Yener Yaveroğlu
BU HALE NASIL GELDİK?
Yayın Tarihi: 22 Mayıs 2018, Salı
Diğer Yazıları

Otuz küsur yıldır, Edirne’de olduğum her gün, Zübeyde Hanım Parkı’nın arkasındaki duraktan, toplu taşıma araçlarına biner, Orduevi Durağında inerim. Bu hatta Tıp Fakültesi istikametine gidişte, 2-B, 3, ve 3-A Şehir Merkezine gelişte de, 2-A, 3, ve 3-A no’lu minibüsler, yolcu taşır.           

Okulların açık olduğu dönemde, 2-A minibüsleri, yolcuların büyük kısmını, Trakya Birlik durağında indirirler. 3 ve 3-A minibüsleri de Saray İçi yerleşkesine devam eder. Bu 3 ve 3-A minibüslerin yolcularının birçoğu, yanındaki arkadaşlarınla konuşarak veya okuyarak bilgilerini tazelemeye çalışırlar.

Birkaç yıl evveline kadar böyle devam etti. Son yıllarda, halen ders çalışmalar olmakta, ancak büyük çoğunluğu, telefonla ilgilenme hastalığına tutulmuş vaziyettedir. Öyle ki bu öğrenci evlatlarımız, yer verilmesi gerekli insanlara, telefonla meşguliyetlerinden ötürü, görmemekte ve bu insani ve ahlaki görevi yerine getirmemektedirler. Acaba, telefonla meşguliyet, yer vermesi gerektiğini görmemek için mi yapılmaktadır?

Bu arada bazılarının dindar dediği kızlarımızın, kimseye yer vermediğine şahit oldum. Hele-hele bu dindar denilen nişanlı veya evli gençlerimiz, koltuklarında süzülmekte, çocuklu olanlar da, küçük çocuğunu kucağına almayıp, bir koltukta, taa-ki kaptanın uyarısına kadar oturtmaktadır.

Bir de siyah çarşaflı kadınlarımız ve kızlarımız var. Bunların modern dünyadan ya hiç haberleri yok veya eşlerinden, bazıları da babalarından aldıkları talimatla koltuklarında oturmaktadırlar. Diğer yolculardan hiç yaklaşım görmeyen bu insanların, yetiştirecek çoluk-çocuğun bu ülkeye ne faidesi olabilir ki?

Bu sahneleri yaşayarak Ordu Evi durağına gelir ve Trakya Hastanesi’nin önünde inerim. Karşıya geçmek için yaya yoluna gelinceye kadar, insanların yeşil ışığı beklemeden,  arabaların arasından geçtiklerine şahit olurum.

Bu insanların bir kısmı köyden-şehre gelmiş,  yaşama hala ayak uyduramayan, köy kadınları, bir kısmı küçük pazar tarafından gelen Romanlar, sanki şirket toplantısına yetişecekmiş gibi acele eden orta yaşlılar, kendi kurallarını kendisi koyan gençler, maalesef üniversite öğrencisi olduğunu sandığım bir kısım gençler…

Bazılarına acele etme diyorum, yeşil ışığı beklemesi gerektiğini söylüyorum. Ancak dinleyen çok az oluyor.

Trafik polislerinin ara-sıra buralarda nöbet tutarak, ceza yazmadan, bu kişileri uyarmasını isteriz Ancak onlar da maalesef, ANKARA’dan gelen misafirleri karşılama görevlerini ancak yapabiliyorlar. Bu konularda kendilerine görev verilmiyor her halde?

 Yıllar önce EDİRNE, çok daha ölçülü hareket eden insanların, yaşadığı bir şehirdi

Yazımın başlığında yazdığım gibi: BU HALE NASIL GELDİK?...

DİĞER YAZARLAR
ERCAN KERMAN
Edirne Sevdalıları
Recep Çınar
İnsan tipleri!
CELİL ÖZCAN
Kurtuluş Mücadelesinin 100. Yılı
Psikolog. Buse Başköylü
Alt Islatmanın Psikolojik Sebepleri
Tülay Çağlarer
Edebiyatımızdan örneklerle Ramazan
Zafer Dereli
Sağlık personeli alımında mülakata hayır!!!
Teoman Özçuhacı
Perşembenin gelişi çarşambadan belli
NURAN İKİZ
Şehirler ve insanlar
Ahmet Acaroğlu
HER ŞEY GÜZEL OLACAK
ERTAN ÇEKİÇ
Kelebeğin kanadı
EKREM KANTUR
Malüllük maaş hesabı neden farklı?
M. ENİS ŞENSEVER
SINIR–LI/ SIZ–BİRLİKTE-LİK GRUP SERGİSİ
Şükrü Akıllı
Ülkemi yoran bir seçim daha
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
Numan Özgür METİN
Kötü ruhların kovalandığı festival; Kukerlandia
Burhan Aytekin
Nevruz
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
MUSTAFA ÇETİN
ALEVİLİK VE TOPLUMSAL BİRLİK
Selçuk Duranlar
Karbon ayak izi (2)