GÖKSAL ÇİDEM /
DAĞLAR VE ORMANLAR YAŞAMIN TEMELİDİR
03 Ağustos 2017 Perşembe, 07:00

Dünyadaki tüm nehirler dağlardan doğar. Yaşamın temel kaynağı olan dağlarımız, insan eliyle milyonlarca yıllık yolculuklarının sonuna doğru hızla ilerliyor. Dünya nüfusunun yüzde 12’si dağlarda yaşıyor. Yaban hayatının ise tamamına yakını dağlarda ve eteklerinde yaşam buluyor. Dünyadaki içilebilir su kaynaklarının yarısından fazlası ve temiz hava dağlardadır.  Dağlar, sürdürülebilir bir çevrenin temelidir. Burada varlığını sürdürmeye çalışan yabanıl hayat ve doğal varlıkların korunması gelecek için çok önemli.

Bu dağlar ve ormanlar bugüne kadar var oldukları için bizler varız.  Rant uğruna bu yok ediliş 100-150 yıl önce olsaydı bugün bizler de olmayacaktık. Demek oluyor ki, 100-150 yıl sonra yaşam alanı kalmayacak. Gelecek nesillerin yaşam alanlarını yok etmeye kimsenin hakkı yok. Onlar bunu hak etmiyor.

Sermaye rant için dağlara çıktıkça, ormanlar ve su kaynakları azalıyor, kirletiliyor. Karadeniz’in en doğusunda Cerattepe, en batısında Istrancalar, Ege’de Kaz dağları, Akdeniz’de Toroslar..

Gün geçtikçe dağlar patlatılıyor, peynir kalıbı gibi kesilip gidiyor. Giden yok olan gelecek.. Yok olan su kaynakları. Yok olan yaban hayatı. Bunlar bitince yarın ne  olacak?.. 

Yarını düşünen yok. “Benden sonra tufan”  demek yetmiyor.

İstanbul’da 10 gün içinde yaşanana doğal afet deyip geçemeyiz. Yaşanan afet değil felaket.   Önce İstanbul’a, sonra ülkemize,  hava, yağmur, sıcak ve soğuk hep Balkanlar üzerinden geliyor.

Istrancalar ve Kuzey ormanları İstanbul’un ve Ülkenin nefes borusudur.

Istrancalar yok oluyor.

Ormanı kesip, çimento fabrikaları için kalker çıkarılıyor. Hala da çıkarılmak isteniyor. Sadece bir kapasite artışı için hazırlanan 1 milyon 504 bin 413 m2’lik ÇED Talep alanındaki ağaç adedi 74 bin 916. Neredeyse tamamına yakını meşe.  Talep edilen alan aynı zamanda yer altı su besleme alanı.  Bu alan aynı zamanda  5 Kasım 2009   27397 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ‘Yeraltısuyu İşletme Sahası’ olarak tespit edilmiş olup, yer altı su tahsislerine kapatılmıştır. Çimento için su lazım. Nereden bulunacak?..

Ona da çözüm bulunmuş.. DSİ ve İlgili firma arasında daha önce imzalanan protokol ile göletten alınan su miktarı 5 l/s. Firma kapasitesi artınca su ihtiyacı artacağından 9 l/s talep ediyor. DSİ 8/l/s uygun görüyor.  Sonuçta  Kırklareli-Vize Evrencik Sofular Göleti’nden   yılda toplamda 258.000 m³  suyun yanı sıra  on binlerce ağacı çimentoya tercih ediyoruz. 

Neden tercih ediyormuşuz?..

ÇED Raporunda “2015-2025 yılları arasında çimento tüketiminde %6-7 civarında artış olması bekleniyor. Yollar, köprüler ve kentsel dönüşüm ve aynı zamanda komşu ülkelerdeki yeniden yapılanma projeleri, çimento ihracatında  AB ülkelerinde çimento sektörüne yeni bakış ile çimento üretim ve tedarik stratejilerindeki  değişiklikler sebebi ile halen bölgemizde yükselen talep artışlarının ulaştığı büyüme oranlarının ileriki yıllarda da devam edeceği tahmin edilmektedir.” deniliyor

Özetlemek gerekirse AB ve komşu ülkeler çimentoyu üretmek yerine bizden tedarik edecekler. Ormanı keseceğiz, suları kirleteceğiz ve İhracat yaparak milli gelirimiz artacak. Zengin olacağız. Çok para olunca da buğday gibi suyu da dışarıdan alırız!..

Kırklareli ili verimli topraklarıyla, sanayisi, tarihi ve doğal güzellikleriyle, sanatsal ve kültürel dokusuyla, sosyo-ekonomik gelişmişlik bakımından 81 il içerisinde 11. sırada yer almaktadır.

 

Istrancalar iki ülkenin ortak  yaşam alanı. 2/3  Türkiye’de. 1/3 Bulgaristan’da.  Sınır, bazı yerde Rezve(Mutlu) Dere, bazı yerde de sınır taşları olur.

Karşı tarafta “dikkat yaban hayvanı” uyarı levhalarının yanı sıra “Ağaç kesmek, kelebek yakalamak,  çadır kurmak, avlanmak, çöp atmak YASAK..  Çünkü Burası ISTRANCA PARK” diyor komşumuz.

Bizim Istrancalar’da ise.  “dikkat kamyon çıkabilir” levhası…  Onlarda ormandan yaban hayvanı, bizde ise kamyon çıkıyor.

 Bizim taraf üretim alanı. Üretim demek, ağaçları keserek, kereste ve sunta fabrikalarına  kamyonlarla taşımak.

Kapasite artışı demek ise, çimento için ormanda on binlerce ağacı kesmek demek..

Aynı orman. Aynı dere. Aynı deniz.. Aynı yağmurda ıslanıp, aynı kuşun ve aynı rüzgârın sesini duyuyoruz.

Onlar daha çok doğanın sesini dinlerken biz, ağır iş makinaları, kamyonlar ve bazen de dinamit seslerini duyuyoruz.

Onlar Istrancalar’da kesmiyor mu?..

Elbette kesiyor. Isınmak için… Gençleştirmek için…

Hatta orada ağaçlar sanata dönüştürülürken, bizde betona dönüşüyor. Istrancalar’daki Yasna Polyanna Köyü ağaç heykelleri ile ünlüdür.

Bizim Istrancalar’da yapılan biyosfer rezerv alan çalışması için her şey hazır. 2008-2009 yıllarında yapılan  130.000Ha. bir alanda çalışmalar yürütülmüştür. Alanda biyosfer rezervi yaklaşımıyla biyolojik çeşitlilik  envanterleri yapılmış, sosyal değerlendirmeler gerçekleştirilmiş, alanın katılımcı bir yaklaşımla yönetim planlaması yapılmış ve proje sahasının biyosfer alan olarak kabul edilmesine yönelik bir “Biyosfer Alan Adaylık Dosyası” hazırlanmıştır. Projenin sonucunda; “Yıldız Dağları Biyosfer Adaylığı” dosyasının hazırlıkları da tamamlanmıştır.

Dosya, UNESCO MAB Komisyonu tarafından istenen formatta ve içerikte hazırlanmıştır..

Sonuç ve akıbeti belli değil!?

 Seçilmiş ve atanmışlara soruyoruz. Istrancalar için yapılan bu çalışmaların akıbeti ne oldu?..

          Ne yazık ki, Karadeniz’in en doğusu Artvin’den, en batısındaki Kırklareli’ne kadar tahribatın her çeşidi yaşanıyor.

Avrupa’nın en önemli 5 doğa alanından biri olan Istrancalar daha fazla tahrip edilmeden, yaban hayatı yok olmadan,  doğal varlıklarımız kirlenmeden, yok edilmeden, gelecek nesillerin yaşam kaynağı olarak kayıtsız şartsız koruma alanı ilan edilmeli. Bu geleceğe yapılacak en önemli yatırımdır.

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55