Şükrü Akıllı /
C.H.P. İL KONGRESİNDE İÇ ÇEKİŞME
10 Ocak 2018 Çarşamba, 07:00

            Sönmüş bir imparatorluğun küllerinden  modern bir millet ve yeni bir devlet yaratan  Büyük önder M.Kemal ATATÜRK’ün kurduğu, Türk siyasi hayatımızda ayakta kalabilen en uzun ömürlü  ve siyasi hayatımızın her döneminde  önemli bir mihenk taşı olan CHP’nin Edirne il Kongresi  geçen hafta Cumartesi günü iç çekişmelere, tartışmalara sahne olan görüntülerle yapılmıştır.

           CHP Grup Başkan vekili Engin Özkoç’un  Divan Başkanı  seçilmesiyle başlayan kongrede İl yönetiminin çalışma raporu, gelir gider hesaplarının okunması ve ibra edilmesini müteakip  divan başkanının  iç siyasete yönelik  hararetli konuşması  salonda heyecan yarattı ve kongreye damga vurdu. ‘Edirne düşerse Türkiye düşer’ sözü de dikkat çekici ve uyarıcı  nitelikteydi. Salon deyince aklıma geldi . 11 bin üyesi olan il teşkilatının 500 kişilik salonda yapılması çok sayıdaki partilinin kongreyi ayakta izlemesi ve dışarda kalmaları da sızlanmalara, sitemlere sebebiyet verdiğini  müşahede ettim.

             Konuşmak üzere kürsüye gelen Keşan Delegesi Eğitimci Mustafa  Bezbaş, Eski Milletvekili Nejat Gencan, Bilgin Paçarız,ve Kemal Değirmendereli, Eski il Başkanı ve Mv adayı Gürkan Güneser,  Erdal Akgün,  Serdar Çığla, konuşmalarında;  partide  gençlerin olmadığını, Danışma kurullarının iki ayda bir yapılmadığını, aynı yüzlerin sahnede olduğunu, delege ağaları  ile il başkanı olmaması gerektiğini, köylünün büyük bir ekonomik sıkıntı içinde olduklarını, bunu fırsat bilen bazı kişi ve şirketlerin köylünün topraklarını satın aldıklarını, Trakya’nın elden gittiğini, sahip çıkılması gerektiği,

 Belediye Başkanı Gürkan’ın  vekilliği bırakıp , aylarca çalışan 6 adaya haksızlık yaparak önlerini keserek tepeden inme aday olduğunu, ben diyerek, benim delegem,  benim   adayım diyerek, Belediye Başkanının parti işlerinde belirleyici olmaması gerektiğini, oy oranının düştüğünü, partide ahdi vefanın, saygının   sevginin, beraberliğin kalmadığını, ikilik yaratılarak partinin bölündüğünü,

Mahalle, köy bazında siyaset yapılmadığını, disiplin kurullarının çalışmadığını, Meclis üyelerinin kendilerini her şeyin üzerinde gördüklerini, İl Başkanının  emir kulu olmaması gerektiğini  ifade ederek eleştirilerde bulundular. Zaman zaman da karşılıklı sataşmalar yaşandı.

               Bu eleştirilerin daha serti, daha ağırı mevcut milletvekillerinden geldi. Gerek Sayın Gaytancıoğlu  gerekse sayın Bircan  da Belediye Başkanlarının parti işine karışmaması, herkesin  işini yapması gerektiğine işaret  ederek, Milletvekillerine partinin kuruluş gününde İl Başkanının konuşma hakkı vermemesi, basın açıklamalarıyla il başkanının milletvekillerini itibarsızlaştımaya çalışmasını, herkesin  haddini  bilmesi gerektiğini yüksek perdeden dile getirdiler.

   İl Başkan adaylarının,  konuşmalarında ağır eleştiri ve suçlamalar içermesi ve birbirlerini çekiştirmeleri  kongrenin tansiyonunu yükseltti.  Oylama sonucunda eski  il Başkanı Fevzi  Pekcanlı tekrar başkanlığa seçildi. Aslında iki yıllık çalışma döneminde performansı ile başarısı ile hatası ile, eksiği  ile rüştünü ispat  etmişti.  Birilerinin koltuğu altında benim adayım savunuculuğu olmasaydı, Kongre sürecine karışılmasaydı, yoğun tartışmalar, parti içi çekişmeler, ayrışmalar yaşanmazdı diye düşünüyorum.

                 Bu çerçevede bir analiz yapmam  gerekirse önce şunu ifade etmek  isterim.  Uzun yıllardır CHP ilçe, il kongrelerini  izlerim ama bu defa durum  farklı idi. Hele hele milletvekillerinin yüksek perdeden rahatsızlıklarına partililer bugüne kadar ilk defa  tanık olmuşlardır herhalde. Bu  sıkıntıyı iyi değerlendirmek gerekir. Tartışmaların odağında Belediye Başkanı Gürkan’ın olması da ayrı bir konu  tabi. Bu hususlar  üzerinde ben de bu köşemde düşünce, eleştiri ve önerilerimi paylaşmak isterim.

 C.H.P’ nin çok  değerli, bilgili, donanımlı, deneyimli, beyefendi lideri Sayın Kemal  Kılıçdaroğlu Ağustos ayında  Ankarada  topladığı belediye başkanlarına kurultay sürecine müdahil olmamaları talimatı vermesine, örgüt işlerine karışmayın, çıkabilecek tartışmalarda uzlaştırıcı pozisyon sergileyin,siz belediye işleriyle uğraşın demesine rağmen  dinleyen yok. Hemen hemen her yerde belediye başkanları bildiklerini okumaya devam ediyorlar.  Söylenenlere bakılırsa bizde de Edirne ve Keşan belediye başkanlarının parti işlerine karıştıkları anlaşılıyor.

                   Bilen bilir ben yazdıklarımı, söylediklerimi  mutlaka delillendiririm. Hele bu köşemdeki yazılarım için uzun araştırma, soruşturma yapmadan kalemimi kullanmam. Ülke genelinde çok sayıda il ve İlçelerde dostlarıma konuyu bizzat sordum, Kongre sırasında partililerle küçük bir yoklama yaptım. Aldığım cevaplar eleştirilerin haklılığını kesinlikle ortaya koyuyor. Peki.. Belediye başkanları bu yetkilerini parti tüzüğünden mi alıyor? Hayır böyle bir madde, böyle bir yetki yok. Belediye başkanlarının örgüt işine bodoslama dalmasından kendi çevresindeki gurup ve çalışanları dışında partililer oldukça rahatsız.

Bu işlere bulaşmayan bazı belediye başkanlarından biri “Ben belediye başkanıyım. Tek kırmızı çizgim partiye zarar vermemiş insanlar. Bunun dışında herkesin delege olması, bir yerlere gelmek istemesi

onların en doğal haklarıdır. Ben taraf değilim, tarafsızım” diye açıklama yapabiliyorlarsa, diğerleri neden bunu söyleyemiyorlar? Onların da temel siyasi ahlak değerlerini savunması ve uygulaması gerekmez mi?

                     Belediye Başkanlarının işi parti işlerine müdahale etmek mi yoksa belde hizmetlerini sosyal belediyeciliğe uygun yapmaya  çalışmaları mıdır? Belediye başkanlarının parti üstü siyaset anlayışı içinde olmalarını gerektirmez mi? Ben de yıllarca çok sayıda belediye başkanının en yakınında görev yaptım. Onların böyle bir çabalarına asla tanık olmadım. Tabi onlar koltuklarını koruma telaşında değillerdi. Kaldı ki belde sorunlarıyla meşgul olmaktan parti işlerine ayıracak zamanları da yoktu doğrusu.

                     Delege yazdığınız ve seçtirdiğiniz emrinizdeki insanlara, partililerin birçoğuna adayım budur deyip seçtirebilirsiniz. Bir grup delege korosunun tezahüratları ile  egonuz şişirilmiş olabilir, ama şu da unutulmamalıdır.  Burası Edirne, ülkenin çağdaş kentlerinden biri. Burada yaşayanlar    özgür, demokrat, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı , sosyal demokrat anlayışlarını her sandığa gittiğinde ispat etmiş insanlardır. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilirler. Tek adamın dediğini, dayatmaları kabul etmezler.

                    Netice itibariyle trajikomik bir süreç yaşandığı görülüyor. Bu sürece Genel Merkez müdahale etmekte ülkemizin en kritik bir dönemde olmasına, yerel ve genel 2019 seçimlerine rağmen geç kalmıştır. CHP kendi içindeki taban ve sağlıksız üye yapısı,  benim olsun küçük olsun iktidarım sürsün, dediğim olsun anlayışında olan yerel ölçekteki yönetim hegomanyasına dur demeli, kavga ve çekişmelere zemin hazırlayan, ayrışmalara sebep olan  hareketlerden süratle sıyrılmalıdır.  Yerel ve genelde İktidar olmaktan başka yol olmadığını herkesin anlaması lazım.

                    Yoksa yarın geç olacaktır. Hem CHP’ye, hem ülkeye de yazık olacaktır.

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55
xx