Tülay Çağlarer /
Saros ve Sazlıdere’nin sıkıntısı
10 Ekim 2018 Çarşamba, 07:00

2018 yılının yaz aylarını geride bıraktık. Herkes yazlıklardan elini ayağını çekti. Ben de Sazlıdere’deki yazlığımı kapatarak Edirne Merkezine döndüm. Her yıl sezon başı yazılarıma Sazlıdere’yi anlatarak başlardım, bu yıl da kuralı bozmuyorum. Zaten Sazlıdere ve Saros dillere düştü.

Yaz aylarında yazı yazmamamın nedeni buradan telefonla, internetle iletişimin çok zor sağlanmasıdır. Sizi arayanın telefonu düşürmesi bile büyük şanstır. Ama biz bundan rahatsız değiliz, zira dinlenmek için buraya gelenlerdeniz. Doğamız eşsizdir. Temiz, berrak bir denize sahibiz. Ege Denizi’nin en tuzlu bölgesidir. Sahilin genelde kayalık bir kumsalı var. Denize baktığımızda üç ada sizi selamlar. İsimlerine değişik kaynaklarda, değişik adlarla rastlıyoruz. Kaşık Adası, Hayırsız Ada, Eşek Adası gibi…

Denizin mavi, turkuaz rengi ve iyot kokusu, kıyıdan uzaklaşıldığında Koru Dağları’ndaki çam ormanlarının yarattığı oksijen sizi biraz çarpar, hemen uykunuz gelir.

Sadece burada yaşayanlar değil Dünya’da yaşayanlar Saros Körfezi’nin Dünya üzerinde kendi kendini temizleyen üç körfezden biri olduğunu bilir. Saros Körfezi yılda üç defa şubat, nisan, temmuz aylarının 15 veya 18’inci günü başlayıp on gün süren zamanda kendi kendini temizler. Tabanda soğuk su, yüzeyde sıcak suyun yarattığı akıntılar, körfeze atılan atık maddeleri alır götürür.

Balık çeşitlerini de yazayım. Kolyoz, mercan, kupez, levrek, lüfer, karagöz, sargos, sinarit, mir mir, istavrit, orfoz, yılan balığı, kırlangıç, kalamar, daha da fazlası… Sezonda bir-iki defa birbirini takip eden, bata çıka kendini gösteren yunusları da görebiliriz.

Martılarımız da insanla geçimlidir. Balık tutanlardan kısmetlerini alıp kaçarlar.

Kuşlarımızı da anlatacağım. Baharda bülbüller sizi mest eder. Pekçok minik kuşlar, serçeler sabah uyandıklarında ve akşam çöktüğünde öylesine öterler ki muhabbet mi ediyorlar, bu saatler onların düğünü mü, çözemiyorum. Cik cik cikler avaz avaz…

Ya kırlangıçlar… Verandalara yaptıkları yuvalar birer mühendislik harikası. O minicik deliğe, birkaç yavruyla anababalar nasıl sığar, anlaşılır gibi değil. Ya 15 Ağustos’tan sonra göçmeye başladıklarında günlerce, heyecanla bağırarak o yuvalarda yavrularının kalıp kalmadığını kontrol etmeleri beni çok heyecanlandırıyor.

Ya toprak… Siz bir şey ekmeseniz de o ürün veriyor. Bahçemde kendiliğinde çıkan incir, iğede ağacı ile asma beni buna inandırdı. Yöredeki ağaçları saymaya kalkarsak zeytin, üzüm, incir, badem, böğürtlen, karaçalı, meryemana dikenini anmadan geçemeyeceğim. Bol bol sularsanız, bol bol sebze ve meyve de toplarsınız. Görüyorsunuz güzellikler anlatmakla bitmiyor.

Geçmiş dönemde buranın kıymetini hükümetimiz de anlamış olmalı ki, 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 8 Aralık 2006 tarih ve Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile Saros Körfezi Kuzey kıyıları ve yakın çevresi “Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi” olarak ilan edildi. Bu karar sürdürülebilir turizm açısından kıyıların taşıma kapasitesi aşılmadan turizme kazandırılması ve turizmin büyüme hızının kontrol altında tutulmasını sağlayacağı düşünülerek alındı.

22-12-2010 tarih 2793 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de Saros Körfezi ve kıyıları jeomorfolojik, peyzaj, ekolojik, biyogenetik ve turistik özelliklerinin bozulmadan korunması amacıyla “Özel Çevre Koruma Bölgesi”(ÖÇK bölgesi) olarak ilan edilmiştir. Böylece Saros’un doğal güzellikleri, tarihi ve kültürel kaynakların biyolojik çeşitliliğinin su altı ve su üstü canlı ve cansız varlıkların korunmasına yönelik koruma, kullanma esaslarının belirlenmesi, imar planlarının oluşturulması, revize edilmesi ve resen onaylanması konularında, Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı(ÖÇKKB) yetkili kılındı.  ÖÇKKB yetkilileri, bölgeyi ziyaret ederek, koruma geliştirme, çevre ve altyapı ihtiyaçlarıyla ilgili bir eylem planı hazırlayacak Çevre ve Orman Bakanlığı’nın kararı uyarınca, Saros Körfezi’nin yaklaşık 75 bin hektarlık bölümü ÖÇK bölgesi ilan edildi.

Ayrıca Danıştay 6. Dairesi’nin de, Enez Dalyan Gölü’nden Kuzey Saros’a kadarki alanda kıyı kuşağının doğal yapısı ve içerdiği ekolojik içerikliğinin korunması gerektiğini ifade eden kararı da vardır.

Bu belgelere rağmen, Saros Körfezi’ne kıyısı bulunan özel bölgelerde kanunsuz çalışmalar ve düşünceler hiç bitmiyor.

Bir süre önce Keşan’ın Mecidiye Köyü İbrice Limanı çevresinde, denize 500 metre uzaklıktaki ormanlık alanda faaliyet gösteren taşocaklarının doğada yaptığı tahribat bölge halkını, çevreye duyarlı vatandaşları rahatsız etti. Doğaseverler yasal yollarla mücadele ederek bu çalışmayı bölge halkının lehine sonuçlandırdı.

Fakat daha ‘Ohhhh’ demeye fırsat bulunmadan Saros Körfezi’ne yeniden gazlaştırma terminali(PSRU) Kara Boru Hattı’nın varlığından söz edildi.

FSRU nedir? Bunu açıklamak istiyorum.  FSRU açılımı(Floating storage regasification unit)tir. Sıvılaştırılmış doğalgaz transferi için kullanılan özel bir gemi tipidir. Bu gemilerin yanaşacağı iskeleye ihtiyaç vardır. İskelenin Saros Körfezi’nin Sazlıdere ve Gökçetepe arasındaki bir bölümüne yapılması planlanmaktadır. Projeye göre 52.3 hektarlık alanında 270 metrelik bir iskele yapılıp uç kısmında oluşacak dolfenler ile buraya iki tane FSRU gemisi bağlanacak Saros Körfezi’ne girecek 100 bin tonluk gemilerle iskeleye likit doğalgaz taşınacak ve FSRU gemileri aracılığıyla doğalgaz karadan Mahmut Köy Botaş Doğalgaz Ana Dağıtım Hattı’na, orman içinden döşenecek borularla nakledilecek. Yapılması planlanan boru hattı kıyıda yer alacak. Sabit tesislerden çıkarak yaklaşık 17 kilometre devamla Türkiye-Yunanistan Doğalgaz Boru Hattına bağlanacak.

Projede iskelenin yanısıra FSRU gemilerinin yanaşma alanında görevli römorklar için dolgu platform yapılacak. Römorkların barınması sağlanacak, ayrıca mekanik atölye, marangozhane, elektrik atölyesi, ambarlar, liman irtibat ve kontrol odası, iş alanları da inşa edilecek. Böylece toplam dolgu alanının yaklaşık olarak 13 bin 500 metrekarelik alan büyüklüğüne sahip olup bu kapsamda dolgu miktarı da 85 bin metreküp olarak hesaplanmaktadır.

Bu proje doğaseverleri, sivil toplum kuruluşları ve yerel halkı ayaklandırdı. Gerekçelerini gözden geçirelim.

100 bin tonluk gemilerin Saros Körfezi’ne giriş çıkışları ile denizde büyük dalgalar oluşacak, bu dalgalarla su altı ve kıyı kumulların yapısı ve yerleri değişecektir.

Balıkçılık, turizm ve dalış turizmi olumsuz etkilenecektir.

Karaya çıkarılan gaz, 17 kilometrelik başka bir hatla Botaş’ın ana dağıtım şebekesine bağlanacağından söz konusu 17 kilometrelik alanda bulunan ormanlar ve tarım alanları zarar görecektir. Bölgede büyük bir ağaç kesimi olacaktır.

Bölge, bu proje ile turizm bölgesi olmaktan çıkacak, sanayi bölgesine dönüşecektir.

Gemilerin faaliyeti sırasında büyük atık ve sızıntılar olacak, bu durumda çevre kirliliği yaratılacaktır.

Saros körfezi, birinci derece deprem bölgesi olup bir deprem felaketinde liman ve boru hattının zarar görebileceği dolaysıyle Saros Körfezi’ne de büyük zarar vereceği açıktır.

Projeye karşı olanlar ile Edirne Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Abdullah Bülbül ve firma temsilcileri, 20 Temmuz 2018 tarihinde halkın katılımı ile Çevresel Etki Değerlendirmesi(ÇED) toplantısı düzenledi. Toplantının Sazlıdere köy kahvesinde yapılacağı duyurulmuştu. İlk toplantıya katılım çoktu. “Kahvenin, halkın toplantı yerine girmesine yetecek fiziki koşulları taşımaması gerekçesiyle ertelendi. 4 Ağustos 2018 tarihinde  Resmi Gazete’de yayınlanan bir karar, bu projeyle ilgilenenleri hem şaşırttı, hem üzdü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan 2 Ağustos 2018 tarih ve 15 No’lu kararda  “Saros Körfezi FSRU Kara Boru Hattı Projesi’nin gerçekleştirilmesi amacıyla Edirne İli Keşan İlçesi sınırları içinde yer alan ve ekli haritada gösterilen güzergâha isabet eden taşınmazlar ile söz konusu proje kapsamında inşa edilecek sabit tesisler, ulaşım yolları, enerji nakil hatları, katolik koruma hatları ve anot yataklarının yapımı amacıyla ihtiyaç duyulan taşınmazların Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. Maddesi uyarınca karar verilmiştir.” denildi.  Karar 4 Ağustos günü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

2 Ekim 2018 tarihinde, Keşan Belediyesi Çok Amaçlı Pazar Yeri Kompleksi ve Tiyatro Salonu’nda ÇED değerlendirme toplantısı yapıldı. Toplantıya Edirne Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Abdullah Bülbül, firma yetkilileriyle vatandaşlar katıldı. Bülbül, salonda bulunanlara proje ile ilgili sunum yapılacağını, sonra da taleplerin alınacağını söyledi. Projeye karşı çıkan grup adına konuşan Avukat Bülent Kaçar, “Proje, Saros Körfezi’nin bütün ekolojik dengesini bozacak, dönüşümü olmayan hasarlar verecek. Bu proje iskele adı altında yapılacak, ormanlarımızı yıkıma uğratacak yıkım projesidir.” dedi. Daha sonra firma yetkililerinin yapmak istediği sunum, kalabalık tarafından sık sık kesilince Bülbül, uzun süren tartışmaların ardından itiraz dilekçelerini almadan salondan ayrıldı.

Bülbül, ÇED toplantısından sonra gazetecilere açıklama yaparak “Bizim niyetimiz halkımızı bilgilendirmek. Biz halkımızı bilgilendirmeye geldik. Bu toplantıyı engellemeye çalışanlar oldu. Ama biz toplantının nihai olmasını talep ettik. Bakanlığımızı bilgilendireceğiz. Bizim fikrimiz nihai olmuştur.” dedi.

Edirne Barosu avukatlarından Gökhan Karakoç, “Saros Körfezi, Bakanlar Kurulu’nun kararı ile birkaç yıl önce Koruma Bölgesi ilan edildi. Diğer yandan Türkiye’nin taraf olduğu RAMSAR Sözleşmesi, Cenevre Protokolü, Akdeniz’in korunmasına yönelik sözleşmeler var. Koruma altındaki bir alandan bahsediyoruz. Bunların ikisinin yanyana gelmesi akla mantığa sığmaz, kabul edilemez. Trakya’da yaşayan insanlar olarak şiddetle karşıyız.” dedi.

ÇED Yönetmeliğinin 9. Maddesi’ne göre, sivil toplum kuruluş temsilcileri ve vatandaşların yazdığı yüzlerce itiraz dilekçelerinin, Edirne ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından alınmadığı, vatandaşlara söz hakkı verilmediği, yetkililerin toplantı bitirilmeden ayrıldığı tutanakla tespit edilmiştir. Yani, bu toplantıdan da bir sonuç çıkmamıştır.

Şunu söyleyebilirim;

Projenin,  uluslararası sözleşmelere, 2006 ve 2010 yıllarında alınan Bakanlar Kurulu kararlarına aykırı olduğu ve doğayı tahrip edeceği açıktır.

Hukuk kurallarına uygun, böyle bir özel bölgeden geçirilmeden amaca ulaşabilen bir başka yolun düşünülmesi ve bulunulmasından yanayım.

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55