MURADİYE AKCAN /
TRAFİKTE ZORBALIK MI HOŞGÖRÜ MÜ?
17 Nisan 2018 Salı, 07:00

Eminim yazımdaki satırları okurken bazı örnekler için “evet aynen öyle, hergün bundan şiklayet ediyorum” diyeceksiniz…

Ama sadece içimizden düşünmek ve şikayet etmek yetmiyor sevgili okurlar. Bence bir şeyler yapmak lazım. Durum her geçen gün kötüye gidiyor çünkü…

 

Egzozlarını bağırta bağırta geçen araba ve motorlardan geceleri uykudan fırlıyoruz.

Şehiriçi trafikte rally   yapar gibi araba kullanan sürücüler yüzünden çocuklarımızı okula yanlız göndermeye korkuyoruz.

 

Hala bir başkasının hakkını gasp etmeden, bencillik yapmadan araba nasıl park edilir bilmiyoruz. Alışveriş merkezinde son model arabasıyla 2 araçlık yeri gasp eden, kibarca uyardığımda utanmadan istifini bozmayan adam sana hala kızgınım! Adam olmak o pahalı arabaya binmekle değil, insanlarla saygı içinde yaşamayı öğrenmekle oluyor! O gün bulafı söyleyemedim içimde kalmıştı, şimdi söylüyorum!

 

Bazı taksiciler adeta zorbaca araba kullanıyor

Taksici arkadaşlarım bu cümlelerimi sevmeyecek ama üzgünüm bunlar gerçek.

Evet ekmeğinizin derdindesiniz, sabahtan akşama direksiyon sallıyorsunuz ama bu size başkalarının hayatını tehlikeye sokma hakkı vermiyor. Özellikle genç yeni sürücüler direksiyon başında daha hoyratlar. Yolun tek şerite düştüğü yerlerde önündeki arabaya tahammül edemiyorlar. Kornaya basıp(yadabasmadan) direk tarkasına sonuna kadar dayanıyor onu strese sokuyorlar. Hele karşılarındaki acemi bir sürücü ise vay haline. Eli ayağına dolaşıyor, hızlı gitse önüne yayaçıkacak, gitmese arkasındaki taciz ediyor. Bahsettiğim yer mahalle araları. Bisikletl çocukların dolaştığı, yayaların dikkatsizce kendini sokağa attığı sokaklardan bahsediyorum. Orada belirli hız limitleri var. Ve bunlar toplumun güvenliği için. Arkanıza dayanan araba size bu kuralları çiğnemeye mecbur bırakıyor. Ya sağa çekip geçmesini bekleyeceksiniz yada stere girip hızınızı arttıracak, başkalarının hayatını tehlikeye sokacaksınız.

 

25 yıldır araba kullanıyorum, binlerce km yurt dışı tecrübem var. Bunun büyük bölümünü Avrupa ülkelerinde kullandım.  Eğer aranızda yurt dışında araç kullanmış olan varsa ne anlatmak istediğimi çok iyi anlar ve her cümleme katılır. Orda kurallar çok ciddi. Cezalar çok yüksek.Ve insanlar kuralları çiğnememek için çok ama çok büyük bir özen gösteriyor. Üstelik inanın para cesasından korktukları kadar bunu hoşgörü için, öyle terbiye edildikler, için yapıyorlar.

Bizde birkaç yıldır var olan dönel kavşaklar onlarda 25 yıl öncesinden beri var. Edirnede yaşayanların o dönel kavşaklarda hızla ama ahenkle akan o trafiği görmesini çok isterdim. Tekerleği çizgiye ilk değen aracın geçiş üstünlüğüne tüm araçlar riayet ediyor ve tek bir kavga çıkmadan, kimse kimsenin hayatını tehlikeye atmadan, trafik ahenkle akıyor. Darılmayın ama biz daha dönel kavşağı nasıl kullanacağımızı bilmiyoruz.

 

 

Bisikletli sürücülere saygımız yok

Bugün otizm’e dikkat çekmek için TrakyaÜniversitesinden Saraçlara kadar pedal çevirdik. Yolda yaşadığımız tehlikeleri, motorların ve araç sürücülerinin bize yaptıklarını anlatsam sayfalara sığmaz. O kadar üzücü ki… Bisikletliyi gereksiz yere trafiği meşgül eden birisi gibi görüyorlar. Oysa bilmiyorlarki bisikletli sürücü de o yollarda onunla aynı haklara sahip! Üstelik biz bir yerden bir yere giderken onlar gibi çevreyi kirletmediğimiz için onlardan üstün bile sayılırız.

Bunu anlamıyorlar. Anlamaları için eğitim şart!

 

AlmanyadaTrafik eğitimi ta ilk okulda başlıyor ama gerçekten çok ciddi veriliyor. Bizdeki gibi müfredatta yer alan ama çoğunlukla boş geçen bir ders değil. Düşünün Bisiklete binmek için bile ehliyetiniz olması gerekiyor. Ehliyeti almak da öyle kolay değil. Trafik kurallarını ciddi ciddi öğreniyorsunuz. Polis geliyor ve size trafikte neler yapmanız gerektiğini, nelere dikkat etmeniz gerektiğini en ayrıntılı biçimde anlatıyor. Çocukluğumu hatırladığımda okuluma gelen polisten çok korktuğumuzu ve onu çok ciddiye aldığımızı hatırlıyorum. Oysa o çok sakin ve anlayışlı bir polisti. Ondan korkmamızı gerektirecek bir durum yoktu. Adaleti ve kuralları temsil ediyordu. İnsanların ona saygısıçoktu.

Almanya’daçocuk- yaşlı herkes bisiklete biniyor. Kilometrelerce uzaktaki okula ya da işinize bisikletle gitmek çok olağan bir şey. Karşı komşumuz Tantie 60’lı yaşlarda çok sevdiğimiz tontiş bir Almandı. Arabası yoktu yıllarca işine bisikletiyle gidip geliyordu. Her zaman kendime sorarım  neden biz caddelerimizde  60 yaşında bisikletli teyze göremiyoruz? Bu sayfaları dolduracak ayrı bir sosyo-Kültürel sorun…

Hiç unutmuyorum; Türkiye’ye temelli döndüğümüzde en büyük şoku “Aa ne kadar ayıp kızlar bisiklete binmez” lafını duyduğumda yaşamıştım.

Neyseki yıllar içinde bir şeyler değişti ve hala değişiyor.Ve inanıyorumki eğitimle, bilinçle birçok şeyi aşıp daha yaşanır bir çevre yaratacağız.

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55