ÜLKÜ VARLIK /
PARİS İKLİM ANLAŞMASI
11 Ocak 2018 Perşembe, 07:00

‘’En son balığı tuttuğunda, en son ağacı kestiğinde,

en son zehirli suyu içtiğinde, paranın yenilip içilmediğini anlayacaksın !’’

‘’Kızılderili Reisi Seattle-1853’’

 

    

     2018 yılına girdiğimiz şu günlerde bir çok uluslararası araştırma kuruluşlarınca, dünyamızın en önde gelen sorunları öncelik sırasına gore  şu başlıklar biçimde sıralandığı görülür.

a. Yeryüzündeki iklim değişiklikleri.

b. Nükleer savaş hazırlıklarının yoğunlaşması.

c. Önümüzdeki 20 yıl içerisinde meydana gelecek nüfus artışları.

d. Ve diğer sorunlar…

Paris İklim Anlaşması; böylesine temiz,yeşil ve mavi sularla dop dolu yaşamlar hedefliyor. 

 

    İlk sırada yer alan ‘iklim değişiklikleri konusunda yıllardır BM üyesi olan ülkeler yoğun çalışmalar yapmakta ve bu son derece yaşamsal soruna karşı ciddi önlemler almaktadırlar. Ancak bu önlemler, özellikle 2015 yılında imzalanan ‘’Paris İklim Anlaşması’’ ile bir noktada nihayet bir yaptırıma dönüşmeye başlamış oldu.

‘’Paris İklim Anlaşmasına’’ giden yol. BM ikna turları.

      Bu konuda özellikle Fransa, özellikle imza öncesi Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği konferansında uluslararası bir anlaşmanın imzalanması için bütün varını yoğunu ortaya koymuştur.

     Küresel ısınmaya karşı dünyanın altına imza atmasının beklendiği iklim değişikliği anlaşmasının kaderini belirleyecek konferans için Fransa, yerelden küresele doğru örgütlenmiştir. Fransa’daki belediyeler, sorumluluğu üstlenerek mücadelenin ön cephesini yerlerini almışlardır.

Paris İklim Anlaşması’na katılan liderler bir arada.

 

     Dönemin Fransa, Cumhurbaşkanı François Hollande’ın bizzat dünya liderlerini Paris’e çağırmak için düzenlediği seyahatler başta olmak üzere sürdürdüğü diplomatik temaslarla anlaşmanın önemini bütün dünyaya anlatmaya çalışmıştır.

 

     2020 sonrası iklim değişikliği rejiminin çerçevesini oluşturan Paris Anlaşması, 2015 yılında Paris’te düzenlenen BMİDÇS 21. Taraflar Konferansı’nda kabul edilmiştir. Anlaşma, 5 Ekim 2016 itibariyle, küresel sera gazı emisyonlarının %55’ini oluşturan en az 55 tarafın anlaşmayı onaylaması koşulunun karşılanması sonucunda, 4 Kasım 2016 itibariyle yürürlüğe girmiştir.

 

BM İklim Değişikliği Konferansı, uluslararası çevre örgütlerini kısmen memnun etti. Konferansta, kömür enerjisinden vazgeçme hedefi ön plana çıktı.

 

  Paris Anlaşması’nın, BMİDÇŞ ile karşılaştırıldığında en ayırt edici özelliği, tüm ülkelerin katkılarına dayanacak bir sistem öngörülmüş olmasıdır. Anlaşma, iklim değişikliğiyle mücadelede gelişmiş/gelişmekte olan ülke sınıflandırmasına ve tüm ülkelerin “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler” ilkesi tahtında sorumluluk üstlenmesi anlayışına dayandırılmıştır. Gelişmiş/gelişmekte olan ülke sınıflandırmasının yapılabilmesi için bir kıstas belirlenmemiş; herhangi bir farklılaştırmaya da gidilmemiştir.

Paris İklim Anlaşması’nın temel hedefleri

     Paris Anlaşması, 2020 sonrası süreçte, iklim değişikliği tehlikesine karşı küresel sosyo/ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesini hedeflemektedir. Paris Anlaşması’nın uzun dönemli hedefi, endüstriyelleşme öncesi döneme kıyasen küresel sıcaklık artışının 2°C’nin olabildiğince altında tutulmasıdır. Bu hedef fosil yakıt (petrol, kömür) kullanımının tedricen azaltılarak, yenilenebilir enerjiye yönelinmesini gerektirmektedir.

      İklim değişikliği ile mücadele bağlamında Anlaşma, ulusal katkılar, azaltım, uyum, kayıp/zarar, finansman, teknoloji geliştirme ve transferi, kapasite geliştirme, şeffaflık, durum değerlendirmesi konularına ilişkin uygulamam modaliteleri belirlenmek üzere bir çerçeve oluşturmuştur.

Dünya Karbondioksit salınımı endeksi

 

    Anlaşma, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine maruz kalan ülkelerin uyum ve direnç kabiliyetlerinin artırılması ile sera gazı emisyon azaltım kapasitelerinin yükseltilmesi amacıyla öncelikle gelişmiş ülkelerin, En Az gelişmiş Ülkeler ve Küçük Ada Devletleri başta olmak üzere ihtiyacı olan gelişmekte olan ülkelere finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme imkanları sağlamaları öngörmektedir.

     Emisyon azaltımı hususunda Anlaşma’da, gelişmiş ülkelerin mutlak emisyon azaltımı hedeflerini sürdürmeleri; gelişmekte olan ülkelerin ise emisyon azaltımı hedeflerini yükselterek farklı milli koşulları uyarınca, zaman içinde tüm sektörleri kapsayacak yeni, artırılmış hedefler benimsemelerini telkin etmektedir.

Türkiye’nin Anlaşma’ya yaklaşımı ve katkıları

     Bu hedeflerin uygulamaya konulması bağlamında ulusal katkılar, Anlaşma’nın önemli saç ayaklarından birini oluşturmaktadır. Ülkemiz, 20 Eylül 2015 tarihinde 2030 yılı itibariyle gerçekleşmesi öngörülen “Niyet Edilen Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkı” (INDC) beyanını %21’e varan artıştan azaltım olarak açıklamıştır. Bilim dünyasınca yapılan değerlendirmelere göre, bildirilen tüm ulusal katkılar hayata geçirilse dahi, 2°C hedefine ulaşılmada yetersiz kalınacağı ve çabaların arttırılması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Nitekim Paris Anlaşması, Ulusal Katkı Beyanlarını (NDCs) periyodik olarak gözden geçirilmesi ve hedeflerin tedricen yükseltilmesini öngörmektedir.

     Ülkemiz, Paris Anlaşması’nı, 22 Nisan 2016 tarihinde New York’ta düzenlenen Yüksek Düzeyli İmza Töreni’nde 175 ülke temsilcisiyle birlikte imzalamış ve Ulusal Beyanımızda Anlaşma’yı gelişmekte olan bir ülke olarak imzaladığımız vurgulanmıştır.

     Paris Anlaşması’nın kabulünden 1 yıl geçmeden yürürlüğe giren ilk küresel anlaşmadır.

Marakeş Taraflar Konferansı (Eylem konferansı)

     7-18 Kasım 2016 tarihlerinde Marakeş’te düzenlenen BMİDÇS 22. Taraflar Konferansı, Paris Anlaşması'nın yürürlüğe girmesi sonrasında gerçekleştirilen ilk taraflar konferansı olması bağlamında, “Eylem Konferansı” olarak adlandırılmıştır.

     Marakeş Taraflar Konferansından hemen öncesinde, gelişmiş ülkelerin 100 milyar dolar taahhüdüne ilişkin açıklanan “100 Milyar ABD Doları Yol Haritası”da, finansman bağlamında gelinen noktanın değerlendirilmesi açısından önemlidir.

     Toplantı sonucunda, Paris Anlaşması’nın uygulama parametrelerinin en geç 2018 yılında tamamlanması öngörülmüştür. 2017-2020 süreci için “Küresel İklim Eylemi için Marakeş Ortaklığı” başlatılmış ve “İklim ve Sürdürülebilir Kalkınmaya dair Marakeş Eylem Duyurusu” (Marrakech Action Proclamation) kabul edilmiştir.

Sonuç

     İklim değişikliği ile mücadeleye yönelik önemli bir mutabakatın ürünü olan ‘’Paris İklim Anlaşması’’’nın stratejik önceliği apaçık ortadadır. Bu açıdan, Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadele konusunda kararlı bir şekilde ulusal politikalarını oluşturması, uygulama sürecini etkili bir şekilde devam ettirmesi ve bu süreçte, Anlaşma kapsamında Türkiye’nin konumuna yönelik girişimlerin tüm paydaşların katkısıyla ve kararlılıkla sürdürülmesi son derece önemli olduğunu değerlendirmekteyim.

 

Kaynaklar

James Edward Hansen, Küresel Isınmanın Kırılma Noktası (Çev. Abdullah yılmaz), Ayrıntı yayınları, İstanbul, 2009

Küresel Isınma Ve Kyoto Protokolu. (Haz. Ethem Karakaya), Basğlam Yayıncılık,İstanbul, 2008

Küresel ısınma ve sera etkisinin zararlarını içeren çeşitli sunu ve çalışmalar.

Ruşen Keleş, Birol Ertan, Çevre Hukuna Giriş, İmge Yayınevi, Ankara, 2002

http://dw.com/tr

http://tusiad.org/tr

Dr. Ülkü Varlık Arşivi

Kısa açıklamalar

BMİDÇS   : Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi

 

INDC        : Niyet Edilen Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkı

 

NDCs        : Ulusal Katkı Beyanları

 

Sera Gazı : Sera gazları, Sera etkisini destekleyen, atmosferde bulunan ve en çok ısı tutma  özelliğine sahip olan bileşikler. Dünya atmosferi çeşitli gazlardan oluşur. Ayrıca küçük miktarlarda bazı asal gazlar bulunmaktadır.

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55