Tülay Çağlarer /
DİKKAT OBEZİTE BİR HASTALIKTIR
06 Aralık 2017 Çarşamba, 07:00

Sağlık sorunlarımızın başında obezite gelmektedir. Obezite, vücuda besinler ile alınan enerjinin, harcanan enerjiden fazla olmasından kaynaklanan ve vücut yağ kitlesinin, yağsız vücut kitlesine oranla artması ile karakterize olan kronik bir hastalıktır. Kısaca, vücutta aşırı miktarda yağ toplanmasıdır.

Obezite hayatımızı nasıl etkiler onu inceleyelim.

Obezite, insan vücudunda kalp ve damar sistemi, solunum sistemi, hormonal sistem, sindirim sistemi gibi sistemleri etkileyen ve bir çok önemli hastalığa zemin hazırlayan bir hastalıktır. Kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, solunum rahatsızlıkları, eklem rahatsızlıkları obezite ile doğrudan ilişkili hastalıklardır.

Obezite insan yaşamını kısaltan ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen hastalık olarak da tanımlanabilir.

Obezite hastalığı, dünyada olduğu gibi yurdumuzda da artmaktadır. Bunun nedenlerini şöyle sıralayabiliriz;

  • Fastfood benzeri hazır yiyeceklerin tüketiminde artış olması,
  • Yüksek enerjili içecek tüketiminin fazla olması,
  • Porsiyonların büyümesi,
  • Sebze, meyve tüketiminin azalması,
  • Ulaşımda araç kullanımının artması,
  • Fiziksel aktivitelerin yapılamaması’dır.

 

Bu konuyu yazmamdaki sebep, Sağlık Bakanı Ahmet Demircan’ın “Türkiye’de Çocukluk Çağı Obezite Araştırmaları”nın sonucunu açıklamasıdır.

Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, ”Türkiye’de Çocukluk Çağı Obezite Araştırması”na göre çocuklarda obezite oranının arttığını belirterek “Obez çocuk oranı 2013’te yüzde 8,3 iken, maalesef 9,9’a yükseldi. Yani yaklaşık olarak her 10 çocuktan biri obezdir” dedi.

Demircan, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Hacettepe Üniversitesi ve Dünya Sağlık Örgütü işbirliği ile gerçekleştirilen Türkiye Çocukluk Çağı Şişmanlık araştırmasının sonuç toplantısında yaptığı konuşmada, ne pahasına olursa olsun çocukların beden, ruh ve akıl sağlığının korunmak zorunda olduğunu belirtti.

Türkiye Çocukluk Çağı Obezite Araştırması’nın Dünya Sağlık Örgütünce her 3 yılda bir 6-9 yaş gurubundaki öğrencilere yönelik yapıldığını aktaran Demircan, araştırmanın 2016’da İlkokul 2. Sınıf öğrencilerine yönelik gerçekleştirildiğini anlatarak, rakamlarla 12 bölgede 585 okulda 11bin 732 öğrenci örneklemiyle gerçekleştirildiğini kaydetti.

Araştırmayla bu yaş gurubundaki öğrencilerin, büyüme ve gelişmelerinin, besin tüketim alışkanlıklarının, fiziksel aktivite durumlarının ve okullardaki beslenme, fiziksel aktivite uygulamalarınının düzeyinin ölçülmesinin amaçlandığını dile getirdi.

Besin tüketim sonuçları çok düşündürücü. Araştırma sonucuna göre, çocukların yüzde 6,1’i hiç et tüketmezken, yüzde 18,9’u haftada 1’den az tüketiyor. Yüzde 14,6’sı hiç balık tüketmezken, yüzde 40,3’ü haftada 1’den az tüketmektedir. Buna karşın, şekerli bar, çikolatalar, bisküvi, kek, kurabiye tüketim sıklığı ise istenilen düzeyin üzerindedir.

Çocukların neleri yemeleri, hangi gıdaları hiç yememeleri konusunda çok şey yazabilirim ama beni asıl düşündüren ve de üzen, araştırmanın, çocukların fiziksel aktivite düzeyinin ve imkanlarının artması gerektiği sonucu oldu. Her gün en az 1 saat fiziksel aktivite yapmaları gerekirken, çocuklarımızın yüzde 9,5’i, hafta içi hiç dışarı çıkıp oyun oynamıyor. Çocukların yüzde 20’si ise ancak 1 saatin altında oynuyor.

Buna karşılık çocuklarımızın hafta içinde yüzde 42,5’i en az 1 saat, yüzde 23,5’i 2 saat, yüzde 12,7’si 3 saat ve üzeri, bilgisayar veya televizyon başında vakit geçiriyor. Bilinen bir gerçek, bu oranlar haftasonunda daha da artmaktadır.

Bu kadar bilgiden sonra, obezite ile doğrudan etkisi olan fiziksel aktivitenin yetişkinler ve çocuklar üzerindeki öneminden bahsedelim.

“Fiziksel aktivite nedir?” sorusuna açıklık getirelim. Fiziksel aktivite, gün içerisinde düzenli olarak yapılan vücut hareketleridir. Günlük yaşam içerinde kas ve eklemlerimizi kullanarak, enerji tüketmemizi sağlayan aktivitelerdir. Fiziksel aktivite sadece egzersiz ve spor değil, ev işleri gibi, günlük aktiviteleri de içermektedir. Fiziksel aktivite, endorfin hormonu salgılanmasına neden olur. Endorfin, vücudun rahatlamasını ve iyi hissetmesini sağlar. Kısaca, depresyona iyi gelir.

Yaptığımız hangi hareketler fiziksel aktiviteler sınıfına girer? Onları şöyle sıralayabiliriz;

  • Yürümek
  • Koşmak
  • Yüzmek
  • Bisiklete binmek
  • Çömelmek, kalkmak
  • Kol ve bacak hareketleri
  • Baş ve gövde hareketleri

Fiziksel aktiviteleri nerede ve nasıl yapabiliriz sorusunu da cevaplayalım.

Fiziksel aktiviteler; evde, okulda, işte kısaca yaşamın tüm alanında yapılabilir. Örneğin;

- Yürüyerek ulaşılabilecek merkezlere, ulaşım araçlarını kullanmak yerine yürünebilinir.

- Toplu taşıma araçlarını kullanırken, 1-2 durak önce inerek evinize yada işinize yürüyebilirsiniz.

- Kendi otomobilinizi kullanıyorsanız, aracınızı biraz uzağa park ederek yürüyebilirsiniz.

- Sürekli oturarak çalışmanız gerekiyorsa, oturarak yapılan bacak egzersizlerini yapabilirsiniz.

      Buraya kadarki anlatımımdan anlaşılacağı üzere, fiziksel aktivitenin en kolay yapılabilecek olanı “yürümek”. O zaman yürümenin sağlığımız üzerindeki faydalarını şöyle sıralayabiliriz;

  • Kan basıncında düzelme,
  • Duruş ve dengede düzelme,
  • Kemik ve kaslarda güçlenme,
  • Dayanıklılık, kuvvet ve esneklikte artma,
  • Düşme riskinde azalma, en belirgin iyileşmelerdir.

Yürümenin faydalarını daha açık şekilde şöyle de anlatabiliriz;

  • Kilo kontrolüne yardımcı olur,
  • LDL (kötü kolestrolü)’yi azaltır,
  • HDL (iyi kolesterol)’yi yükseltir,
  • Tansiyon problemine çözüm sağlar,
  • Tip 2 diyabet (Şeker Hastalığı) olma riskini azaltır ve hastalığın kontrolünde fayda sağlar,
  • Vücuda bol oksijen sağlar,
  • Kalp krizi riskini azaltır,
  • Toksin attırır,
  • Vücudu fit ve dengede tutar,
  • Kasları yağdan arındırır.

Temiz havada yürüyüş çocuk üzerinde de etkilidir.

  • Çocuğun konsantrasyon ve düşünce yeteneğine iyi gelir,
  • Sinir hücrelerinin yenilenmesini ve yeni ağ oluşmasını sağlar,
  • Yürümenin beyine vitamin salgıladığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Fiziksel aktivitelerin koruyucu ve tedavi edici etkileri de vardır.

Kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, meme ve kolon kanseri, obezite gibi hastalıklarndan koruyucu etkiye sahiptir.

Kalp ve damar hastalıkları, hiper tansiyon, diyabet, obezite, fibromiyalji (nedeni belirsiz ağrılar) gibi hastalıklarda da tedavi edici etkiye sahiptir.

Fiziksel aktiviteler, insan yaşamının belirli dönemlerinde farklı etkiler gösterirler.

Ergenlik döneminde; karakter gelişimini olumlu etkiler.

Yetişkinlik döneminde; fiziksel ve zihinsel hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

Yaşlılık döneminde; kronik hastalıkların ortaya çıkma riskini azaltır.

Çocuk obeziteleri için de önerilebilecek aktivitelerde dikkat edilecek hususlar şunlardır;

  • Çocuğun zevk aldığı aktiviteler seçilmelidir,
  • Her çocuğun yapabileceği kapasitede aktiviteler belirlenmelidir,
  • Eğlenceli olmalıdır,
  • Obez çocuklarda enerji harcamasını sağlayıcı egzersizler seçilmelidir,
  • Kreş ve ilkokullarda oyunlar, spor aktiviteleri ile desteklenmelidir.

Obeziteyi tanıtıp, fiziksel aktivitenin önemi hakkında bilgi verip, bunun en kolay yapılabileninin yürüyüş olduğunu ve yararlarını anlattıktan sonra Edirne’de gördüğüm, yaşadığım bir uygulamadan bahsetmezsem olmaz. Bu konuyu başka bir yazı içinde kullanmayı düşündüm ama bugünkü konumla alakalı olduğu için satırlarıma alıyorum.

      Çok önceden şahit olduğumda da şaşırmıştım. Yakın geçmişte Kırklareli’ne gitmem gerekti. Otogar’a gitmek için bir toplu taşıma aracına bindim. Malum bazı hatlar (otogara gitse de gitmesede) Üniversite Güllapoğlu Yerleşkesi’ne giriyor. Daha önceden de tanık olduğum, bu sefer de hayretle gözlemlediğim olay şu;

      Toplu taşıma aracı, kampüse girip 1. durakta durduğunda birkaç yolcu indi. Fakat 8-10 öğrenci bindi. Daha sonraki durakta yine 3-5 kişi indi, fakat durakta o kadar çok araç bekleyen öğrenci vardı ki, dersiniz ki, vakit akşam iş çıkışı, bankalar ya da orduevi durağında insanlar araç bekliyorlar. Araç bir anda doldu. Ayaktakiler bile sıkış tıkış duruyorlar. İlk gördüğümde de “yadırgadığım” dediğim gözlemimde şu; “Öğenciler hiç kart basmıyorlar. Öğrendim ki, kampüs içinde öğrenciler ücret ödemeden araçları kullanabiliyorlarmış. “

      Belli ki Edirne Belediye’si öğrencilere iyilik yapmak amacıyla bu hizmeti sunuyor. İnanın 1. durakta binen öğrencilerden bazıları 1 durak sonra indiler. Bu hizmetin sağlık açısından öğrenciye bir yarar sağlamadığını düşünüyorum. Kampüs içerisinde hiçbir yer yürünemeyecek mesafede değil. Hele de bu yaş grubu için. Nasıl ki devlet “tuz, şeker zararlıdır” deyip bu işe el atıp, bunları sofralarımızdan kaldıracak, resmi dairelerde asansör kullanımını sınırlandıracak kararlara imza atıyorlarsa, Belediyemizde bu kararını tekrar düşünmeli, öğrencileri mecburi yürüyüşe teşvik amacıyla bu uygulamadan vazgeçmelidir.

Eğer bu mesafeleri yorgun, hasta, mazeretli olduğu için yürüyemeyecek durumda olan öğrenciler var ise, o zaman bu araçları kullanabilirler. Zaten öğrencilerin Kent kartları var ve indirimli seyahat ediyorlar.

Bence toplum taşıma araçlarının kampüs içerisine kadar girmesi bir hizmet ama bedava taşıması mantıklı değil.

Hem neden ETUS bu hizmetinden kazanç sağlamasın?

 

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55