Burhan Aytekin
Türklerin Rumeli'ye Geçişi Çardak Yağlı Güreşlerinden Kırkpınar Yağlı Güreşlerine
Yayın Tarihi: 12 Temmuz 2018, Perşembe
Diğer Yazıları

2017 yılı Ağustos ayında önce 6 Ağustos günü Yunanistan da yapılan SEÇEK Güreşlerine ve daha sonra 26 Ağustos günü de 284 üncü Tarihi Çardak Panayırı ve Çardak Güreşlerinde bulundum.

Benim için bu güne kadar görmediğim mekânları ve Türklerin Anadolu’dan Rumeli’ye geçişleri, Pehlivanların Piri Kızıl Deli Sultan’ın “Seyit Ali Sultan” Dergâhı’nı, Çardak Yağlı Güreşleri, Kırkpınar Yağlı Güreşinin doğuşu konusunda bilgilerimi geliştirdim. Bu bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Edinmiş olduğum bilgileri içerisinde eksik kalmış olan bölümler var ise bana ulaştırırsanız memnun olacağım.“baytekin48@gmail.com”

Çardak’tan başlayacak olan yazı serisiyle sizleri başbaşa bırakıyorum.

Çardak

Çardak, Asya ile Avrupa arasında bir geçiş noktası olması dolayısıyla her zaman ticari canlılığa sahip, aynı zamanda Osmanlı için Rumeli’ye geçişte bir askeri üs olarak da kullanılmıştır. Stratejik özelliğini hep kurumuştur.

Murat Sertoğlu, “Çardak aynı zamanda Asya ile Avrupa arasında bir geçiş ve buluşma yeridir.” demiştir.

Osmanlı döneminde yağlı güreş yapan pehlivanlar sadece kendi bölgelerinde güreşirlerdi. Her bölgenin kendine özgü meşhur pehlivanları vardı. O günün şartlarında ulaşım imkânları da kısıtlıydı.

Çardak, Rumeli, Marmara ve Eğe bölgelerinin orta noktası olarak coğrafi anlamda çok uygun bir konumda olduğundan bölgelerinde yağlı güreş yapan pehlivanların buluştuğu merkez olma özelliğine sahip olmuştur. Bu özelliğinden, Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşlerinden sonra Kırkpınar’ın rövanşı olarak nitelenmiştir. Kırkpınar Yağlı Güreşlerinde Başpehlivan veyahut katıldıkları boylarda başarılı olan pehlivanlar aynı başarıyı Çardak Yağlı Güreşlerinde gösterirlerse daha da önem kazanmaktadırlar.

Çardak Yağlı Güreşleriyle ilgili bilgi almak isteyen okurlar, Atıf Kahramanın, Cumhuriyete Kadar Türk Güreşi, Kültür Bakanlığınca yayınlanan kitabında öğrenebilirler. Çardak Yağlı Güreşleriher yıl 26 Ağustos günü yapılmaktadır.

Çardak Tarihi

Çardak bölgesinde ilk yerleşim Milattan öncelere dayanır. M.Ö. 500 yıllarından M.Ö. 50 yılına kadar bulunduğu bilinen Abarnis(veya Abarnos, Abernias) adlı bir küçük yerleşimin bulunduğu Antik Çağ tarihçileri tarafından bilinmekte ve yeri işaret edilmektedir. Abarnis dünyada ki belki ilk deniz savaşı olanAtinalılarla Spartalılararasında geçen ve Atina donanmasının tamamen yol olduğu Aigospotamaisavaşı önemli bir yer olarak bilinmektedir. Ayrıca, Argonotların Altın Postu arama seferleri sırasında uğradıkları limanlardan biridir.

Homeros ise bu kentten Apaisos olarak bahseder ve Truva savaşları esnasında Apaisos’luların yanında yer alarak savaştıklarını ve birçok kahramanlarının olduğundan bahseder.

Strabon zamanında (M.Ö. 65-M.S. 45) ise kentin boşaltıldığını ve ahalisinin de Lampsakos’a (Lâpseki) taşındığını yazmaktadır. Çardak’ta bulunan Tarihi Han’ın girişindeki ve içindeki mermer sütunların bu kentin kalıntılarından alınarak Hanın yapımında kullanıldığı bilinmektedir.

Günümüzde Çardak Kasabası ise tam Abarnis kentinin bulunduğu yerdedir.

Osmanlı’nın kuruluşuna dayanan ve Türklerin Rumeli’ye geçişi esnasında ve Osmanlı Devletinin ilk yıllarında önemli bir merkez olarak kullanılan kasaba haline dönüşmüştür.

Bu mevkiinin seçilmesinin önemli kıstaslarından biri de Rumeli’ye geçişi için yakınlığı ve Marmara Denizinizin Çanakkale Boğazına giriş noktasında bulunmasının stratejik durumunda olmasıdır.

O dönemde Lapseki de ise Kasabanın nüfusu Rumlar ve Ermenilerden oluşan bir merkez olduğundan Türkler Çardak bölgesini seçmişlerdir.

Çardak’ın bu özelliğinden Süleyman Şah Osmanlı Ordusunun Rumeli’ye geçiş noktasını olarak belirlemiştir. Türkler Avrupa kıtasına geçişi esnasında ve sonrasında Çardak’ın önemi artmıştır.

Rumeli’ye geçen Türkler ilk olarak Bolayır’ın yakınındaki Çimpe Kalesini almışlardır. Süleyman Şah’la birlikte yanında Gazilerden Evrenos Bey ve Ece Yakup Bey de bulunmuştur.

Gaziler ilk olarak şimdi yerinde kocaman bir Meşe Ağacı bulunan Salbaş Mevkiinde toplanmışlar ve Rumeli’ye ayak basan il gazi Sevindik Bey adlı alperendir.

Süleyman Paşa Boğazın emniyeti açısından Çardak’ta bir kale yaptırmış ve Boğaz Kumandanlığını Saruca Paşa’ya verdi. Bu kale 1416 yılında Venedikliler tarafından yıkıldı.(Gazi Esad Paşa'nın Çanakkale anıları)

Türklerin Rumeli’ye Geçişi ve İlk Çardak Güreşi

Türkler, Rumeli’nin fethine başlamadan önce de Rumeli’ye defalarca geçmişlerdir. Alperen Sarı Saltuk yaşamından öğrenmekteyiz

Çardak’ın önemi ise Türklerin Rumeli’yi fethetmek üzere başladıkları seferlerin başlangıç noktası ve en önemli sefere ev sahipliği yapmasıyla ünlüdür. Türklerin Rumeli’ye geçmeleri Türk tarihi bakımından önemli bir olaydır. En önemli geçiş noktası da Çardak Salbaş mevkii en uygun mevkiidir. Bu geçişle ilgili farklı görüşlerde yazılsa da, benim görüşüme göre o dönemde denizcilik konusunda önemli olan Venedik ve Cenevizlilerin gemileriyle karşı kıyıya geçilmiştir.

Çardak Yağlı Güreşlerinin Doğuşu

Şehzade Süleyman Şah, 1354 yılında Hıdrellezin baharı müjdelediği günlerde alperenleriyle birlikte 80 kişilik cengâver grubuyla Salbaş mevkii dediğimiz menzile Rumeli’ye geçmek üzere geldiler.

Cengâverler Salcı Başı dedeye yardım ederek önce Rumeli’ye geçmek için gerekli salları yaptılar. Sonra dinlenmeye çekildiler. Ertesi sabah uyanıp idmana başladılar. İdman sırasında yanlarında bulunan Pehlivanların Piri Kızıl Deli Sultan’ın(Seyit Ali Sultanduaları ile 40 yiğit güreş tuttular. Güreşçilerin birçoğu akşama kadar yapılan güreşte yenişemediler. Bu durum üzerine Süleyman Şah cengâverlere artık güreşi bırakmalarını ve yaptıkları güreşin devamını da Rumeli’ye geçtikten sonra uygun bir yer ve zamanda tekrar tutmalarını söyledi. Yaşlı bir zat olan Salcı Başı Dede orada vefat etti. Cengâverler bu günün anısını yaşatmak üzere Rumeli’ye geçişin de bir nişanesi olarak salların yapıldığı yere bir meşe ağacı diktiler. Salcı Başı Dede’yi bu meşe ağacının altına gömdüler. Daha sonra sallara binerek Gelibolu’ya geçmek üzere hareket ettiler. Ancak Kızıl Deli Sultanuyuyakalmıştı ve geçiş telaşı sırasında unutulmuştu. Bunu fark eden Kızıl Deli Sultaneteğini kumla doldurdu ve eteğindeki kumları serperek denize yürüdü. Kumları serptikçe önündeki deniz doluyor ve bir kara parçası oluşturuyordu. Neredeyse yonun üçte birine kadar bu böyle devam etti. Durumu gören Saldakiler Kızıl Deli Sultanıbeklediler ve onu da sala aldılar. İşte Salbaş ağacınınönünden başlayan Kum adasının varoluş efsanesi de böylece insanlık efsanelerine dâhil oldu.

Bu olay Gazi Rüstem Baba Sultan tarafından yazılan Seyit Ali Sultan Velayetnamesi’nde aşağıda ki gibi anlatılmaktadır.(Rıza Yıldırım, Seyyid Ali Sultan (Kızıl Deli) ve Velayetnamesi, Türk Tarih Kurumu 2007)

Bu arada Gelibolu’nun fethi sırasında Kızıl Deli Sultanayağını yere vurmasıyla birlikte bir zelzele olduğu da rivayet edilir. İşte Velayetname’deki aşağıdaki bölüm ile bilgileniyoruz. Halk arasında dolaşan Kızıl Deli Sultanefsanesinin de aslında kaynağına da ulaşmış oluyoruz: Metni aynen aşağıda yayınlıyorum.

“Suleyman pasa ile az-i cardakeyledüler. Akibet gelip eriştiler. Cardakın önünde konup bir kac gün dinlendiller. Andan azami rehedüp gaziler serveri SAS oldi. Pes cümle erenler…rum ilinin fethi içün azmeyleyup geldi Cardakustune gelip…ile bahri geçmek diledi. Andan rum iline geçip rum ilini sirkden temiz ide…isiti ol dem abu…hemi/hazirolunuzidi anda kim:

ol gemiye dilediler girmeye/

gecüpazm-i gelibolu inmeye

kail olmaz…itmez karar/

ol…ye olup kildi karar

cun karar itdi ol …/

almadi sahi gemiye ol zaman

doldurup kum da…ol dem heman/

oldi derya ubtinesahim revan/

niyetetdigecmyebanri heman/

sacti kum deryaya oldi san zemin

hayluoldi derya kumdan yol heman/

gördicün bu kadrini ol kesban

elemandeyüpgeriy döndüler/

hep erenler ol gemiy girdiler

olgelibdlsehrinezametdiler/

geldigel …huruç eylediler

nare verdi sahimizoldemheman/

zelzeledusti ol seher içre o an

haylükafir öldüler ol dem helak

Kızıl Deli Sultan Türklerin Rumeli’ye fethinde çok önemli bir görev üstlenen bir Pir ve manevi şahsiyettir. Bilinen adı Seyid Ali Sultan’dır. İlki Dimetoka’da olmak üzere Bektaşi tekkelerinikuran ve yaygınlaşmasını sağlayan kişidir. İşte bu nedenle Çardak güreşlerinin tarihi Türklerin Rumeli’ye geçişine kadar da indirgeyebiliriz.

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
POLİTİK MAYINLAR  ve KÜLTÜREL TUZAKLAR 
Recep ÇINAR
Üç Sınıf İnsan!
ERCAN KERMAN
OSMANİYE’DEN SELAMLAR
Seyide ESEN
ETUS’la geçmişe yolculuk
Selçuk Duranlar
İHRACAT
Zafer Dereli
KALICI BİR REFAH PAYI UYGULAMASI İSTİYORUZ
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
KIŞ MEVSİMİNDE ZAYIFLAMANIN YOLLARI
Şükrü Akıllı
EMEKLİYİ YOK SAYARSANIZ….
NURAN İKİZ
Bir Yeni Yıl Hikâyesi
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Stresle Başa Çıkmak İçin Çeşitli Tavsiyeler
Numan Özgür METİN
GÜNÜBİRLİK GÖKÇEADA
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
Roman vatandaşlar nerede?
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
M. ENİS ŞENSEVER
Anadolu Uygarlıklarından İzler – Panel ve Sergi (3)
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK