellerin bulunduğu alanlar, meydanlarhassasiyet ve özen gösterdiği yerlerdir.  Ülkemizin yanı sıra çok sayıdaki Ülkelerin de Atatürk Anıtlarıyla, heykelleriyle o büyük insana önem verdiklerini, saygı gösterdiklerini görüyoruz. Şehirlerinde Atatürk anıtı, heykelleri, Büstleri bulunan, çok temiz nadide alanları vardır.Caddelerine, Meydanlarına, Sokaklarına, hatta köylerine bile Atatürk ismini vermişlerdir. Avrupa gezilerimiz sırasında Makedonya’da, Macaristan’da, Çek Cumhuriyetlerinde, Almanya’da, Avusturya’da  bu örnekleri  gördük.  Dünya Devletlerinin, böylesine önem verdiği, Saygı duyduğu, Onun adına özel ve bakımlı mekanlar oluşturduğu Büyük Önderimiz için ne kadar övünsek, gurur duysak azdır.

Gelelim Serhat Şehri Edirne’mizdeki Atatürk anıtının bu günkü durumuna. Görüldüğü üzere Anıt ve kaidenin yapımı üzerinden uzun yıllar geçmiş. Eski Belediye Başkanı İbrahim Ay döneminde(1984-1989) Anıtınçevre düzenlemesi yapılarak ve biraz geri çekilerek tören alanı haline getirildi. Hamdi Sedefçi’nin Başkanlık döneminde 2009 yılında daha kapsamlı çevre düzenlemesi ile güzel bir görünüme kavuşturulmuştur. Şimdiki Başkan döneminde de  geçen yıl Ekim ayında kısmi zemin yenilemesi yapılmıştı.

Ancak,Şehircilik açısından bakıldığında bütünlük arzetmeyen, bölük pörçük sıradan uygulamalarla, bazı uygulamaların söküp atılmasıyla Atatürk anıtı çevresi  hoş olmayan , ve yamalı bohça görünümü ile Edirne’ye hiç yakışmadığını öncelikle ifade etmeliyim. Oysa Çağımızın en büyük liderlerinden biri olan Mustafa Kemal ATATÜRK için yapılan anıt alanı şehrin en farklı,en özel, en çekiçi, en güzel yeri olmalı. Her gün Anıt önünden geçiyorum, oranın bu bakımsız hali inanınbenim yüreğimi sızlatıyor.

Edirne’ye, Kent nüfusunun iki üç katı miktarında gezi amaçlı gelen insanların da bu konuda olumlu intibalarla ayrıldığını düşünemiyorum. O halde söylemlerimi destekleyen unsurlara bir bakalım. Bronz heykel, mermer Kaide ve Üzerindeki kabartma yazı ve resimlerin yıllardır bakımlarının yapılmadığı ortadadır. Görüntü çok kötüdür. Heykel, kotrollumikro hassas kumlama yöntemiyle, Mermer kaidenin kırıkları, derzleri, kabartmaları kimyasal yöntemlerle bu işin uzmanlarıyla çok daha güzel bir görünüme kavuşturulabilir. Giriş basamakları yer yer kırılmış, çöküntüler olmuş, Çevre duvar taşlarının,bordürlerinin,aydınlatma aksesuarlarının, Zemine döşenen Mermer,granit, kesme taşların mutlaka değişimi gerekiyor. Yeşil alanların da yeni bir peyzaj çalışmasına ihtiyacı olduğu muhakkak.  Atatürk anıtına önden bakıldığında ve fotoğraflamak istenildiğinde Kent tacı Selimiye’nin görselliğini engelleyen ağaçların budanması veya alçaltılması da yapılacak çalışmalar kapsamında ele alınmalıdır.

Bu eleştiri ve önerilerim üzerine Belediye yetkilileri kent meydanı projesi kapsamındaAnıt alanının da yeni düzenlemesinden söz edebilirler, ama o projenin hayata geçmesinin çok zor olduğunu da biliyorlar.

Üzerine basa basa, altını kalın çizgilerle çize çize, Edirneli gözü ile isteğimiz, Yeni göreve başlayacak Sayın Valimizin de görüş ve desteğini alarak, Belediye Yönetimimizin; Cumhuriyetin kalesi, Çağdaş Avrupa kenti Edirne’ye, ve Atatürk’e layık olacak, Şehrin en güzel köşesi diyebileceğimiz Anıt düzenlenmesinde, yeni bir çalışma için lütfen geç kalmayınız. İşte o zaman Atamıza verdiğiniz değeri anlayabiliriz.

Benden söylemesi.

DİĞER YAZARLAR
Tülay Çağlarer
Bal kabağının tam zamanı
Selçuk Duranlar
Karbon ayak izi (2)
Psikolog. Buse Başköylü
15 tatilde çocuklarla yapılabilecekler
Yaver Tetik
Enerji verimliliği nedir, neden önemlidir? (5)
NURAN İKİZ
Kıssadan hisse
Zafer Dereli
Personel müracatları başladı
Şükrü Akıllı
Poşet ve çevre tahribatı
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
MURADİYE AKCAN
TRAFİKTE ZORBALIK MI HOŞGÖRÜ MÜ?
Burhan Aytekin
Bulgaristan Gezi Notlarım-3
EKREM KANTUR
Asgari ücrette yeni değişiklikler
Ahmet Acaroğlu
Doğu Türkistan kan ağlıyor
Numan Özgür METİN
Eskişehir gezisi notlarım
ERTAN ÇEKİÇ
Okumanın önemi
M. ENİS ŞENSEVER
Toplumda Sanat
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
MUSTAFA ÇETİN
ALEVİLİK VE TOPLUMSAL BİRLİK
ERCAN KERMAN
GERÇEĞE SAYGI
Teoman Özçuhacı
İP’E TAKVİYE HAMLESİ TELAŞ YARATTI
CELİL ÖZCAN
ATATÜRK’E HAKARET ETMEK DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİLDİR.
HAMİT PUHALOĞLU
Kırım'dan gelir bir Tatar
Recep Çınar
“Beka” sorunu mu, iktidarı kaybetme sorunu mu?