NURAN İKİZ /
Kakavaya akın
11 Mayıs 2018 Cuma, 07:03

Geçen hafta sonu gerçekleştirilen Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri dolaysıyla Edirne, beklenenin üzerinde bir kalabalığı ağırladı ve olağanüstü hareketliliği de yaşadı. Üzerinden kaç gün geçmesine rağmen hâlâ, o ziyaretçi akınının konuşuluyor olması bana Dünyaca ünlü şairimiz Nazım Hikmet’in Güneşi İçenlerin Türküsü adlı şiirinin şu dörtlüğünü hatırlattı.

“Akın var/ Güneşe akın!/Güneşi zaptedeceğiz/ Güneşin zaptı yakın!”

Evet Edirne’ye akın vardı, akın. Turizmi zapteteceğiz, turizmin zaptı yakın herhalde…

Evet abartı değil, Edirne’ye yerli ve yabancı turist akınının geçmişte olduğundan çok daha fazla olduğu bir gerçek. İş, bu akını artırarak sürdürmek…

Kakava şenlikleri bitmişti o gün ama merak edip şöyle minibüsle Sarayiçi’ne doğru bir gideyim, göreyim dedim. Saraçhane’ye yaklaştık, yollar geçilecek gibi değil. Sarayiçi yönüne döndük yok tıkandı. Minibüs adım adım yol almaya başladı. Tıpkı iki hafta önce, 23 Nisan bayramı arifesinde, 25 Kasım Stadyumu arkasındaki kavşakta yaşadığım durumdan daha bunaltıcı bir yoğunluk vardı. Otomobilden geçilmiyor, çok sayıda otobüs cabası… Ve bu şenliklerin dağılma anındaki durumdu. Üç tarafa, TOKİ, Küçükpazar ve Saraçhane istikametine yol olmasına rağmen yoğunluk yine de erimiyordu. Çoğu da memleketlerine dönmüştü. 200-250 metrelik yolu minibüsle 25-30 dakikada aldık. Zaman zaman yol kilitlendi.

Minibüste konuşulanlar katılımın Kırkpınar’a gelenlerden daha fazla olduğu yönündeydi. Belediye Başkanımız Recep Gürkan’ın, geçen yıl 60 bin kişinin geldiği, bu yıl sayının 80 bine çıktığı yönündeki açıklamaları da durumu onaylıyordu.

Büyüklerimden öğrendiğim kadarıyla önceki yıllarda turizm faaliyetleri olarak Atatürk Anıtı önünde sezon açılış töreni olur, bir de Kapıkule’de turizm haftası başlangıcında folklor gösterileriyle bir grup turist karşılanır, çiçek takdim edilir ve “Turizm sezonu bu yıl daha bereketli geçecek. Turizmde patlama yaşayacağız.” şeklindeki söylemler dillendirilirmiş ve bunlarla yetinilirmiş. Hepi topu bu kadar. Turizmi saldım çayıra, Mevlâm kayıra tarzı hâkimmiş.

Hani eskilerin “Un var, yağ var, şeker var; öyleyse helva yapsana!” şeklinde bir söz vardır ya o turizm helvası bir türlü yapılmaz, yapılamazmış o dönemlerde…

Oysa tarihimiz var, eserlerimiz var, kültür varlıklarımız var, ünü cihana yayılmış camilerimiz var, aralarında ödül almış müzelerimiz var…

Diğer yanda artık ünü yurtdışına yayılmış tava ciğerimiz, meşhur Trakya kıvırcık koyunu etinden yapılmış köftemiz var. Bademezmemiz, Devai Misk helvamız, çifte kavrulmuş lokumumuz, Kavala kurabiyemiz var. Hediyelik isterlerse minyatür aynalı süpürgelerimiz, miss meyve sabunlarımız vs.var. Gelenlerin tarihi, kültürel yerleri ve ünlü camilerimizi gezip karınlarını da doyurduktan sonra rahatla dinlenebilecekleri Söğütlük, Sarayiçi, iki köprü arası gibi temiz hava depolarımız var.

Çok kişiyi kente çekecek Kakava ve Hıdırellez Şenliklerinden başka Tarihi Kırkpınar’ımız var, Uluslararası Edirne Bando ve Ciğer Festivali’miz var. Var oğlu var… Daha ne olsun?..

İşte bugün de Edirne Bando ve Ciğer Festivali’mizi de kutlamaya başlıyoruz. Yine ilginin büyük olacağını tahmin ediyorum.

Sözün kısası Edirne’nin turizm yıldızı parlamış durumda; bundan sonra hedefimiz, çalışmaları hiç boşlamadan bu parlaklığı daha da artırmak olmalı…

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55
xx