ERCAN KERMAN /
İMAJ YAPMIŞTIM
04 Aralık 2017 Pazartesi, 07:00

Yetmişlerin başlarında imaj yapma filan gibi laflar yoktu ama ben keçi sakalı bırakarak imaj yapmıştım. Kendimi Roma’yı yakan Neron’a benzetiyordum. Nasıl başladı bilmiyorum ama keçi sakaldan sonra bir piyo alıp tam entel havalara girmiştim. Aynı piyoyu devamlı kullanınca ağzım yara oldu. Tütünden gelen sarı sıvıyı silkelesen de bir miktarı ağzıma geliyordu. İngiliz lordlarının yedi gün ismi yazan yedili pipoları oluyormuş. Her gün birini kullanıp, alkolle temizleyip dinlenmeye bırakıyorlarmış. Durum böyle olunca ben de bir iki tane daha almaya niyetlendim.

Kim tarif etti hatırlamıyorum. İstanbul Tahtakale’de Uzun Çarşı’nın orada Bizanslılar’dan kalma bir işhanında imalatçısı varmış. Sora sora hanı buldum. Kare şeklinde avlusu olan iki katlı bir taş bina. İkinci kattaki pipo imalatçısının dükkân önünde bir sürü yamru yumru kütükler vardı. Meğer onlar yabani gül köküymüş ve en iyi yanmayan pipolar onlardan yapılırmış. Dükkânın içinde bu kütüklerin 5-6 cm.’lik küpler halinde kesilmişleri küme küme duruyordu. Yani kayın filan yabani gül kökünün yanında çok yumuşak kalıyormuş. Hakkikaten usta tornada bu kütüklerden birini işlerken ateş çıkıyordu. O kadar sert.

Şu anda emekli profesör olarak Avcı’larda yaşayan sınıf arkadaşım Şükrü espirili bir ortam yakaladığında peşini bırakmazdı.

İlle de tiyatrocu olmak isteyen bir delikanlıyla tanışmış, “Seni yönetmen yardımcısı diye tanıştıracağım, bozuntuya verme.” dedi.

Beyazıt’taki Marmara Kırathanesi’nde çocukla tanıştık.

“Tiyatro ile ilgili geçmişin varmı?” diye sordum. Epey varmış. İlkokulda iken ağaç rolüne çıkmış. Ne ağacı olduğunu sormadım. Herhalde kavak ağacıdır.

Sonra lisede iken hayaletli bir piyeste duvar rolü oynamış. “Nasıl yani?“ dedim.

Duvar ileri geri gidiyormuş ve duvarı hareket ettiren de oymuş. Bayağı önemli bir rol değil mi?

Tam hatırlamıyorum ama çocuğun hevesini de tam kırmadan bu işin böyle olamayacağını söyleyip bu işin eğitimini almasını sağlık verdim.

Sonraki yıllarda da böyle ham hayaller peşinde koşan bir sürü insan tanıdım. Hatta bu yüzden akıl sağlığı bozulanlar var.

Ve biz o akıl hastalarını batıdan, daha doğrusu Latince’de gelen isimleriyle sınıflandırıyoruz.  Narsizim gibi, Oedipus Komleksi gibi…

Benim babam ilkokul mezunu idi. Paranoya filan bilmezdi. Delileri kendine göre sınıflandırmıştı.  Zır deli.  Zır zır deli. Hınzır deli.  Zincir deli. Gibi

Kalın sağlıcakla…

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55