Necdet Tezcan /
RASTGELE
21 Eylül 2017 Perşembe, 07:00

Günlerdir süren ama bizim buralardan genellikle hep es geçen yağmuru özler olduk. İnsanın doğasında vardır bu erişemedikleri şeyleri ister. Yasaklara karşı direnir. Her insanın kendine bakış açısı da (özeleştiri) genellikle gerçekçi değildir. Her insan kendini en akıllı sanır. Geri kalanlar ise aptaldır. Elbette bu bakış açısı; kendinden başkalarını küçümseme , hor görme, aşağılama… sağlıklı değildir. Hatta normal olmayan anormalliklerdedir. Bir tür mekanizma. Bir tür kendini düze çıkarma, Bir tür doyum.

            Başkalarının ayıplarını örtme yerine abartma. Hoş olmayan yanlarımızdan biridir.

Her insanın takıntısı vardır. Olmaması mümkün değildir; hele bu çağda. Ama her insan içinde yaşadığı toplumun ürünüdür. Bireyin bunu hiç ama hiç unutmaması gerekir. Bu açıdan başına buyruk olmak kolay değildir. Çünkü insan toplumları sürü değildir. Kurumlardan, kurallarda oluşur toplumlar. O toplumda dengesizlikler varsa bireyin de gergin ve mutlu olması kaçınılmazdır.

            İşsizlikle hırsızlık arasında bir bağlantı yok mudur? İnsanın insanı savunma durumunun dışında yok etmesi insanca mıdır? İnsanın savcısı vicdanıdır. Vicdan eğitimi yerine oturmamışsa o kişi hayvana daha yakındır. Dinsel eğitimle

cinsel eğitim sorun olmadan, bilimsel ve akılcı çözüme ulaşmadığı sürece nafile turlarına bel bağlamak kaçınılmazdır.

            İnsanın açlık susuzluk, cinsellik… gibi gereksinmeleri bedensel, yani fizikseldir. Bunlar şiddetine  gör sıraya koyarsak susuzluk ve açlık en öndedir.  Tüm canlılar için geçerlidir kanımca.

Davranış bilimlerinin bulgularını göz önünde tutmak sağlıklı birey ve toplum için  önemlidir. Eğitimin biçimlendirilmesi de bu bilimsel gerçeklere göre olmalıdır.

            Yasaklarla bir yerlere varılsaydı ne güzel olurdu.

            Yetmişlere merdiven dayadığımız koca bir ömürde neler gördük, neler yaşadık? Bir soran olsa da anlatsak. Hele hele ne inanmışlar da gördük.  Bir bölümü kendine maske olarak dini seçer. Böylelerinin içi çifut çarşısına benzer. Onlar kendilerini bilir zaten.

            Neyse; geçiyorum bu konuyu. Ağzı olanlar konuşuyor zaten. Belki bir gün aklı olanlar

 da  konuşur.

            Takvim yaprağını kopardım sabah. Baktım günün kısalması üç dakika. Baktım, Eylül yarılanmış. Ama temmuz-Ağustos sıcakları yine tepemizde. Kışı anımsayalım biraz.

            Ayazda  rüzgar…

            Dışarıda kalan tüm sular, dondu. Nehirler, barajlar, göller, göletler buz tuttu. Doğu”da yollar kapanmış durumda . Çığ can almaya ve yolları kapatmayı sürdürüyor.

            Yakında cemreler de düşmeye başlar. Karın, buzun üstüne düşerse şaşmamak gerek.

            Dünyanın dengesi mi bozulmakta, ya da değişmekte.

            Yazının başlığı “uysa da uymasa da…” öyküsünü duyumsatıyor.

            Anayasa, babayasa, umre, gençliğe hitabe, ant… derken okullar açıldı bile. Çocuklar oyun peşinde, büyükler de sıraya mı girdi ne?

            Hepsini anladıkta parlamenterlerin yumruklaşmalarını, seçmen olarak hala içime sindiremiyorum doğrusu. Eğitimcilerin işini onlara bırakmak koşul bence…

            Rasgele!..

           

                        AZ SONRA

                        Gül açacak

                        Kilimin desenleri birazdan

                        Gül gülüp gülüp

                        Gül ağlayacak bebek

                        “Az  sonra”

 

                        Gül yağacak

                        İnsanlığın gülibrişim yüzüne

                        Fırlatıp atacak

                        Değneklerini barış

                        Biraz sonra

 

                        Her şey  “az sonra” ya

                        Biraz sonra gel

                        Onu belki yakalarız bir gün

                        Belki

                        Daha sonra

 

                        Doğanlar

                        Ölenler olacak hep az sonra

                        Kimbilir başka neler olacak

                        Soralım “az sonra”ya

                        O da bilemez ki!..

                                   N.T

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55