ERCAN KERMAN /
POLİS KOLEJİ
17 Temmuz 2017 Pazartesi, 07:00

 Küçük oğlum Cem’in polis kolejinde okuduğu, ağabeyi Bilal’in de Amerika’da mastır-doktora yaptığı yıllardı. O yıllarda polis kolejinde eğitim, fen liselerinde olduğu gibi fen ağırlıklı, epey de zorluydu. Ağabeyi İzmir Fen Lisesi’nde okuduğu için müfredatı biliyorum. Üstüne üstlük sınıf komiserleriyle başlayan çok katı bir disiplin uygulanıyordu. Çocuklar polis akademisine geçtiklerinde de bütün dersler sosyal ağırlıklı olduğundan epey zorlanıyorlardı.

Tenkit edilecek yanları olabilir ama bu nesil polisler eski yöntemleri bırakıp yani zanlıdan suça ve suçluya gitme yöntemini bırakıp delillerle suçluyu arama yöntemini geliştirmek üzere eğitiliyorlardı.

Bir televizyon konuşmasında Edirne’de de görev yapmış olan eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, dayakla ilgili “O yıllarda sorgu yöntemimiz öyleydi.” demişti.

Aziz Nesin’in bir hikâyesinde bir karakola aranan “Fil Hamdi” isimli suçlunun eşkali bildirilir ve onların bölgesinde olabileceği duyurulur. Bir süre sonra merkeze karakoldan gelen telgrafta üç tane “Fil Hamdi’nin” yakalandığı, gerekirse daha fazlasının da yakalanabileceği bildirilir. Yani cennetten çıkma dayak metoduyla “Fil Hamdilerin” sayısı çoğaltılabiliyordu.

Bir ara İstanbul’da “İşkenceci TÜRÜN” diye afişler gece gizlice asılır, polis sökmesin diye bomba süsü verilmiş paketler altlarına bağlanırdı. Sol gençlik arasında “Ziverbey Köşkü” işkence merkezi olarak korkuyla anlatılırdı. Çünkü “Faik TÜRÜN” İstanbul Sıkı Yönetim Komutanı’ydı.

İşte bu rütbeli polis adayları insani yaklaşımı benimseyerek yetişirken yaz tatillerinde oğlum Cem’le birlikte Edirne’ye bizim eve gelirler, rahat rahat tatil yaparlardı. Cem’le benim ilişkime bakıp hayrete düştüklerini hatırlıyorum. Çünkü çoğunun babası şımarmasın diye oğullarına mesafeli davranırlar ve pek yüzüne gülmezlermiş. Biz oğlumla her konuyu konuşur, analitik bir düşünce yapısına sahip olması için enine boyuna tartışırdık.

O yıllarda sınıflarında , tabii ki okullarında “Fetullah GÜLEN”ci öğrenciler olduğunu Ankara’daki “IŞIK Evlerini” herkes biliyordu. Şükür ki Fetullahçı çocuklar bizimkiler kadar zeki değillerdi. Yaptıkları bütün işleri yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlardı. Öyle oldukları halde hızlı yükseldiler ve kritik makamlara gelmeyi başardılar ama bu gün gelinen noktada aptallıkları ortaya serildi.

Öyle olmasalar akıllarını bir başkasının emrine verirler miydi? “Kula kulluk” ederler miydi?...

Cem ve gelin kızım Dilay 4 Eylül 2011’de şehit edilmişlerdi. Aradan kaç yıl geçti? Yine de özel günlerde bu çocuklar ve dahi hanımları beni ve bizim hanımı arayıp hal hatırımızı sormaya devam ediyorlar. Ben de onların başarılarını ve tayinlerini takip edip gururlanıyorum.

İçlerinde kitap yazanlar var. Hepsi yükselmeyi hak eden donanımlı gençler.

Geleceğe umutla bakıyorum.

Kalın sağlıcakla…

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55