ERTAN ÇEKİÇ / DÜŞÜNEN EĞİTİMCİ
GÜZEL KİTAPLAR
28 Kasım 2017 Salı, 07:00

            Güzel kitaplar vardır, insanın hayallerinde farklı duygular yaratan. Bunlardan biride Üstün DÖKMEN’in ‘Ladesçi’ kitabıdır. Kitap özetle şöyle;

            Dört bölümden oluşan Ladesçi kitabında; yaşamın kerteriz defterinden insanlık durumları sunulmaktadır. Bir balıkçının kerteriz defteri; satın alan kişiye zengin balık yataklarını, doğru noktaları gösterir. İşte okuyacağınız Üstün Dökmen’in Ladesçi romanda; okuyucuya doğru noktaları göstermekten çok, doğruluğun önemini anlatıyor. Belki de vurgulanan tek bir nokta oluyor bu kitapta; o da en büyük zenginliğin dürüstlük olduğu…

Tavukların, kuşların göğsünde bir kemik vardır ‘’V’’ şeklinde; lades kemiği denir buna. Zamanla birçok kültürde yer alan bu kemikle bir oyun oynanır: Ladesçilik!

İşte bu oyunu kitabının başkahramanlarından biri olan Cemil küçükken öğrenir. Altı yaşında bir akşam yemeğinde, babası ile lades tutuşur. O akşamdan sonra Cemil yense de yenilse de bu oyuna doymak bilmez. Ev halkı bıkmış, etrafındakiler adını ‘’Ladesçi Cemil’e’’ çıkarmış ama o bundan bıkmamıştır. Zamanla çevresindeki insanlarla haberi olmadan tek taraflı lades oynamaya başlar. İçinden, ‘’aklımda,’’ diyor, kazandığında ise yine içinden, ‘’lades,’’ diye bağırıyordur.

Cemil’in kendinden dört yaş büyük ağabeyi İhsan vardır. İçten içe kıskandığı İhsan’ı ancak ladeste yendiği zamanlar kendini güçlü hisseder. Sadece ladesli olduklarında söz dinleyen bir kardeştir Cemil.

Ortaokul yıllarında tek taraflı lades oynamayı azaltıp, ilgisini kızlara yöneltir. Liseye geldiğinde yolda gördüğü bir kıza aşık olur. Adı Aybahar’dır. Cemil karar verir; bir gün zengin olacak ve Aybahar’la evlenecektir. İşletme Fakültesi’ni bitirir. Ancak yaşadıkları yer gelişmemiş, küçük bir ildir. Ağabeyi İhsan ise hukuku bitirip İstanbul’a yerleşir. Abisinin yokluğunda Cemil, İhsan’ın arkadaşlarından biri ve diş hekimi olan Demir’in yanına uğrar sık sık. 

Cemil henüz bir iş bulamamışken, annesine Aybahar’ dan bahseder. Annesi de kızın evine gidip konuyu bir çıtlatır. Ancak kızı isteyen çok talibi vardır, henüz erken olduğunu söylerler.
Üzgün olan Cemil arkeolog olan arkadaşı Ayvaz ile son zamanlarda uzun vakit geçirir. İkisi de işsizdir. Karar verirler ve askere giderler. Yalnız Cemil içinden lades oynamayı o dönem arttırır. İkisi de askerden döndükten sonra İstanbul’a gitmeye karar verirler. Bu fikir hem korkutucu hem heyecan vericidir. Yazarımız burada der ki: ‘’İstanbul’un da bir kerteriz defteri olmalı. Yokluğa, yorgansızlığa, yangına yenik düşmemek, üç kağıtçıya, gaspçıya çarpılmadan yaşayabilmek için İstanbul’a dair bir kerteriz defteri gereklidir.’’ Bazen yaşamanın bile mucize olduğu günümüzde, çokta güzel bir fikre değinmiş bence! Peki, devam edelim.

Cemil bir gece bir rüya görür. ‘’İstanbul’a git, rızkın orda diye,’’ bir ses dürteler bunu. Cemil de inanır bu rüyaya. Ayvaz ise; bir politikacı olan uzaktan akrabası Barbaros Bey’in kendisini İstanbul’a davet ettiğini düşünür. Şöyle ki bir gün Barbaros Bey, Cemil ve Ayvaz’ın yaşadığı ile ziyarete gelir. Ayvaz önüne atlar;’’ ben sizin bebekken kucağınıza aldığınız gencim…’’ Hemen hatırlar, tanır, ‘’Aaa, İstanbul’a gel,’’ der. Mevzu bundan ibarettir. Ayvaz’da hayallere kapılır. İstanbul’da ticaret yapacak olsa kesin destek olacaktır diye.

Kararlı bu iki genç birkaç defa İstanbul’a gidip imkanlara bakarlar. Kimisi destek verir kimisi engel olur. Lakin onlar bir kere kafaya koymuşlardır. Sonunda bir daire kiralayıp yerleşirler. İlk iş teklifi ansızın gelir. Ayvaz’ın mahalle arkadaşı, güvenlik teşkilatına adam aranıyor diye alır bunları, Satılmış adında bir adama götürür. Tabi kısa sürede onların tetikçi aradığını anlarlar. Bu arada Satılmış Bey de politikacı Barbaros Bey’in danışmanıydı. Rasim Baba vardır bir de Satılmış’ın adamı. Bizim iki kafadar hakkında çok saf, güvenilir olduklarını, silah kullanmada eğitip Kaplan adımdaki saygın adamı vurmaları için eğitebileceğinin bilgisini verir.

Zaman geçer, ikisi de ayrı mağazalarda tezgahtarlık yapar. Asgari ücretli, sigortasız elemanlardır. Dürüstlüğün arka plana atıldığı bu sektörde önce Cemil, sonra Ayvaz işten atılırlar. ‘’Adım ladesçiye çıkmış. Oysa bu ülkede, bu dünyada herkes benden daha ladesçi, herkes birbirini ve kendini kandırıyor sürekli,’’ fikrini zamanla görür Cemil. Ayvaz sürekli fikirler üretir: Hayali ihracat, devlet ihalesine girme, hayali hayvancılık, banka hortumlama… Cemil hepsindeki dürüstsüzlüğü öne sürerek bu fikirlerin hayal olarak kalmasını kabul ettirir. 
Ayvaz bol kazançlı bir iş bulma ümidi ile Satılmış Bey’e gidip, ‘’Büyük işler yapmak istiyorum,’’ der. Rasim Baba’nın desteği ile kuşun kendi ayağı ile kafese girdiğini düşünürler. Sonunda Cemil ve Ayvaz’a Güven Ticaret adı altındaki bir fabrikada yüksek maaşla iş verilir. Bu arada Ayvaz’da Barbaros’un yeğeni Gülnaz ile evleneceği fikrine kapılır. Artık savaş vermeleri gereken Cemil’in Aybahar’ı, Ayvaz’ın Gülnaz’ı vardır…

Demir gittiklerinde İstanbul’un kültür yaşamından yararlanmaları için tembihte bulunmuştur. Bir sahafçının adını verir Cemil’e. Bir gün Taksim’e inip bu adamı bulmak için gittiğinde Cemil, Cumartesi Anneleri’nin gösterisine şahit olur. Tesadüfen coğrafya öğrencisi Aysen’le tanışır ve ondan çok etkilenir. İçinden ihanet ettiğine dair onlarca suçlama işitse de duygularına engel olamaz. Aysen’le bir arkadaşlık kurar. Demir’in dediği adamı bulur ve güzel bir sohbetten sonra ondan iki kitap alıp döner. Bir tanesi, el yazması altı kitaptan biri olan ‘’Dürüstlük’’tür!

Ayvaz Gülnaz’ın gazetede bir ilişkisi olduğunu görüp, bu hayaline veda eder. Cemil Aysen’le yakınlaşmaya çalışsa da aralarında dostluktan öte bir şey oluşmaz. Fabrika da silah talimi adı altında onları eğitime alanlardan şüphelenip ayrılma yollarını düşünürler. Artık tetikçi olmaya hazırlandıklarından emindirler. Bir süre sonra işten atılırlar. Aslında bu da oyunun bir parçasıdır. Kaplan başkası tarafından vurulacak, onların silahları ile suç üzerlerine atılacaktır. Ağabeylerinin desteği ile; artık bir şey olmak değil bir şey yapmaya karar verirler. Evlilik ve Lades Sigortası yapmak üzere bir şirket kurarlar. Lades için kimse gelmese de Evlilik için gelen çoktur. Kısa sürede zengin olurlar. 

Bir gün internette Afrikalı Garbi ile tanışırlar. Türkiye’de iş kurmak istediğini öğrenirler. Garbi gelir, Cemillerde kalır. Büyük bir miktarla şirket kurulur. Maymun ve muz ticaretidir bu şirkette. Ancak oyun mu yoksa talihsizlik mi olduğunu öğrenemeyecekleri bir iş gelir başlarına. Yolda gelirken maymunlar muzları yer ve kaçarlar. Böylece büyük kayba uğrarlar. Şansızlık peşlerini bırakmaz evlilik sigortasında da işler karışır ve komple batarlar, borca girerler. Demir onlara yardım eder tüm borçlarını kapatırlar ve böylece İstanbul maceraları sona erer, illerine dönerler.

Cemil ve Ayvaz’da karamsardır. Ancak bir gün gazetede okuduğu bir haberden Cemil çok etkilenir. ‘’Son Semerci’’ haberidir bu. Kalkar Erdek’e gider ustasından semerle ilgili her şeyi öğrenip evine döner. Burada bir dükkân açar. Başta herkes dalga geçer, anlam veremez. Aybahar’ın ailesi de kararsızdır. Fakat zamanla Cemil’in ünü her yere yayılır. Aybahar’la da evlenip mutlu bir aileye kavuşur.

Ayvaz Kültür Bakanlığı’nda ki sınavı kazanıp Halk Kütüphanesi’nde göreve başlar ve kısa sürede müdür tayin edilir. Bu arada asıl mesleği olan arkeoloji ile de ilgilenip yaşadıkları şehrin arkeolojisinin kitabını basar. O da lisedeyken beğendiği bir kızla evlenir, mutlu olur.

 

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55