Psikolog. Buse Başköylü
Doğum Sonrası Depresyonu (Postpartum Depresyon)
Yayın Tarihi: 02 Kasım 2018, Cuma
Diğer Yazıları

Anne olmak birçok kadının arzu ettiği ve hayalini kurduğu bir durumdur. Çoğu kadının anneliğe dair oluşturduğu şemaları mevcuttur.  En iyi anne olabilmek, çocuğuna güzel bir hayat sunabilmek, ideal çocuk yetiştirebilmek birçok kadının küçük yaşlardan itibaren hayalini kurduğu durumlardır. Ancak kadınların yüzde 15 i, yıllarca hayalini kurduğu “anne” sıfatını kazandığında beklediğinin aksi tepkiler verebilmektedir. Postpartum depresyonda;  çocuğunu reddetme, suçluluk hissi, depresif belirtiler görülebilmektedir ve durumu yaşayan kadın sayısı sanılandan oldukça fazladır.

Doğum sonrası depresyonu, belirtileri depresyonla örtüşen ancak semptomların doğum sonrasında görülmesiyle seyreden duygudurum bozukluğu çeşididir. Postpartum depresyonda belirtiler hamilelik döneminde de başlayabilmektedir, özellikle hamileliğin son zamanlarında belirtiler şiddetlenmektedir. Ancak doğum sonrasında da devam etmelidir ki doğum sonrası depresyon düşünülebilsin. Doğum sonrası depresyon kadınların büyük bir kısmında görülmektedir. Genel hatlarıyla depresif olma, isteksizlik, keyifsizlik, çökkün ve mutsuz olma söz konusudur. Postpartum depresyonun en sık görülen ve kadınlar tarafından dile getirilen belirtileri bunlar olsa da birçok belirtisi daha bulunmaktadır. Sebepsiz ağlama nöbetleri, suçluluk hissetme, ilgi kaybı, yalnız kalma isteği, evden çıkmak istememe, enerji kaybı, cinsel ilgide azalma, uyku ve iştahın bozulması diğer belirtilerdendir. Bunların dışında kadınları en rahatsız eden belirti ise bebeğine istediği duyguları besleyememektir. Hayalini kurduğu gibi bir anne olamadığını düşünen kadınlar suçluluk hissiyle donanmaktadır. Yıllarca “iyi anne olmak” eylemini görev edinerek bunu arzulayan kadın doğum sonrası depresyonla birlikte  bebeğine yeterince ilgi göstermemekten, onun ihtiyaçlarını giderememekten yakınır.

Peki çocuğunu ilk kucağına aldığında annelik sevgisini hissedemeyen, hayal kırıklığına uğrayan ve doğum sonrası depresyonu yaşayan anneler ne yapmalı? Öncelikle bu durumu birçok kadının yaşadığı unutulmamalıdır. Bazı kadınlar asla iyileşemeyeceklerini düşünmektedirler. Ancak bu doğru değildir. Bu süreç iyileşebilecek bir süreçtir. Eğer süreçle baş edemiyorsanız bir uzmandan yardım almak fayda sağlayabilir. Postpartum depresyonda psikoterapiler oldukça yüksek oranda fayda sağlamaktadır. Uzmana gitmek dışında da duyguların paylaşılması ve konuşulması gerekmektedir. Duygusal geçişlerin ne ifade ettiği, o an ne düşünüldüğü gibi konular en yakında olan kişi “eş” ile paylaşılmalıdır. Bunun haricinde günlük tutmak terapötik olarak oldukça iyileştirici bir etkiye sahiptir. Halk arasında “içini dökmek” olarak tabir ettiğimiz bu durum kişiyi oldukça fazla rahatlatmaktadır. Mükemmel olmaya çalışmamak gereklidir. Mükemmel eş, mükemmel anne olmak mecburiyeti kişiyi yıpratmakta, psikolojik olarak zayıflatmaktadır. Mükemmel eş ve anne olabilme arzusu kadınlara her daim yetersiz hissettireceğinden yalnızca doğum sonrası değil tüm hayat boyunca depresyona sürükleyici olabilmektedir.

DİĞER YAZARLAR
Tülay Çağlarer
Bal kabağının tam zamanı
Selçuk Duranlar
Karbon ayak izi (2)
Psikolog. Buse Başköylü
15 tatilde çocuklarla yapılabilecekler
Yaver Tetik
Enerji verimliliği nedir, neden önemlidir? (5)
NURAN İKİZ
Kıssadan hisse
Zafer Dereli
Personel müracatları başladı
Şükrü Akıllı
Poşet ve çevre tahribatı
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
MURADİYE AKCAN
TRAFİKTE ZORBALIK MI HOŞGÖRÜ MÜ?
Burhan Aytekin
Bulgaristan Gezi Notlarım-3
EKREM KANTUR
Asgari ücrette yeni değişiklikler
Ahmet Acaroğlu
Doğu Türkistan kan ağlıyor
Numan Özgür METİN
Eskişehir gezisi notlarım
ERTAN ÇEKİÇ
Okumanın önemi
M. ENİS ŞENSEVER
Toplumda Sanat
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
MUSTAFA ÇETİN
ALEVİLİK VE TOPLUMSAL BİRLİK
ERCAN KERMAN
GERÇEĞE SAYGI
Teoman Özçuhacı
İP’E TAKVİYE HAMLESİ TELAŞ YARATTI
CELİL ÖZCAN
ATATÜRK’E HAKARET ETMEK DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİLDİR.
HAMİT PUHALOĞLU
Kırım'dan gelir bir Tatar
Recep Çınar
“Beka” sorunu mu, iktidarı kaybetme sorunu mu?