NURAN İKİZ /
GDO’lu diyet ve Şarbon perhizi
14 Eylül 2018 Cuma, 07:00

Kurban Bayramı’nı geride bıraktık ama şarbon illetinin ürküntüsünü, tedirginliğini bir türlü üzerimizden atamadık. Gün geçmiyor ki bir şehirden, bir bölgeden ‘Hayvanlarda Şarbon çıktı’ şeklinde bir haber gelmesin. Hatta bu hafta başındaki Edirne yerel gazetelerinde çıkan şarbon olduğu iddialarına Edirne’deki yetkililerden verilen “Katiyen öyle bir şey yok. Söylenti bunlar” şeklindeki yanıtları ardı ardına yayınlandı. Ama yine de et veya etli yemek tercihim olumluya dönmedi.

Kolera, deli dana, kuş gribi gibi hastalıklar gerilerde kaldı. Derken GDO’lu gıdalar gündemimizi bir süre işgal etti, dozu azalarak hâlâ sürüyor ya…

Şimdi geçen Kurban Bayramı’nda ortaya çıkan şarbon hastalığı ile boğuşuyoruz. Dileğim bu da kısa zamanda geçer. 

Prof. Dr. Canan Karatay hocamız bizim üzerimizde epey etki yaptı, ben karınca kararınca önerilerini dinlemeye çalışıyorum. Tuzu, şekeri kullanmayı çok çok azalttım. Gözüm doğal ürünlerde.

Tohumları dışarıdan getirilmiş, genetiği değiştirilmiş ürünlere itibar edilmemesi adeta kafalara kakılıyor.

Bunları belirttikten sonra köşe yazarı Yılmaz Özdil’in geçmişte gıda konusuyla ilgili satırlarından pasajlar vermek istiyorum. Okuyanlar hatırlar, okumayanlar da yararlanmış olur. Çok beğendiğim o yazısında bakın neler demiş Özdil:

Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya... Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya... İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.


Ne verirlerse... Onu yiyeceksiniz.
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz... Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli... Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran... İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef... Torunlarınız da.
Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için... İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan! Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu. Tahin-pekmezi “köylü işi”, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “modernite” sandığınız için, daha 10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.
Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak? İstanbul’un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir’de, Antalya’da, Adana’da evde salça yapmak? 
Şikâyet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla beyazlatılıyor diye... İster tam buğday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak? Bütün ailen kabız... Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?
Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun... Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun... Ne işe yaradı senin pazara gitmen?


Çin’den bal getiriyorlar mesela... Taaa Arjantin’den, Meksika’dan bal getiriyorlar. Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan... İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin! Ben iddia ediyorum... Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa, Şemdinli’de, Pervari’de terör bile azalır, terör bile.
Uzatmayayım. Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.


Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA’sını değiştirdi!
Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz... Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55
xx