Burhan Aytekin
Geleneksel Sporların Doğuşu
Yayın Tarihi: 13 Temmuz 2017, Perşembe
Diğer Yazıları

Spor, tarih boyunca insan topluluklarının doğayla olan münasebetleri sonucunda oluşmaya başlayan bir olgu olarak ortaya çıkmıştı.

Zaman içerisinde toplumların sosyal yönleri ile gelişmeleri, toplumlararası rekabetlerin artması ve yayılması sonucunda spor, kültürel bir boyutun unsuru olarak algılanmaya başlamıştır. Bu kültürel oluşum, beden eğitimi ve vücut kültürü açısından da, toplum birimleri içerisinde yaygınlık göstermiştir.

Toplumlar geliştikçe, yerleşik kültür hayatına geçişler hızlanmıştır. Bu gelişimin sonucu olarak toplumlardaki iş bölümleri çeşitlilik göstermeye başlamıştır. Bu aşamalarda beden eğitimi ve spor kültürü de; toplumlardaki iş bölümü içerisinde, sosyal etkinlikler “Şölen, festival, ayinler, törenler, yarışmalar” olarak ortaya çıkmıştır.

Yapılan ve ortaya çıkarılan sportif etkinlikler o toplumun coğrafi ve sosyal yönüyle, zaman içerisinde tekrarlanarak, kültürel aktarımları ile geleneksel bir yapıya kavuşturulmuştur. Toplumları arası yer değiştirmeler, göçler, ticaret ve savaşlar bu türdeki geleneksel sporları çeşitlendirmişlerdir. Kökleri aynı olmasına rağmen, değişik toplumlar tarafından kendi kültür değerlerine göre şekillendirilerek yeni oyunlar ortaya çıkarılmış ve zenginleştirilmesine etken olunmuştur.

Geleneksel Türk Sporları da oldukça zenginlik göstermesine rağmen, göçler ve yer değiştirmeler “iskân politikaları” sonucu; bir kısım ilk yapıldığı yerlerde bırakılmış, bir kısmı da gidilen değişik yer ve yörelere götürülmüştür.

Tarihi gelişimi sürecinde bu oyunlar, köklü olmasına rağmen sosyal, kültürel ve çevre şartlarına bağlı olarak çeşitli farklılıklar göstermişlerdir. Toplumların kültürel özelliklerini gösterdiğin dolayı, ülkeler bu oyunları kendi kültür kimliklerinin bir özelliği olarak benimsemişlerdir. Günümüzde de bunlar kendi kültür birikimlerinin parçası olarak görülmekte, başka toplumlarda bir üstünlük unsuru olarakta kabul ettirilmeye çalışılmaktadır.

Orta Asya Türk Kültüründen, Anadolu Türk Kültürüne ve Balkanlara aktarılan geleneksel sporların kültürel özellikleri açısından değerleri büyüktür. Bu konularda yapılan çalışmaların yetersiz ve kısıtlı olmasından dolayı günümüzde gereği gibi tanınmamaktadır.

Türk kültür hayatı, tarih boyunca coğrafi özelliklerinden dolayı çeşitli kültürlerin geçiş noktası olan merkezleri etkilendiğinden, dünya kültür hayatı açısından büyük önem taşımaktadır. Bu özelliğinden, dünya kültür hayatı açısından büyük önem taşımaktadır. Bu özelliği halen doğu-batı arasındaki kültürel etkilerle güncelliğini korumaktadır. Sporun çeşitliliği ve etkinliği o toplumun kültürel zenginliğini, sosyal gelişmişliğini de yansıtmaktadır. Toplum içerisinde oluşmuş bulunan geleneksel sporlar, spor kulüplerinin tarihi gelişimini bugüne taşıması bakımından önem taşımaktadır.

Türk kültür hayatı ve tarihi içindeki yeri, bu tarihi süreç içerisindeki geçirdiği değişimlerden etkilenmesi ile paralellik arzeder. Bu tarihi sürecin getirdiği dinamikler, burada değişik bir kültür ve sosyal oluşum meydana getirmiştir. Toplumsal kültür bir anda veya birkaç senede meydana çıkan bir hadise değildir.

Gelenekler, inanışlar, din, güzel sanatlar, örf ve adetler toplumsal yapı içerisinde kültür unsurlarını meydana getirir.

Spor çağlar boyunca, toplumsal grup görünümü taşıyan bir etkinlik olarak gelmiştir. Toplumsal iş bölümüne kadar uzanan süre içerisinde, sporun tarihi kökenleri olarak adlandırdığımız bedeni faaliyetler, günümüzde araçlı ya da araçsız yapılan pekçok sporun ilkel şekilleri olma özelliğine sahiptir.

Bu aşamada spor, toplumun kültüründen bağımsız olamaz. Sporun, diğer toplumsal kurumlar gibi, içende bulunduğu toplumun kültüründen bağımsız gelişmesi beklenemez. Dolayısıyla sportif etkinliklerin, toplumun kültürü, örfü, adet ve gelenekleri bakımından ele alınması faydadır.

Adetler, halk tarafından alışılmış ve yaygın olarak uygulanan davranış şekilleridir. Bunlar sosyal bakımdan kabul görmüş ve yerleşmiş hareket tarzlarıdır. Adet kelimesi çoğu kere örf ile eş anlamlı olarak kullanılır. Ancak âdetin, örf olabilmesi için yaptırıcı gücü bulunması gerekir. Örf ve adetler sosyal ilişkileri düzenleyen normlardır. Örf ve adetlerin maziden günümüze kadar kültür değişimleri içerisinde aktarıldığı ve zamanla gelenekselleştiği sosyolojik bir gerçektir.

Gelenek, toplumda değerler ve kurumların en ağır değişen ve eski toplum değerlerini yenilerine bağlamaya yarayan sosyal miras, olarak belirlenebilir. Gelenekte toplumsal bir devamlılık ve birbirine bağlanma olayı bulunmaktadır. Bu bağlama olayı kültür ve toplumsal birlikteliği ortaya koymaktadır. Bu birliktelik toplumdan topluma değişmektedir. Bir toplumun gösterdiği devamlılığı bir başka toplum göstermeyebilir.

Gelenek ve gelenekçilik içerisinde bulunan kültür içinde; Eski Türkler tahinde sadece kültür yaratıcı toplumlar olarak değil, aynı zamanda kültür alıcı toplumlar olarak yer almışlardır. Kültür yaratıcılığı kadar kültürel aktarma da önemli bir güç kaynağı teşkil eder. Milli kültürün sembol olan destanlar, masallar, hikâyeler içerisinde sportif unsurlara rastlamak her zaman mümkün olabilmektedir. Geçmişten günümüze uzanan bin çizgi üzerinde kültür birikimlerinin taşıyıcısı olan destanlar bu yönden oldukça zengindirler. Türk destanlarında ana temaları olan kahramanlık, cengâverlik, doğaya karşı çıkma, onu yenme, coğrafi konum olarak ülke fethetme gibi motiflere sıkça rastlanır. Bu destanların getirdiği bilgiler Türk kültür hayatında sporun, savaş talimi olarak büyük bir öneme sahip olduğunu göstermektedir.

Destanlara bakacak olursak Oğuz Kağan destanı, yaratılış ve türeyiş destanı, Manas Destanının bu motiflerle bezenmiş olduğu, ayrıca Dede Korkut hikâyelerinde de aynı unsurlarını taşındığını görebiliriz.

Bu destan ve hikâyelerde, geleneksel spor yapımıza uygun ve kültür taşınması sonucu günümüzde de yaşayan sporları görebiliriz. Atıcılık, at, binicilik, güreş, kılıç, cirit, okçuluk, avcılık, gibi sporlar hâkim unsur olarak görülmektedir

Dede Korkut hikâyelerinde bu terimler sıkça işlenmiştir. Avcılık, ata binmek, ok atma ve kullanma günlük yaşantı unsurları olarak anlatılmaktadır.

Dede Korkut hikâyelerinde toplumun gündelik yaşantı içerisinde sürekli olarak ot atma, avlanma, ata binmek gibi faaliyetler içerisinde bulunduğu görülebilir. Buna benzer temaları Oğuz Kağan destanında da bulmak mümkündür. Bu destanın nitelikleri yansıtan bir belge olarak incelenmesi gerekir.Türkler de spor, onun gücünü, çevikliğini, bedeni gücünü gösteren milli kültür varlıklarımızdan birisidir. Hunlar, Harzemşahlar, Samanoğulları, Selçuklular, Osmanlı İmparatorluğu ve diğer Türk devletlerinde güreş, avcılık, atıcılık, binicilik, kılıç, okçuluk, yaya koşuları, atlama, ağırlık kaldırma ve lobut, gürz ve topuz kullanma cirit, göğen, gökbörü, tepük, matrak, kayak gibi sporlar büyük aşama göstermişlerdir.Tarihin il çağlarından beri Türkler arasında yapılan bu sporlar, bazen mücadele sporu olarak, bazende savaşa hazırlık olarak toplum içinde yapılagelmiştir.

Her kültür kendi spor anlayışını ortaya koymuştur. Bu özellikler aktarıcı kültür içerisinde de yer bulmuşsa, yapılan spor etkinliklerinin gelenekselleşmesi kaçınılmaz olabilir.

Evlenmelerde dahi Türk toplumunda spor eş seçiminden, düğün merasimlerine kadar etki eder. Evlenecekler, evlenecekleri kızlarda güreş tutmak, ok kullanmak gibi meziyetler ararlar ve yarışmalar yaparlardı.

Kültür kaynağında desteklenen bazı spor dalları ise bugün dahi milli bir nitelik taşımaktadır. Mesela; Türk kültüründen kaynaklanan atlı sporlar, atıcılık, cirit, güreş, kılıç gibi sporlar daha çok savaşa hazırlık ve fiziki gücü geliştirmeye yarar sağlar. Bu sporlar gelenekleri sürdürme amacıyla Orta Asya Türklüğün’den, Selçuklulara, Osmanlılara ve Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar sosyal miras olarak yaşatılmış ve korunmuştur *

Geleneksel Türk Sporları

Türklerde spor kültürü zaman içerisinde gelişerek devam etmiştir. Bunun sonucunda çeşitli sporlar yapılmış ve bu sporlar toplumun değişik kesimlerinde benimsenmişlerdir. Toplum tarafından benimsenen ve yaşatılan sporları eski zamandan günümüze kadar geleneksel bir yapı içerisinde taşınmıştır.

Eski Çin kaynaklarına göre, Türkler ve komşularında spor yapma yaygın olmasına rağmen bu kaynaklar Türk kavimlerinin sporları hakkında ayrıntılı bilgi vermemektedirler. Bu bilgi azlığı, bugün değişik toplumlar tarafından yapılmakta olan birçok spor çeşidinin, Türkler tarafından yapılmadığı yolunda bir imaj yaratmaktadır. Top oyunu, güreş, kayakçılık, çevgân (polo), at yarışları, okçuluk, salıncak ve diğer oyunların Türkler’deki yaygınlığını ve gelişmişliğini göstermektedir. Bu gün dahi yapılmakta olan spor çeşitlerinin, çok eski zamanlardan beri uygulandığını göstermektedir. Bunların yanında daha değişik olarak yapılan spor türleri de bulunmaktadır. Binicilik, beyge, cop, kızbörü, avcılık da bunlardandır.

Bu durumda Türkler’deki sporun bir iki dalla sınırlı olmadığını, çok değişik spor türlerini uyguladıklarını göstermektedir. Zaman içerisinde değişik yerlere ve bölgelere göç etme sonucu, kendi kültürel değerleri ile beraber spor kültürlerini de beraberce taşımışlardır.

Eski Türklerin bu özellikleri sonucunda toplum birimleri tarafından her alanda ve gittikleri yörelerde yapmış bulundukları sporlar unutulmamış, daha da geliştirilerek uygulamışlardır.

Zaman içerisinde sporlar kendilerine özgü geleneksel bir yapıya kavuşturulmuşlardır.

Burhan Aytekin

www.baytekinbalkan.com

Faydalanılan Kaynaklar

Fotoğraf: Geleneklere önem veren 1990 Edirne Kırkpınar Yağlı Güreşleri Ağası Hediyesiyle birlikte 14 Ağustos 2016 günü Kurtdereli Yağlı Güreşlerini heyetiyle birlikte girişi

* Hayrettin Öztürk, Yüksek Lisans Tezi, Geleneksel Türk Sporları Üzerine Bir Araştıra Erzurum Yöresi Örneği, TC Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı, Ankara-1993.

Seyitoğlu B., Erzurum Lisesi 100. Yıl Özel sayısı Erzurum, 1989

Demirbolat A., Toplum ve Spor Ankara, 1988.

Erkal M., Sosyolojik Açıdan Spor, MEB, yayını, No 70, Ankara, 1986

Ülken H.Z., “Gelenek, Gelenekçilik, Kültür Bölgesi, Maddeleri”, Sosyoloji Sözlüğü, MEB yayını, No 70 Ankara, 1986

Türkdoğan O., “Türk Tarihinin Sosyolojisi”, Hasret Yayınları I. Kitap, Ankara Tarihsiz.

Gümüş A., “Beş Dakikalık Güreşte Teknik ve Taktik”, Kuriş Matbaası, İstanbul, Tarihsiz.

Eberhard W., “Çin Kaynaklarına Göre Türkler ve Komşularında Spor”, (S. Karaküçük, Ülkü Seçilmiş Spor Makaleleri içinde), s.121-127, Ankara, 1991.

Yıldız D., “Türk Spor Tarihi, İstanbul, 1979.

DİĞER YAZARLAR
Ahmet Acaroğlu
POLİTİK MAYINLAR  ve KÜLTÜREL TUZAKLAR 
Recep ÇINAR
Domuzdan post, gâvurdan dost olmazmış!      
ERCAN KERMAN
TÜRKİYE GLOBALLEŞMİŞ
Seyide ESEN
ETUS’la geçmişe yolculuk
Selçuk Duranlar
İHRACAT
Zafer Dereli
KALICI BİR REFAH PAYI UYGULAMASI İSTİYORUZ
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
KIŞ MEVSİMİNDE ZAYIFLAMANIN YOLLARI
Şükrü Akıllı
EMEKLİYİ YOK SAYARSANIZ….
NURAN İKİZ
Bir Yeni Yıl Hikâyesi
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Stresle Başa Çıkmak İçin Çeşitli Tavsiyeler
Numan Özgür METİN
GÜNÜBİRLİK GÖKÇEADA
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
Roman vatandaşlar nerede?
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
M. ENİS ŞENSEVER
Anadolu Uygarlıklarından İzler – Panel ve Sergi (3)
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK