ERCAN KERMAN
KOMÜNİST
Yayın Tarihi: 15 Ekim 2018, Pazartesi
Diğer Yazıları

1967 yılında Kimya Fakültesi’ne başlamıştım. Aksaray’dan Beyazıt’a çıkan Ordu Caddesi’nin köşesindeki binadan söz ediyorum. Yanı Edebiyat Fakültesi’ydi. Birinci sınıfta gördüğümüz denel fizik dersleri arkadaki Fen Fakültesi’nde çok büyük bir anfide yapılıyordu. Çünkü o yıllarda doktorlar dahi birinci sınıfta FKB yani Fen dersleri görüyorlardı.

Okul başlayalı 15 gün filan oluyordu. Bir sabah okula gittiğimizde kapının parkalı, iri yarı ağabeyler tarafından tutulduğunu gördük.

BOYKOT varmış. Boykotun ne olduğunu bilmiyordum. Ben daha Fen Fakültesi tarafındaki koridorları bile tam öğrenememiştim.

Sonraları öğrenci olayları artmaya başladı. Öğlenleri yemek yemeye Turan EMEKSİZ adı verilmiş olan üniversite lokantasına giderdik. Bilenler bilir lokanta üniversitenin ana binasında, Hukuk Fakültesi’nin karşısında idi.

Yemeye gittiğim bir gün “Hukuk Fakültesi büyük anfisinde forum var.” dediler.

Yeni yeni tanıştığım sınıf arkadaşlarımın arasından tüymek olmazdı. Forum’a dinleyici olarak biz de katıldık. Deniz GEZMİŞ adı öğrenci çevrelerinde efsaneleşmeye başlamıştı. Konuşmacı olarak hakikaten Deniz GEZMİŞ kürsüye çıktı. Uzun boylu, tabii ki parkalı, postallı, karagözlü bir delikanlıydı. Konuşması emperyalistlere karşı işçi sınıfının mücadelesi idi. Bizler de bilinçli Türk gençliği olarak vatanımızı ekonomik işgale kalkışanlara karşı işçi sınıfıyla birlik olarak mücadele etmeliydik.

Forumda potansiyel, yapılan konuşmalarla yükseldiğinde Divanyolu’na, Çemberlitaş’a doğru yürüyüşe geçildi. Beyazıt Meydanı’nda Adalet Parti İlçe Teşkilatı tabelasına doğru “Ata binmiş eşekler, millet sizden ne bekler.” diye bağırıldı.

Demem o ki o yıllarda taşradan gelmiş 17 yaşında bir delikanlı olan ben ‘sol’ nedir? ‘Sağ’ nedir? bilmiyordum.

Gerçi Edirne Lisesi’nde okurken bir 10 Kasım töreninde konuşmayı ben hazırlamış ve bir kız arkadaşla beraber okumuştuk.

Bu konuşmayı hazırlamak için 11 Kasım 1938’de yayınlanan gazeteleri kütüphaneden bulmuş ve Ata’nın ölümü üzerine ertesi günkü gazete yorumlarını taramıştım. Dişe dokunan lafları edenler Mihri BELLİ, Behice BORAN, Mehmet Ali AYBAR gibi isimlerdi. Ben de onlardan alıntılar yapmıştım. Bilmeden baltayı taşa mı vurmuştum…

Ben hiçbir şeyin farkında değildim ama Vali Bey başta olmak üzere bir tedirginlik dalgası esmişti galiba. Ertesi gün bu törenden sorumlu, beni bu işe görevlendiren Edebiyat Öğretmenimiz Cemil Bey, beni sorguladı. Sonra Müdür Bey. Kasıt olmadığı aşikârdı. Bir daha bir şey çıkmadı.

İnsan altmış yaşına kadar hayatını yaşar, bu yaştan sonra da hatıralarını hatırlıyarak o olayları bir daha yaşarmış derler. Ben de galiba öyle yaşıyorum. Bunları sizlerle paylaşabildiğim için mutluyum. O yılları yaşayanlar bilir. Ülkemizi hiçbir zaman rahat bırakmadılar. O yurtta kalanlar faşist, diğer yurttakiler komünist diye ne gençler telef oldu.

Bu yazının mesajı da bu olsun.

Dikkat ettiyseniz halk arasındaki söylemiyle kominist demedim. Doğrusunu yazdım. Komün yaşamından gelen Komünist dedim. Komünistler MOSKOVA’ya karşı sloganı bu günlerde gerçekleşiyor. Ama Moskova’ya ya gezmeye gidiliyor ya çalışmaya.

Kalın sağlıcakla…

DİĞER YAZARLAR
Tülay Çağlarer
Bal kabağının tam zamanı
Selçuk Duranlar
Karbon ayak izi (2)
Psikolog. Buse Başköylü
15 tatilde çocuklarla yapılabilecekler
Yaver Tetik
Enerji verimliliği nedir, neden önemlidir? (5)
NURAN İKİZ
Kıssadan hisse
Zafer Dereli
Personel müracatları başladı
Şükrü Akıllı
Poşet ve çevre tahribatı
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
MURADİYE AKCAN
TRAFİKTE ZORBALIK MI HOŞGÖRÜ MÜ?
Burhan Aytekin
Bulgaristan Gezi Notlarım-3
EKREM KANTUR
Asgari ücrette yeni değişiklikler
Ahmet Acaroğlu
Doğu Türkistan kan ağlıyor
Numan Özgür METİN
Eskişehir gezisi notlarım
ERTAN ÇEKİÇ
Okumanın önemi
M. ENİS ŞENSEVER
Toplumda Sanat
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
MUSTAFA ÇETİN
ALEVİLİK VE TOPLUMSAL BİRLİK
ERCAN KERMAN
GERÇEĞE SAYGI
Teoman Özçuhacı
İP’E TAKVİYE HAMLESİ TELAŞ YARATTI
CELİL ÖZCAN
ATATÜRK’E HAKARET ETMEK DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİLDİR.
HAMİT PUHALOĞLU
Kırım'dan gelir bir Tatar
Recep Çınar
“Beka” sorunu mu, iktidarı kaybetme sorunu mu?