MUSTAFA ERSOY /
Nazım Hikmet'i tanımayan Türk’le arkadaş olmam
27 Ocak 2018 Cumartesi, 09:51

1970-80’li yıllarda, Almanya’da görev yapan, öğretmen arkadaşla, Almanya ve Türkiye’de uygulanan eğitim sistemini tartışıyorduk. Bu arada arkadaşım bir anısını anlattı. Bu anıyı çok çarpıcı ve etkileyici buldum.

Arkadaş, İranlı bir meslektaşı ile gasthaus denilen eğlence, dinlence yerine giderler. Bulundukları mekâna, iki Alman bayan gelir. Bayanlar, arkadaşlarla ilgilenir. Tanışırlar.

Arkadaşım Türk olduğunu, Almanya’da öğretmen olarak görev yaptığını açıklar.

Bayanlardan biri: “Ben, sizinle arkadaş olmak isterim. Bana Nazım Hikmet’ten, şiirler okursunuz.” der. Arkadaşım da Nazım Hikmet hakkında bilgisi olmadığını, şiirlerini bilmediğini, Nazım’ın Türkiye’de siyasi yasaklı olduğunu, kitaplarının ve şiirlerinin okunmasının yasak olduğunu anlatmaya çalışır.

Alman bayanın, verdiği cevap, çok çarpıcıdır. “Ben, Nazım Hikmet’i tanımayan, şiirlerini bilmeyen Türk’le, üstelik öğretmen Türk’le arkadaş olmam.

Arkadaşımın bu anısı, beni çok etkiler.

Türk Milli Eğitimini, 50- 60 yıldır, öğrenci, öğretmen, vatandaş olarak izledim. Daha iyiye değil, daha kötüye gitti. Bunun nedeni de Türk Milliği Eğitimi’ni 1946 – 1949 yıllarında ABD ile yapılan, FULBRİGHT EĞİTİM KOMİSYONU ANLAŞMASI’ na teslim edilmiş olmasıdır. Bu komisyon, dört Türk, dört Amerikan eğitim uzmanından oluşmaktadır. (Türkler de bu günlerde ne kadar Türk’se?) Komisyonun başkanı da ABD’nin Ankara Büyükelçisi’dir. Ne bilsin, Alman Hanım, “Vermeyince Mabut, ne yapsın Mahmut.” Türk Milli Eğitiminin çağ dışı, bilgilerle–duygularla yönlendirildiğini. İçler acısı olduğunu.

Aradan sıyrılıp, yetişen, kabuğunu kıran, aydınlarımızın da başına kar yağdırdık. Kimisini yurttan kaçırttık. Kimisini astık. Kimisini hapislerde çürüttük. Kimisini ABD gladyosuna harcattık.

Türkiye, özellikle, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, sol düşünceleri, kolera, veba mikrobu gibi tehlikeli buldu. Türk Emniyeti ve İstihbaratının, en birinci görevi, komünist avı oldu. Her sol düşünür, Rus casusu ve işbirlikçi, sanıldı. Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Mehmet Ali Aybar, Behice Boran, Deniz Gezmiş, Uğur Mumcu, Doğu Perinçek gibi adını sayamadığım binlerce aydın, yiğit insanı kahır ettik. Bunlar, ABD gladyosunun, soğuk, can alıcı nefesini, enselerinde hissetti. Kimi kaçıp kurtuldu. – Nazım gibi- Kimi faili meçhul cinayetlerle harcandı. –Sabahattin Ali, Uğur Mumcu gibi- Kimi asıldı. –Deniz Gezmiş gibi- Kimi hapishanelerde çürütüldü. - Doğu Perinçek gibi-

1960’lı yıllarda, TBMM kürsüsünden, günün hükümetlerine, Mehmet Ali Aybar, ABD’ye elinizi uzatmayın, kolunuzu koparacak diye haykırdığında, susturun komünisti, Rus casusunu dendi. Kınandı. Şimdi, daha iyi, daha ayan-beyan görülüyor. Kimler vatan-sever, kimler vatana ihanet eden. Bu gün, biraz aydık isek. Biraz daha aydınlandık isek. O, YANAN, Nazımlara, Sabahattin Alilere, Deniz Gezmişlere, Uğur Mumculara borçluyuz. TÜMÜNE SELAM OLSUN!

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55
xx