Şükrü Akıllı /
Kendi ellerimizle yok ediyoruz
08 Şubat 2018 Perşembe, 11:35

RÖPORTAJ: ŞÜKRÜ AKILLI                                             

Sukruakilli 22Qhotmail.com

Sayın Hocam,  röportajımıza başlamadan önce sizi tanımak istiyoruz?

1987 yılında İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden mezun oldum. Aynı üniversitede beş yıl asistan olarak çalıştım. Müzecilik derslerine girdim. Daha sonra altı yıl Topkapı Sarayı Müzesi ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde; Müze Uzmanı ve Arkeolog olarak görev yaptım. 1998 yılında Bergama Müze Müdürlüğü’ne atandım. 3 yıl Müze Müdürü olarak görev yaptıktan sonra 2000 yılında Trakya Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’ne girdim. Bu yıl 31. yılına  girdiğimmesleki yaşantımın 18 yılını Edirne’de tamamladım. Şu an Arkeoloji Bölümü Klasik Arkeoloji Ana Bilim DalındaDoçent  olarak görev yapıyorum.

Edirne’yi tarihsel konumu ve Arkeolojik açıdan değerlendirmesini yapar mısınız?

Edirne;  Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan bir nevi kemer görevi yapan coğrafyanın en güzel ve stratejik noktasında yer almaktadır. Bu coğrafi özelliğinden dolayı da en çok işgale uğrayan, dolayısıyla karşılığında değişik savunma stratejilerinin uygulandığı ve her dönem mağduriyet yaşayan bir coğrafyadır. Bu durumda toplum genetiğinde kozmopolit bir popülasyona yol açmıştır. Kuzeyden güneye doğudan batıya sürekli göç alan bir yerdir Edirne. Bu nedenle kendince tarih boyunca farklı ancak basit koruma refleksleri hep olagelmiştir. 

Edirne’nin Kültürel mirasları ilgili neler paylaşmak istersiniz?

Edirne’nin kültürel mirası ile ilgili söylenebilecek çok şey vardır. Ancak kendimce bir iki önemli saptamayı öncelikle yapabilirim. Dünyada yüzölçümüne en fazla taşınmaz eski eser düşen şehirdir. Ancak mevcut taşınmazlarını kendi kendine en fazla tahrip eden de bir kenttir. Makedonya (Saat) kulesini dinamitleyen Validen,  Roma Surlarını para karşılığında sökülüp satılmasını sağlayan bürokratlara, Topkapı Sarayından sonra en önemli sarayının Rusların eline geçmesin diye infilak ettiren bir kenttir Edirne. Belki en fazla hazireye sahip bir kent iken,  kontrolsüz büyüyen yapılaşmadan dolayı doğru dürüst kalmayan; hazireler,  maşatlıklar, hamamlar, suyolları, mescitler vs vs. Edirne’de koruyamadıklarımız emin olun başlı başına birkaç doktora konusu olur.  Ben de elimden geldiğince bunları topluyorum.

 Edirne’deki kültür miraslarımızın restorasyonları konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Kültür mirasının restorasyonu ve düzenlemesi başlı başına ele alınması gereken bir konudur. Üzerinde saatlerce konuşulabilir. Her şeyden önce restorasyona ağırlık verilebilmelidir. Ancak restore edilen yapılara mutlaka bir işlevi olmalıdır. Örneğin Edirne eski sarayının mutfak kısmı akla zarar paralar harcanarak ihale ile restore edildi. Bugün bu yapı işlevselsizlikten eski haline dönüyor. Onca para döküldü. Neden? İhaleye çıkan kurumlar su taşkınlarını dikkate almadılar… Milyonlar veriliyor Edirne’deki neredeyse tüm tekke ve zaviyelerin kazısı yaptırılıyor. Sonra yıllarca doğa ve insan tahribatına maruz kalacak şekilde açık bırakılıyor.   Su taşkınları yüzünden gözden çıkarılan anıtlar, şehitlikler, vsvs Yapılacak ciddi çalışacak bir kent içinde sivil bir konsey oluşturmak. Ne zaman ne yapılacağı, önceliklerin belirlenmesi azami ekonomik bütçe ile siyasetten uzak akılcı yol izlenmesidir. Diğer kentlere örnek olunmasıdır. Önceliklerden biri de Gazi Mihal Hamamı’dır.

Pekii, Edirne veya Edirneli kültür miraslarına yeterince sahip çıkabilmiş midir?

Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki ben bu konuda çok radikalim. Bu nedenle öyle siyasi pragmatik beklentiler peşinde olmam, olanlardan da hoşlanmam. O nedenle çok açık söylüyorum ki, Edirne yeterince değil, bence minimum düzeyde bile kültür mirasına bugüne kadar sahip çıkmamıştır. Yüzlerce binlerce örnek verebilirim. Her biri, bir bürokrata ve seçilmişe dokunur.

Edirne tarihinin gün ışığına çıkarılması konusunda neler düşünüyorsunuz? Yani toprak altında bekleyen tarihi eserlerimiz var mı?

Edirne’de toprak altında hiç bilinmeyen pek çok kültür mirasımızın olduğunu biliyorum. Edirne’nin tarih öncesi ve Roma dönemi zaten tam araştırılmış değildir. Bu konu her zaman Osmanlı mirasının gölgesinde kalmıştır.  Edirne’nin 2000 yıllara kadar arkeolojisi bürokratlarca hep göz ardı edilmiştir. Halen bilimsel anlamda kent arkeoloji yapılmamaktadır. .

 Edirne kent merkezinde bu güne kadar birtakım kazı çalışmaları yapıldı, Başlatılan çalışmaların bir kısmı da yarım kaldı, ilgi bekliyorlar. Siz ne dersiniz?

Edirne’de yapılan kent arkeolojisinde Dünyanın en çarpık çarpık uygulamalarının bütünü vardır. Bu açıdan sanırım Dünya literatüründe en güzel kent arkeoloji labaratuvarı Edirne’dir.  Taşınan onlarca taşınmaz eser, kayıt altına alınmadan gömülen yerler, üstüne hazirelerden getirilen mezar taşlarından mezarlık parkı yapılan uygulamalar, mezar taşlarının peyzaj mimarlığında veya toprak dolgu da kullanılan uygulamalar, yarım kalan, durdurulan, mahkemelik olan sondaj kazıları, aklınıza ne geliyorsa hepsi uygulanmış. Osmanlıyı ihya edelim derken yine bir Osmanlı yapısının sırtından hançerlenirken bundan utanılmıyor. Vsvs

 Selimiye  Edirne’nin Kent Tacıdır. Ben böyle yorumlarım. Bu muhteşem eserimiz aynı zamanda Unesco  kültürel mirası listesindedir.  Unesco çalışmaları aşamasında bir katkınız  oldu mu?

Selimiye Külliyesi’nin UNESCO kapsamına alınma sürecinde ve sonrasında Selimiye Camii Külliyesi Danışma Komisyonu’nda 4-5 yıl görev aldım. Hiçbir karşılık beklemeden düzenli olarak toplantılarına katılıp elimizden geldiğince daha iyi olabilmesi için katkıda bulunuyorduk. Her zaman olduğu gibi sonra bir yazı ile görev sonlandırıldı.

2012 yılında, Edirne Kent Konseyi ile birlikte belki de Edirne’de bu büyüklükte her kesimden insanın katıldığı Kent Konseyi’nin davetiyle ’’Selimiye Bizim Korumamız Altında’’ başlığı altında İnsan Zinciri eyleminin organizasyonunda öncü görev aldım. Daha sonraki yıllarda belki daha da büyütmemiz gerekirken,9 Nisan Mimar Sinangünlerini kutlamaya ve Edirne’nin imar ve çevre kirliliğinden korunması için farklı etkinlikler yapmaya devam ettik. Selimiye’nin siluetinizdeki bozulmaları hep gündemde tutmaya çalıştık.

  Edirne’nin  Kültürel ve Arkeolojik sorunları ile ilgili Belediye nezdinde  öneri ve tavsiyeleriniz oldu  mu?

Yerel Seçimlerden hemen sonra Edirne’deki Kültürel sorunlarla özellikle Arkeolojiye dair sorunlar ve çözüm önerilerinin de içinde olduğu bir dosyayı yeni seçilen Belediye Başkanı Sn. Recep Gürkan’a bir dosya halinde arz ettim.

2017 yılında Kent Konseyi, Yemişkapanı ile ilgili Belediye Nikâh Salonu’nda yine tüm paydaşların katılımı ile oturum başkanlığını üstlendiğim panel organize ettik.

Edirne’nin kültürel yaşamına bir katkım olsun diye elimden geldiğince düşüncelerimi yerel bir gazetede paylaşmaya çalışıyorum.

Edirne’de iyi şeylerde oluyor. Örneğin Tunca kenarındaki Yeni Nikâh Salonu. Peyzajına son eklemeler dışında, çok başarılı bir restorasyon projesi ile Edirne’nin sosyal yaşamına katılan bir proje oldu.

Ancak bu güzelim kentte bir yerel yönetime ait kültür merkezinin olmaması, gerçekten affedilmez bir hata olarak bugüne kadarki tüm belediye başkanlarının hanesinde eksi bir not olarak yazılmalıdır. Artık ilçelerde bile kültür merkezleri varken Edirne gibi bir ilde olmaması bir utançtır.

 Tescilli yapıların bakım ve onarımları konusunda Devlet yada şahıslar tarafından yapılan çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kale içindeki tescilli binaların bakım ve onarımları ciddi büyük bir projedir. Bunu yapabilecek kaynaklar Edirne’de fazlası ile mevcuttur. Ancak bunun ne kadar önemli olduğunu kavrayan bürokratların Edirne’ye atanıp atanmaması seçilip seçilmemesi sorundur. Bunu kısa dönemlerde bile başarabilen yöneticiler kente adlarını altın harflerle yazdırmışlardır. Edirne’yi seven ve gerçekten sahiplenenler, bugün olduğu gibi gelecekte de onları minnetle anacak yâd edecektir. Örneğin Rahmetli Fahri Yücel. Kısa süre kalmasına rağmen, yakın geçmiş Edirne tarihini bilenler Merhum Fahri Yücel’in zarafetini, inceliğini, uzak görüşlülüğünü unutabilirler mi? Ben onun döneminde Edirneli oldum. Edirne’de son yıllarda birkaç girişimcinin bazı konakları restore ettiği ve turizme kazandırdığını sevinerek yaşadık. Hatta bunları benim de 2011’de ödül aldığım AB EuropaNostra Kültürel Koruma Programı’na katılması için teşvik ettim. Bunlardan biri olan Kale içindeki Mihran Hanım Konağı EuropaNostra tarafından Mansiyonla ödüllendirdi.

Edirne’nin koruma  imar planı olmasına rağmen siluet konusunda da önemli sıkıntılar  var. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Edirne’nin koruma imar planı var. Son yıllara kadar başta Kaleiçi olmak üzere çok hoyratça imar varken son yıllarda bu konuda önemli adımlar atıldı. En azından 30 sene öncesine rağmen daha çok koruma bilinci hâkim. Ancak Selimiye’nin siluetini başta devlet daireleri olmak üzere kendi ellerimizle yok ettiğimizi de söylemem gerekli.  Zaten siluet Edirnenin belli başlı sorunu. Onbeş yıldan beri bütün kamu yapıları, E5 üzerindeki  Kamu yapıları veya Özel  mülkiyete ait yapılar Edirneninsulıetini  tehdit ediyor. Bu konu gözden çıkarılmış gibi.

 Üniversite olarak Edirne il merkezinde hangi çalışmalara katkı sunuyorsunuz? Valilik veya Belediye ile yürütülen ortak çalışmalarınız var mıdır?

Bu ilde üç saç ayağı; Valilik, Belediye ve Üniversite ne yazık ki 18 yıldır ortak bir çalışmasını göremedim. Özellikle Belediyenin Üniversitenin beyin gücünden, katkılarından yararlanmak istememesini anlamış değilim. Oysa bu kentin her acıdan Eskişehir’den, Gaziantep’ten, Kars’tan bir eksiği yok fazlası var.   Bu kent, Dünya’da yüzölçümü ile en fazla taşınmaz kültür mirası sıralamasında ikinci. Edirne’de bunu kaç kişi idrak ederek yaşıyor? Evet son dönemlerde artan Yunan ve Bulgar günü birlik alışveriş turizmi ve Türkiye’nin değişik yerel yönetimlerin organize ettiği turlar var ancak bunlar kente ne kazandırıyor?

Üç nehrin ve ülkenin buluştuğu Edirne her anlamda tam bir çekim merkezi olabilir. Yeter ki, bütün kurumlar kent için organize olsun. Ellerinde yetişmiş insan kaynaklarını doğru kanalize etsin. STK’larla çalışma alanı açsın.

  Valilik veya Belediye tarafından yürütülecek bazı projelerde veya Arkeolojik kazı çalışmalarında sizlerden görüş ve katkı isteniyor mu? Kurumlarla bu konuda ilişkileriniz nasıl?

Valilik ve Belediye’nin kent içinde yaptığı hiçbir kent arkeolojisinde bugüne kadar bizim düşüncemiz sorulmamıştır. Ancak biz ona rağmen kentteki kazıları yerinde görüp değerlendirmek için en azından arşiv yapmak için her dönem araziye gitmişizdir. Bu çok ilginç bir ironidir. Orada çalışan bizim mezunlarımız veya öğrencilerimizden bilgi almışımdır. 2000 yılından bu yana eskiye oranla Edirne Müzesi’nin çok daha aktif olduğunu söylemem gerekir. 2000 öncesinde arkeoloji bu kentte kesinlikle hiç bir icraatı olmamıştır. Müzede sadece Etnografya yapan bir müze görünümü varken, bu tarihten itibaren Müze Müdürü Şahin Yıldırım’la kent arkeolojisine ağırlık verildiği, şu anki müze Müdürü Hasan Karakaya ile birlikte, Edirne Müzesi’nin gerek teşhir, gerekse depo konusunda, Türkiye’nin sayılı aktif müzelerinden birisi olduğu söylemem gerekli. Müze bina olarak yeterli mi? Hayır! Edirne’ye yakışan büyük bir müzenin olmasında tabii fayda var. Örneğin mevcut müzenin yanındaki İ.Ü. Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi’nin Edirne Müzesi’ne devredilmesini beklerken ne yazık ki başka şeyler duyuyoruz. Bu bugüne kadar ki,  kent yöneticilerinin açıkça basiretsizliğinden, öngörüsüzlüğünden yani kültürü yeterince önemsememesinden kaynaklanıyor. ….

Başka bir şey daha söyleyeyim, bugün Edirne’de Vakıflara ait onlarca medrese, hazire,  külliyenin kazısının yaptırılarak iki üç yıl boyunca korumadan yoksun doğa ve insan tahribatına açık bırakılması da öngörüsüzlükten kaynaklanıyor. Bunu hiç kimse dile getirmiyor. Biz açtıralım da sonra nasıl olsa onarılır diye bir uygulama bilimsel değildir.

İnşa edildikleri dönem sanat harikası olarak nitelendirilen, Savunma hatları tabyaların birkaç tanesinin düzenlendiğini biliyoruz. Ancak 25 civarındaki diğer tabyaların durumları ise içler acısı. Harabe halindeler, ilgi bekliyorlar.Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Edirne tabyaları gerçekten çok önemli bir konu. Konuşmamın başında söylemiştim. Edirne işgaller ve savunmalar konusunda çok nadir yerleşmelerden biridir. Sadece savunma sistemleri ve buna dair kalıntılar, o yıllarda bile dekovil sistemi ile birbirlerine bağlanmışlar ve hizmet vermişler. Edirne’nin Dünya’daki marka yüzü olabilir. Turizme katkısı sağlanabilir.Bu en azından Gastronomisi kadar, Selimiye Camii kadar önemli.

Örneğin; Edirne neden eski hamamlarını yeterince değerlendirmiyor? Sadece yaşayan Osmanlı Hamamları ile bir çekim merkezi olur. Vakıflara ait bu hamamlar bilinçli bir şekilde işletilse muhteşem bir turizm potansiyelini yakalar. Belediye organik tarımı özendirse. Üniversite her iki konuda bilimsel anlamda destek verse …

Müze çalışmaları, uygulamaları, veya yapılması gerekenler konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

Edirne de ciddi anlamda müze projeleri yapmak gerekli. Üniversite Müzeleri arasında en önemli müzelerden bir olan ödüllü II. Beyazıt Sağlık Külliyesi Müzesi vardı. Özellikle eski teşhiri ile en fazla turist çeken müzelerden bir oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yeniden teşhir ve tanzimle açtığı, Edirne Türk İslam Eserleri Müzesi çok önemliydi. Ardından Fahri Yücel tarafından açılmış olan ancak daha sonra kapatılan kent müzesini, yeni belediye başkanı pek çok eksikliği ve hatası ile birlikte, Edirne Kent Müzesi’ni yeniden açtı.  Çok iyi yöneticiler atadı. Ardından eski T.Ü. eski rektörü Sn. Osman İnci tarafından büyük bir özveri ve fedakârlıkla Karaağaç’ta Özel Osman İnci Müzesi açtı. Bunlar yeterli mi? Hayır.

Bence en kısa zamanda;Makedonya Kulesi’nin bulunduğu alanda bir Kent Müzesi, büyük bir Mübadele MüzesiKırkpınar Müzesi, Tabyalarda Edirne Savaş ve Savunma Sanatı  Müzesi açılması gereklidir.

Selimiye külliyesinin hemen batısında  1589 yılında 3. Murat tarafından Yemiş kapanı Hanı yaptırılmış. Uzun yıllar kullanılmış ancak 1937 yılında sağlamken, ayakta iken, canlı iken yıktırılmış.Temelleri de toprak altında kalmış.2013-2014 yıllarında Edirne Belediyesinin Selimiye çevre düzenlemesi kapsamında temellerine ulaşılınca koruma kazıları yapılmasına karar veriliyor. Temeller bariz şekilde ortaya çıkarıldı ama yıllardır bu halde bekliyor, çalışma yok harabe bir görüntü var…Edirne’ye gelenler de bu harabe görüntüye anlam veremiyorlar. Selimiye ye bu görüntünün yakışmadığını üzüntüleri ile dile getiriyorlar. Bildiğimiz kadarıyla Belediye ile Vakıflar arasında bir anlaşmazlık söz konusu. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Edirne’nin son on yılının kanayan bir yarası bence. Sayın Sedefçi döneminde bu düzenleme projesine biz zamanında karşı çıkmıştık. Dinletemedik tabii. Proje yapılırken tarafların bir araya gelmesi ve konsensüs oluşturulması gerekirdi. Olmadı. 2013 te de benim elimde yetkiler var  ben yaparım, ben bilirim mantığı ile hareket edildi.Yanlış yol izlendi, çalışmalar tıkandı. burada farklı taraflar var,Vakıflar çıkan kazının sahibi. Belediye kazıyı yaptıran. Valilik ve müze kazıyı yapan kurumlar. Herkes farklı şeyler istiyor. Birde siyasi konular işin içine girince olay tamamen kadük oluyor. Ben zamanında Basın aracılığıyla da uyarmıştım. Yapmayın yazık olacak demiştim. Şimdi ortada bir cenaze var bu cenazenin eski eserlerin korunması dikkate alınarak ortadan kaldırılması gerekiyor. Temelleri ortada kalmış bir yapı var. Siz eğer temel seviyesindeki kalıntılar üzerine  yeniden bir ekleme yaparsanız bunun gerçekleri yansıtmayacağı ve Selimiye siluetine aykırı olacağı tartışmasızdır. Çünkü o dönemdeki malzemeyi bulamazsınız. O dönemdeki inşaat tekniğiyle bunu yapamazsınız. Oraya böyle bir yapı inşa ettiğiniz takdirde hem aslına sadık kalmayacağız hem de çok çirkin bir görüntü oluşacak. Dolayısıyla var olanı stabil şekilde korumak gerekiyor.Kurumların ve Üniversitenin bir araya gelerek ortak bir akıl ile çözüm bulunmalı. Üniversite bu konuda sorun yokmuş gibi davranamaz. Taraf olması ve doğruyu kendi açısından ileri sürmesi gerekiyor. Üniversitenin Mimarlık fakültesi var, Sanat tarihi, Arkeoloji bölümleri var. Şehir planlamacı bölümleri var. Bu tam da bizim konumuzdur. Öncülük edilmesi düşüncesindeyim. Velhasıl bilim temelinde ne yapılması gerekiyorsa bir an önce yapılmalıdır. Politik şeyler bir kenara bırakılmalıdır diye düşünüyorum.

Yemiş kapanı hanında restorasyon yapılması hanın yeniden inşa edileceği anlamına mı geliyor.

Hanın tamamı korunmuş değil, Köfteci Osman tarafındaki duvarlar korunmuş. Belediye tarafında sadece temelleri kalmış. Birde ortada sadece şadırvan var. Yani toplamda hanın sadece  %10 korunmuş. Böyle bir yapıyı ayağa kaldırmak restorasyon mantığına uygun olmadığı gibibilimsel de değildir. Bence üstünün kapatılarak orayı bir arkeopark haline getirmek daha mantıklı.

Diyelim ki yeniden 12,5 mt. İrtifa ile inşa edildi. Siluet sıkıntısı yaratır mı?

Biraz önce de ifade etmeye çalıştım bu şekilde bir yapı çok çirkin olacağı gibi Selimiye’nin silueti konusunda ciddi bir sıkıntı yaratacaktır. Belediyenin bu konuda güzel bir çalışması oldu ama çok kısa sürdü. Yemiş kapanı çevresine konulan pano Hanın yeniden inşa edilmesi halinde Selimiye siluetini nasıl etkileyeceğini, sonuçta halkın bir kısmı siluetin ne demek olduğunu gördü. Bence restorasyon yapılırsa burası hem park olma özelliğini yitirecek hem de  Selimiye’nin silueti konusunda ciddi bir sıkıntı yaratacağı kanısındayım.

Bitirmeden son bir sorum daha olacak Sayın Hocam, Yemiş kapanında Restorasyon projesinin uygulanması halinde UNESCO tarafından bir itiraz, bir yaptırım söz konusu olur mu?

Unesco tarafında elbetteki bir sorun olur. Alan Yöneticisinin bu konuda bir duruş sergilemesi gerekiyor. Ama şu anda  alan yöneticisi de Bakanlığın bir memuru. Daha önce Belediyenin memuruydu. Tırnak içinde ifadeyle bu da ilginç bir durum. Gördüğüm kadarıyla alan yönetimi Selimiye çevresindeki yapılanmaya karşı çıkmıyor. Sonuçta bu tür olumsuzluklar Unesco’nun gözünden kaçmaz. Bakınız kendi isteğimizle müracaat ediyoruz, bizi listeye alın diyoruz. Taahhüt veriyoruz. Ama onların ilkelerine ters düşen uygulamalar yapıyoruz. Bence bu akıllara zarar bir olaydır. Öyle zannediyorum Unesco tarafından bir uyarı yapılacaktır. Bu konuda ısrarcı olunursa korkarım Selimiye’nin koruma kapsamından çıkarılacağından hiçkimsenin şüphesi olmasın

Sayın Hocam, Sorularıma açık yüreklilikle, kendinize has üslubunuzla cevap verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55