ERTAN ÇEKİÇ / DÜŞÜNEN EĞİTİMCİ
HAYAT HER İSTEDİĞİMİZİN OLACAĞI BİR YER DEĞİLDİR!
30 Ocak 2018 Salı, 10:15

Önemli olan, nelere sahip olduğumuz ve bu sahip olduklarımızla neler yapabildiğimizdir.

18 Kasım 1995 günü keman sanatçısı ItzhakPerlman, New York'ta, Lincoln Center'daki AveryFisher Salonu'nda bir konser vermek üzre sahneye çıktı. Eğer herhangi bir Perlman konserinde bulunmuşsanız bilirsiniz ki onun için "sahneye çıkmak" hiç de küçümsenecek bir başarı değildir.

 

Çocukluk yıllarında çocuk felcine yakalanmış olan Perlman'ın her iki bacağında da destekleyici ateller vardır ve ancak kol değneği yardımıyla yürüyebilmektedir. Onu sahne üzerinde her defasında sadece bir adım atabilmek suretiyle, acı içinde ve yavaş yavaş yürürken görmek unutulmayacak bir görüntüdür. Ağrılar içinde ama ihtişamla yürümektedir, sandalyesine erişinceye kadar. Sonra oturur; yavaşça koltuk değneklerini yere koyar, bacaklarındaki atellerin klipslerini açar, bir ayağını geriye iter, ötekini öne uzatır. Daha sonra yere eğilerek kemanını alır, çenesinin altına koyar, orkestra şefine başıyla işaret verir ve çalmaya başlar.

 

Şu zamana değin, izleyicileri bu ritüele alışmışlardır. O, sahnenin bir ucundan sandalyesine doğru ilerlerken sessizce otururlar. Bacaklarındaki klipsleri açarken inanılmaz bir sessizlikle beklerler. Perlman çalmaya hazır olana dek seyirci sabırlı ve suskundur.

 

Ancak o konserde bir şeyler ters gitti. Daha ilk bir kaç satırı çalmıştı ki kemanın tellerinden bir tanesi koptu. Telin kopma sesini duyabilmek mümkündü, salonun bir ucuna tabancadan fırlayan kurşun gibi gitmişti ses. O sesin ne anlama geldiği konusunda yanılmak imkânsızdı. Ve bunun akabinde ne yapılması gerektiği konusunda da...

 

O gece orda olan insanlar kendi kendilerine şöyle düşündüler: "Anlamıştık ki, yeniden ayağa kalkması, atelleri yeniden takması, koltuk değneklerini alması, yavaş yavaş sahne arkasına gitmesi ve ya yeni bir keman bulması ya da yeni bir tel takması gerekecekti..."

 

Ama o öyle yapmadı. Bunun yerine bir dakika kadar bekledi, gözlerini kapadı ve sonra şefe yeniden başlaması için işaret verdi. Orkestra başladı ve o kaldığı yerden devam etti. Ve daha evvel hiç görülmemiş bir tutku, güç ve saflıkla çaldı. Elbette herkes bilmektedir ki senfonik bir eseri sadece 3 telle çalmak imkânsızdır. Bunu ben de bilirim, sen de bilirsin, herkes bilir...

 

Ama o gece ItzhakPerlman bilmeyi reddetmişti. Onu parçayı kafasında molüde ederken, değiştirirken ve yeniden bestelerken görebilirdiniz. Bir noktada, telleri nerdeyse yeniden tonlamışçasına sesler çıkarmaktaydı kemandan, daha evvel hiç vermedikleri sesleri vermelerini sağlamak için...

 

Bitirdiğinde salonu olağanüstü bir sessizlik kapladı. Akabinde seyircilerin tamamı ayağa kalktı ve tezahürata başladılar. Oditoryumun her yanından inanılmaz bir alkış patladı. Hepimiz ayaktaydık bağırıyor, ıslık çalıyor, alkışlıyor, yaptığını ne kadar takdir ettiğimizi, beğendiğimizi anlatacak her türlü hareketi yapıyorduk. Gülümsedi, yüzünden akan terleri sildi, yayını kaldırarak bizi susturdu ve böbürlenerek değil ama sessiz, güçlü, dingin bir tonla şöyle dedi :

"Bilirsiniz, bazen de sanatçının görevidir, elinde kalanlarla ne kadar daha müzik yapabileceğini bulmak..."

 

            Hayatta öyle değil midir? Her zaman ‘en önemli olan’ eksiktir. Bir şeyler hep yarım kalır.

            ‘Hayat müziği üç telle tamamlamaktır.’

NE YAPMALI?

            Hayatta yaptıklarınızla değil yapmadıklarınızla yargılanırsınız çoğu zaman. Ben senin için ‘şuna yaptım.’ Derken, karşınızdaki ‘şunu yapmadın ki.’ Diye bir cevap verir çoğu zaman. Hayatta her yaptığımız davranışın arkasında bir sonucu da mutlaka bulunur. Bazı davranışların sonuçları mutluluğa bazı davranışların sonuçları ise tersi sonuçlara gidebilir. Mutsuz olmak için şunlardan yararlanabilirsiniz;

 Hayatınızda eksiklikleriniz, sahip olamadıklarınız üzerinde düşünün.

- Her zaman stresli ve heyecanlı olun.

- Kendinizi sürekli başkalarıyla karşılaştırın (özellikle onların üstünlükleriyle).

- Daha fazlasını isteyin, elinizdekilerle yetinmeyin.

- Herşeyi üstünüze alının, ilk fırsatta insanlara kırılın.

- İşyerinizde, okulunuzda insanların size hiç saygı duymadıklarını varsayın ve bir önlem olarak siz de onlara karşı saygı duymayın.

- Olabildiğince az arkadaşınız olsun, mümkünse hiç.

- Olabildiğince az gülün, iyi bir neden olmadıkça asla.

- Her zaman ve her yerde olabildiğince her şeyden yakının.

- Yaşamınızda olabildiğince kararsızlık yaşayın.

- Ne kadar çirkin olduğunuzu düşünün.

- Kimseyi bağışlamayın, kendinizi bile.

- Olabildiğince az spor yapın, mümkünse hiç yapmayın.

- Doğadan mümkün olduğunca kaçıp, kendinizi kentin kalabalıklarına atın.

- Yaşamınızda kesinlikle hiç acı ve keder olmaması gerektiğine inanın.

Ayrıca yine bu yukarıdaki tüm maddeler mutsuz olmanıza yetmediyse işte ilave çareler ;

- İnsanın acılarını ve çaresizliğini yansıtan müzikler dinleyin, filmler izleyin.

- Bebekler ve çocuklardan uzak durun onlarla muhatap olmayın.

- Kimseye sarılmayın ve kimsenin size sarılmasına müsaade etmeyin.

- Âşık olmaktan vebadan sakınır gibi sakının.

- Dua ve ibadetten uzak durun.

- Dünün pişmanlığını ve yarının kaygısını aklınızdan çıkarmayın.

- Unutmayın! Geçmiş size nasıl hiçbir umut ve sevinç vermediyse, gelecekte aynı olacaktır.

- Her zaman katı, önyargılı, kaba ve karamsar kişilerle birlikte olun.

- Ilımlı ve neşeli insanlardan sakının. 

Tersini yapmayın sakın! Olur ya mutlu olursunuz.

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55
xx