MURADİYE AKCAN /
KARNE ALAN ÇOCUĞUMUZA NASIL DAVRANMALIYIZ?
19 Ocak 2018 Cuma, 07:00

Çocuklarımız bizim en değerli varlıklarımızdır. Onların mutluluğu bizim mutluluğumuz, onların başarısı bizim başarımızdır. Ama şunu da unutmamalıyız ki onların başarısızlığı da bizim başarısızlığımızdır. Sevgili anne babalar hoşumuza gitmese de bunu böyle düşünmeliyiz. Eğer karnelerinde bir eksiklik varsa suçu sadece onlarda aramamalı, kendimizi de işin içine katmalı ve ona göre çözüm yolu aramalıyız. Okul dönemi boyunca kaç kez gidip öğretmeni ile görüştük, durumunu takip ettik? Kaç kez bize ihtiyaç duyduğunda onun yanında olduk? Bunları kendimize sormalıyız.

Bunun yanında çocuğun farklı yetenekleri olduğunu, farklı alanlarda güçlük ya da kolaylık yaşadığını asla unutmamalıyız. İlerleyen yazılarımda çocuğumuzu tanımak açısından bu farklı alanların neler olduğunu, nasıl önlemler almamız gerektiğini bol bol anlatacağım.

Okullar kapanıyor. Çocuklarımız bir dönem boyunca çalıştılar, yoruldular şimdi ektikleri tohumların meyvelerini toplayacaklar. Düzenli ders çalışan, ödevini yapan öğrencilerin içi rahat… Ama sorumluluklarını yeterince yerine getirmeyen ve karnesinde kırıkları olan öğrenciler; karnelerinde kırık notları gördüklerinde, anne babalara bunu nasıl açıklayacaklarının derdindeler. Bizim onlara vereceğimiz tepkiler onların kendilerine olan güvenlerini ya yerle bir edecek ya da yaptıkları hatalardan ders alıp sorumluluklarına daha fazla sarılmalarını sağlayacak.

Ailelerin bu konuda en çok yaptığı hatalar; karnesi kötü gelen çocuğu cezalandırması, korkutması, tehdit etmesi, kardeşi ya da komşusunun çocukları ile kıyaslaması gibi kişiliğine yönelik saldırılarda bulunmasıdır. Anne baba farkında olmaz ama aslında en sevdiği varlık olan çocuğunun psikolojisine ileride tamiri zor olacak zararlar verir.

Ödülün de cezanın da ölçüsü çok önemlidir. Aslında bu terimler bile yanlıştır. Çünkü karne alan çocuğa ödül değil teşvik verilir. Ceza değil, mahrumiyet ya da kısıtlama getirilir. Okul onun sorumluluğudur. Ve o “ödül” olmadan da bu sorumluluğunu yerine getirmek zorundadır. “Yeter ki karnen iyi gelsin, sana en pahalı telefonu alacağım” sözünü veren ailelerin sayısını bir düşünün. Son yıllarda ebeveynler de ipin ucu ciddi derecede kaçmıştır. Çalışan anne babalar bunun vicdan azabı ile çocuklarının yanında olamadıkları zamanları pahalı hediyeler ile ödeyebileceklerini düşünmektedir. Oysa maddi hediyeler sadece anlık mutluluk getirir. Ama sevgi, bağlılık, değer görme; bunlar çocuğun gelecekte sağlıklı güçlü bir birey olması için olmazsa olmazlardır.  Unutmayın en pahalı telefonu olmayan bir çocuk hiçbir şey kaybetmez sadece iki gün ağlar ve küser. Ama anne babası tarafından horlanan, dövülen, aşağılanan çocuk ileride saldırgan, suça bulaşma eğilimi yüksek bir yetişkin olur.

Yarıyıl tatili çocukların ebeveynleri ile birlikte dinlenebilmek, zaman geçirebilmek, aralarındaki ilişkiyi güçlendirebilmek için bir fırsat olarak görülmelidir. Anne- babalar çocukları ile birlikte yapabilecekleri aktiviteleri planlamalıdırlar. Tatilde çocuklarını spora teşvik etmeli; kültürel gelişimlerini geliştirecek sinema, tiyatro gibi faaliyetlere yer vermelidir.

Bir de en önemlisi yarıyıl tatili boyunca bol bol kitap okumalarını sağlamalıdırlar. Her gün mutlaka beraber oturup okuyacakları “kitap okuma saati” olmalıdır.

Unutmayın çocuğunuza vereceğiniz en güzel karne hediyesi; onları koşulsuz şartsız sevdiğinizi ve onunla birey olarak her zaman gurur duyduğunuzu söylemektir.

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55
xx