NURAN İKİZ
“Kıymetini bilin!”
Yayın Tarihi: 19 Ekim 2018, Cuma
Diğer Yazıları

Havalar soğumaya başlayınca mevsime göre giysi almanın zamanı geldiğini hatırladım. Öğle tatilini değerlendirip çoktan beri gitmediğim Ulus Pazarı’na doğru yola koyuldum.

Saraçlar Caddesi’nin her zamanki yoğunluğundan geçip Zindanaltı’na  ulaştım. Burada da iğne atsan yere düşmeyecek cinsten kalabalık arasından zorlukla boşluk bularak pazara doğru yürüdüm. Biz kadınların uğramadan edemediğimiz Ulus Pazarı da ana-baba günü. Pazar yerindeki tezgâh önlerinde, yollarında Yunanca, Bulgarca konuşmalar Türkçe konuşmalarla birbirine karışıyordu. Ulus Pazarı olmuş tam bir uluslar arası bir pazarı. Esnaf bundan memnun. Komşulardan gelenler de memnun.

Dövizin yükselişi nedeniyle bugüne kadar böyle bir alışveriş yoğunluğu yaşanmadığı konuşuluyor. Bu doğru.

Aklıma eskilerin anlattıkları yaşanmışlıklar geldi. Sanıyorum Alipaşa Çarşısı’nın yanmadan önceki dönemlerindeymiş. Yunanlar o zaman da alışveriş için soluğu Edirne’de alır, her türlü ihtiyaçlarını buradan karşıladığı gibi güven sağlayıp veresiye defteri bile açtırırmış. Gelinlik Yunan kızları gelin başlarını Edirne’de yaptırır, düğün alışverişini de daha çok Alipaşa Çarşısı’ndan karşılarmış. Komşudan gelen bereketi gören esnaf yerli halka yüz vermediği de söylenenler arasındaymış. Ve bu tavırlar halkı kızdırmış.

Ne olduysa Yunanistan’dan gelen alışveriş rüzgârı bir zaman gelmiş kesilmiş. Veresiye borçları ödenmez olmuş. Ticaret yapanlardan bazıları iflasa gitmiş.

Bunları neden hatırlattım, ibret olsun diye… Sadece ben değil “Aman gelenlere ölçülü davranın. Fahiş fiyatlara yeltenmeyin! Ayağınızı denk alın.” gibilerinden bazı yetkileler de hatırlatıyor, “Kıymetini bilin!” diye uyarıyor.

Son günlerde komşuların  daha rahat alışveriş yapmaları için proje hızırlıkları da gündemde. ETSO “Beyaz geceler” adı altında bir alışveriş festivali yapmaya hazırlanıyor. Gerçekleşirse Edirne esnafı dükkânlarını geceleri de açabilecek, daha fazla alışveriş yapma olanağı kazanacak. Bu sadece esnafa, sadece komşulardan geleceklere yaramayacak, çalışan Edirneliler de mesaiden sonra bundan yararlanmış olacak.

Yazımı alışverişle ilgili bir hikâyecikle bitireyim. 

Taş

Adam,  hayatın değerini soran oğluna bir taş verir ve bunu markete götürüp satmasını söyler. Fiyatını sorana da, sadece elinin 2 parmağını gösterip, hiçbir şekilde konuşmamasını öğütler.

Çocuk markete gider. Az sonra bir kadın yanına yaklaşarak taşla ilgilenir:

Kaça bu taş? Bahçemde bir yere koymak isterim.

Çocuk iki parmağını kaldırır.

2 dolar mı? Pekalâ almak isterim.

 Çocuk babasına koşar ve olanları anlatır. Babası yorum yapmadan onu bir müzeye gönderir.

 Görevli inceler ve taşın fiyatını sorar. Çocuk yine 2 parmağını kaldırır ve başka bir şey söylemez. Görevli:’200 dolar mı? Müzemiz için iyi bir parça, almak isteriz.’

 Çocuk yine şaşkın. Babasına koşar. Babası yine sessiz.

Son olarak oğlunu, değerli taşlar satılan bir mağazaya yönlendirir. Kuyumcu eline aldığı taşa şaşkınlıkla bakar ve sorar:”Nereden buldun bunu?  Dünyanın en değerli ve en nadir bulunan taşlarından biri. Kaça veriyorsun?’

 Çocuk her zaman olduğu gibi 2 parmağını kaldırır ve bekler.

Adam:  200.000 dolar mı?  Olabilir. Alabilirim der.

 Çocuğun kafası iyice karışır, babasına koşar, konuşmaları aktarır.

 Babası oğluna döner:“Sevgili oğlum. Şimdi hayatın değerini anladın mı?

 Senin nereden geldiğin,  nerede doğduğun,  teninin rengi,  ne tür bir zenginlik içinde yaşadığın önemli değildir. Önemli olan kendini nerede konumlandırdığın, etrafını hangi insanlarla çevrelettiğin.  Kendini nasıl taşıdığındır.

Hayatını  2 dolarlık taş gibi hissederek ve  yine;  tüm hayatını  seni 2 dolarlık taş gibi gören insanlarla yaşayabilirsin. Oysa herkesin içinde bir elmas madeni vardır. İçindeki pırlantayı keşfettiğin gibi, etrafına topladığın diğer insanların kendi değerlerini fark etmelerini sağlayabilirsin.

 Kendimizi  bir markete de, bir mücevher dükkanındaki bir vitrine de koyabiliriz. Bu seçimimizdir. Çevremizdeki  insanları akıllı seçmektir aslolan…

Fark yaratacak olan budur.”

DİĞER YAZARLAR
Tülay Çağlarer
Bal kabağının tam zamanı
Selçuk Duranlar
Karbon ayak izi (2)
Psikolog. Buse Başköylü
15 tatilde çocuklarla yapılabilecekler
Yaver Tetik
Enerji verimliliği nedir, neden önemlidir? (5)
NURAN İKİZ
Kıssadan hisse
Zafer Dereli
Personel müracatları başladı
Şükrü Akıllı
Poşet ve çevre tahribatı
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
MURADİYE AKCAN
TRAFİKTE ZORBALIK MI HOŞGÖRÜ MÜ?
Burhan Aytekin
Bulgaristan Gezi Notlarım-3
EKREM KANTUR
Asgari ücrette yeni değişiklikler
Ahmet Acaroğlu
Doğu Türkistan kan ağlıyor
Numan Özgür METİN
Eskişehir gezisi notlarım
ERTAN ÇEKİÇ
Okumanın önemi
M. ENİS ŞENSEVER
Toplumda Sanat
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
MUSTAFA ÇETİN
ALEVİLİK VE TOPLUMSAL BİRLİK
ERCAN KERMAN
GERÇEĞE SAYGI
Teoman Özçuhacı
İP’E TAKVİYE HAMLESİ TELAŞ YARATTI
CELİL ÖZCAN
ATATÜRK’E HAKARET ETMEK DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİLDİR.
HAMİT PUHALOĞLU
Kırım'dan gelir bir Tatar
Recep Çınar
“Beka” sorunu mu, iktidarı kaybetme sorunu mu?