Ertan Çekiç
MUTLULUĞA GİDEN YOL
Yayın Tarihi: 29 Mayıs 2017, Pazartesi
Diğer Yazıları

Çıkmaz Sokaklara Girmeyin: Mutluluk bizlere çeşitli yollarla ve şekillerle gelir. Ama en doyurucu olanı, emeğimiz ve yüreğimizle elde ettiklerimizden duyduğumuz hazlardır. Elbette en göze batanı da, o başarılı çalışmalar sonucu elde ettiğimiz güzelliklerdir. Ve işte çıkmaz sokaklarda dolaşmanın hüzünlü sonucu: Çalışmak, başarmak ama göze gelir korkusuyla yeterince tadına varamamak. Asılsız inançlar ve anlamsız saplantılar yüzünden mutluluğa uzak durmak...


Önce Sağlığınızı Düşünün:  Sağlığınızı yitirdiğinizde, bir gün önce tadına doyamadığınız bir yemeği, ertesi gün hastalandığınızda tatmak bile istemiyorsunuz. Değer ölçüleriniz değişiyor. Geçmişe bakarken garipleşiyorsunuz. Hele bir de, ümitsiz bir hastalıksa sizi sağlığınızdan  eden, çaresizleri, mutsuzları oynuyorsunuz. 


İçinize Kapanmayın: İnsan, yaratılışından beri her geçen gün, artan bir şekilde sosyalleşmekte ve diğer insanlara daha bağımlı hâle gelmektedir. Bütün mesele, bireysellik ile toplumsallık arasında iyi ve makul bir denge kurmaktır. Tatlı hülyalara dalmamıza, hayaller kurmamıza elbette kimseler karışamaz, ama o hayaller ve o hülyalar, düştüğümüzde yara alabileceğimiz yükseklere de çıkarmamalı bizleri. 


Aklınızı Kurtarın: Mutluluk, güzel yönü yakalama sanatıdır. Her şeyi iyi yönüyle görmek, kötüye prim vermeden, bazı şeyleri görmezden gelerek, bazı şeyleri duymazdan gelerek, bazılarını da unutarak gönül doygunluğuna ulaşmak; bir anlamda üç maymunları oynamaktır.


Alışkanlıkların Kölesi Olmayın: İnsan denen varlık yaratılırken, mayasına merak da konmuş olsa gerek. Çünkü, ilk   olarak karşılaştığı şey ne olursa olsun, bütün teferruatıyla tanımak, öğrenmek istiyor. Bu önüne geçilemez merak, insanı bazen iyiliklere ulaştırabildiği gibi, dönüşü olmayan kötü alışkanlıklara da götürebiliyor. 


Zirveye Özenmeyin: Zirve denilen yer dağ olsa; kar, tipi, fırtına çıkar, uçar gidersiniz, dal olsa kırılır düşer gidersiniz. En iyisi, göze batmayacak kadar aşağılarda, tatmin olacak kadar yukarılarda bulunmaktır. Yarınlardan emin olarak çalışmak, iyiye ve güzele ulaşmanın huzuru  içinde, mutluluğun tadına varmaktır.


Zamanı Doğru Kullanın: İnsan doğar, büyür, gelişir, yaşar ve ölür. Bu bizim kaçınılmaz gerçeğimiz. Sadece, doğumla ölüm arasında geçen zaman kişiye göre değişkendir ve bizler onun ne kadar süreceğini bilemeyiz. Mevlâna, Mesnevi'sinde, insan ömrünü bir duvarın arkasında duran yumağa benzetmiş. Bizlere sadece o ipin ucunu çekmek düşüyor. Üstelik, o yumağın ne zaman boşalacağını bilmeden...


Doğa ve Yeşille Kucaklaşın: Tabiatta bulunan hiçbir renkte, yeşildeki kadar fazla ton yok. Daha doğrusu; varsa bile o farkları böylesine büyüleyici olarak hissedemiyoruz. Yılın hangi mevsiminde olursa olsun, etrafımıza alıcı gözle baktığımızda yeşilin, sarıdan maviye uzanan o muhteşem ve büyüleyici tonlarıyla karşılaşıyoruz.


Güzel Sanatlara Yönelin: İnsan, duygu ve düşünceleriyle birlikte, özellikle, heyecanlarıyla yaşar. Güzellikler karşısında heyecan duymak, hayattaki lezzetlerin en yükseğidir. İlham denilen olay, bediî (estetik) bir heyecandır. Ruhun güzelle karşılaşması, bir anlamda güzel sanatlara atılan ilk adımdır. Çünkü o heyecanla birlikte sanat eseri ortaya çıkar. 


Yaşlanmaktan Korkmayın: Ölümün, er veya geç herkesin başına gelecek bir gerçek olduğunu kabul ettiğimizde ve ecelin ne olduğunu anladığımızda, hayata daha başka gözlerle bakabiliriz. Yaşadığımız her saniyenin değerini bilerek, her nefesten ayrı tatlar alarak mutluluğa ulaşabiliriz. Gençler ümitle, ihtiyarlar hatıralarla yaşar…


Tecrübeye Saygılı Olun: Tecrübelerden ibret almayan, başarıya ulaşamaz. İnsanın, gelişmesini tamamlaması ve sürekli mutlu olabilmesi için, kendisinden önce yaşanan acı ve tatlı olayların özümsenmesiyle günümüze kadar gelen deneyimlere ihtiyacı var.


 Sorumluluk Almaktan Kaçınmayın: Tabiatta her şey bir denge içindedir. Başarı ve mutluluk, bir tahterevallinin aşağıda kalan koluna yerleştirilmiştir. Öbür tarafa gönlünüzü, emeğinizi koyarken riskinizi de eklemezseniz, o güzellikleri yukarıya kaldıramazsınız.


Hatalardan Kaçının: Elbette hatalarımız olacak. Önemli olan, elden geldiğince dikkatli davranmak, aynı hatalara tekrar düşmemektir. Bazı küçük hataların bizi bu konuda eğittiği de söylenebilir. Yeter ki, o hatalardan gerekli dersleri çıkarabilelim.


Güven Duygusunu Yakalayın: Kendisini güvende hissetmeyen insan, parası, serveti ne kadar artısı olursa olsun, gerçek mutluluğa ulaşamaz. Mutluluk, bir anlamda rahatlamadır ve o huzuru sağlayacak tek etmen de güven duygusudur.


Danışmaktan Çekinmeyin: Bilemediğimiz konularda birilerine danışmamız, peygamberimizin önemli bir tavsiyesidir. Ama onun da önemli bir şartı var: Danışılan kişi seçkin olacak. Hani, halk arasında "Bir bilene soralım." derler ya, işte öyle… 


Alçakgönüllü Olun: Birçok insan, hayatının büyük bölümünü olduğundan farklı görünebilmek için heba edermiş. Olduğumuz gibi görünmekten çekinmemeliyiz ya da bir gayret gösterip, görünmek istediğimiz gibi olmalıyız.


Olumlu Düşünün: Başarıya giden yolda karşınıza çıkabilecek zorlukları, olağan şeylerden saymalısınız. Her şeyi hayra yormaktan daha etkileyici bir rahatlama olamaz. Bakış açısı da çok önemlidir. Olumlu düşünmenin yolu, kendinizle barışık olmaktan geçer.


Her Şeyi İyiye Yorun: Hayatta birçok şeyin gidişini durdurmanın elimizde olmadığını çok iyi biliyoruz. Onlar için bir şey yapamayız ama; yine biliyoruz ki, birçok olayı da yanlış yorumlarımızla, kendimiz içinden çıkılamaz hâle getiriyoruz. Her şeyi, en azından ilk önce iyi tarafından ele almalıyız. Birazcık pembe gözlükle bakmaya çalışmalıyız. 


İşinizi Severek Yapın: Bir kitabede bu konuya dair şunlar söylenmiş: "Seveceğin bir iş seçersen, hayatın boyunca bir an bile çalışmış olmazsın. İşini öyle sev ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın. Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşin ne kadar küçük olursa olsun, onunla ilgilen. Hayattaki dayanağın odur." 


Geniş Yürekli Olun: Karşılaştığımız güçlüklere geniş açıdan bakmayı becerebildiğimiz anda birçok sorunun kendiliğinden eriyip gittiğini görürüz. Dar açıdan baktığımızda ise başımız dertten kurtulamaz, mutluluğu bir kere daha geri çevirmiş oluruz.


Mal Mülk Hırsına Kapılmayın: Böylesine kırılgan bir ortamda, büyük hırslara kapılarak, belki de, birilerinin mutsuzluğuna yol açarak zenginlik savaşı vermek, bir anlamda, hayatı o uğurda harcamak anlamına da gelebilir. Kazanılacak çok daha güzel şeyler olduğunu unutmamalıyız. 


Bilginizi Paylaşın: Bilgi kopyalanır. Kopyalandığı yerde aynen kalır. Kısacası, bilgiyi verenin herhangi bir kaybı olmaz. Ayrıca, "öğretirken öğrenmek" bilinen bir gerçektir. Bilgiyi paylaşmayanın kusuru kıskançlıktan ibarettir. Başkası mazerettir.


Vermeleri Yarınlara Bırakmayın: Ağaçların, güllerin budama mevsimi vardır. Ancak o zaman budanırlarsa, dallanır, budaklanır, daha gürleşirler. Mevsimi kaçırırsanız eğer, tersine döner her şey. Vermeleri yarınlara bırakmayın. Gün gelir o sakladıklarınız size de yaramaz. 


Haklara Saygılı Olun: Kul hakkından korkan esnafımız, tartı yaparken kefeye fazladan bir şeyler koyar ve "Bu da benden cabası." der. O fazlalık, bir anlamda, tedbirdir. Bazısı da, daha ağır çeksin diye, kefenin altına bir şeyler yapıştırır. Ne yazık ki o zavallı insan, yakınını daha baştan sele bırakmıştır.


Başkalarıyla Yarışmayın: İnsan dediğin, her vesile ile başarılı olmak ister. Çünkü, bir sorunu kendi başına halletmenin verdiği mutluluğu, başka hiçbir şey veremez. Bir yarışta kazanılan başarının sağladığı mutluluk ise, daha anlamlı ve sevindiricidir. Ama unutmamalıyız ki, her yarışın bir galibi olduğu gibi, bir de mağlubu vardır. Her mutluluğun karşısında, bir mutsuzluk boy gösterir.

 

Tatlı Dilli Olun: Güzel şeyler görmek, tatlı sözler işitmek istiyor herkes. "Yumuşak söz, insandaki öfke ateşine karşı soğuk su işlevi görür." demişler. Konuşulan ağır ve sert sözlerin daha değişik ifade yolları vardır. O söylenecek şeyi, hafif olan sözlerle ifade edebiliriz. Birilerine güler yüzle ve tatlı sözlerle hitap etmekle ne kaybımız olur?  


Güler Yüzlü Olun: Ne kadar iyi niyetli ve temiz duygularla yüklü olursak olalım, karşı tarafa vereceğimiz ilk mesaj dış görünüşümüzle gerçekleşir. Karşı tarafta, bizim hakkımızda oluşan kötü izlenimi silmek, zannedilenden de zor, hatta bazen imkânsız gibidir. Her ne kadar "insanın yüzü, içinin aynasıdır." denilse de, birazcık gayret göstererek o görüntüyü iyimser hâle çevirmek elimizdedir.


Dürüst Olun: Dürüst insan, kendisine güven duyulandır. Güven duyulan bir insan olmak ise, en büyük mutluluk nedenidir. Dürüstlük mutlak bir olaydır. Belli limitleri yoktur. En küçükten en büyüğe, hiçbir ayrım yapmadan doğruluktan sapmamaktır.


Israrcı Olmayın: Dilimizde, "huyundan gitmek" diye bir deyim var. İnsanları oldukları gibi kabul etmekten daha rahatlatıcı bir davranış olamaz. Aksi halde, kendimizi bile bile sıkıntıya sokarız. Hem başkalarını kırar, hem kendimiz üzülürüz. "Dediğim dedik, çaldığım düdük" demekle, üzüntüden başka elde edebileceğiniz bir şey yoktur. Şunu iyi bilmeliyiz ki, yaralar kaşıyarak iyileştirilemez.


İyilerle Dost Olun: Gerçek dost, insana güç ânında Hızır gibi yetişendir. Ve bunu, herhangi bir karşılık gözetmeden yapandır. Canı için canını, malı için malını göz kırpmadan tehlikeye atabilendir. Gerçek dostlar, kendileri kötü olsalar bile sevdiklerine zarar veremezler.


Vefasız Olmayın: Vefasızlıklarda, dostlar tarafından aldatılmış olmak vardır. Sevilen ve güvenilenin ihaneti, kalbin derinlerinde öyle yaralar açar ki, her nefes alışınızda, her kalp atışınızda bir daha hatırlarsınız. Ahde vefa, kişinin ağzından her çıkanın bilincinde olmasıdır. Söz verip ümitlendirdikten sonra, vefasızlık yapmak kadar kötü bir davranış olamaz.


Az ve Öz Konuşun: Sözün güzelliği, cahilin anlayacağı, bilgenin zevk alacağı gibi olmasıyla ortaya çıkar. Aklı başında bir insan sözcüklere egemen olur, sözcüklerin kendisine hükmetmesine izin vermez. Ahmak insanlar ise hiddeti cesaret, dik başlılığı metanet, gururu yükseklik, gevezeliği güzel konuşma, edepsizliği meziyet zannederler. 

DİĞER YAZARLAR
MELTEM BABACIK (dytmeltembabacik@gmail.com) (inst: 360beslenme)
OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE BESLENME
ERCAN KERMAN
TRAFİK
Recep ÇINAR
Din ve Hayat!
NURAN İKİZ
İlle de Söğütlük mü?
Selçuk Duranlar
YEŞİL MUTABAKAT-2
Ahmet Acaroğlu
ŞİDDETİN  ANATOMİSİ 
TURAN ŞALLI (Roman Sivil Toplum Gönüllüsü)
“ÇİNGENE KIZI” MOZAİĞİ UYDURMASI/YAKIŞTIRMASI
HAMİT PUHALOĞLU
Kefenin Cebi Yok…
MUSTAFA ÇETİN
Alevilik ve toplumsal birlik
Zafer Dereli
FAZLA MESAİ KARŞILIĞI BİRİKEN İZİNLERİMİ YURTDIŞINDA KULLANABİLİR MİYİM?
M. ENİS ŞENSEVER
Deniz BAYAV Atölyesi Resim Sergisi (3)
Doç. Dr. Yeliz YEŞİL
Küçük Prens Kitabı ve Sözleri
Şükrü Akıllı
DOĞAYA SAHİP ÇIKMAK-KORUMAK BU MUDUR?
ŞAHVER HÖBEK
Çocuklarda Nefes Farkındalığı
Mehmet Ali ESMER
BİR YANGIN HABERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ
Numan Özgür METİN
SAKLI GÖL AĞVA ŞİLE GEZİ NOTLARIM
OLCAY DAL
Cumhuriyet nedir ?
Hüsnü Sarıgül
Suriyeliler denizde, Mehmetçik Suriye’de
Ertan Çekiç
İNSANLARA NE İSTEDİĞİNİ SORSAYDIM, DAHA HIZLI GİDEN AT ÜRETİRDİM
ABDULLAH GÜRGÜN
İLHAN KOMAN SAGUSU
CELİL ÖZCAN
SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN!
İHSAN KÖSE
İZ BIRAKANLAR
Prof. Dr. Özer ERGÜN
Kurbanda Hijyen ve Gıda Güvenliği Niye Önemli?
Hüseyin Erkin
FİYATLARI YÜKSELEN KİMYASAL GÜBRE FOTOĞRAFI
ÖZCAN AYGÜN
EDİRNE GAZİ OSMAN PAŞA ORTAOKULUNUN KAZANDIĞI ULUSAL BAŞARI VE ÇANAKKALE SAVAŞLARININ 106. YIL DÖNÜMÜ
MUSTAFA ERSOY
MUHALEFET ETMEK, BOZGUNCULUK MU? İHANET ETMEK Mİ?
Levent Büdüş
SİS DAĞILINCA
Tülay Çağlarer
ATATÜRK ve ÇOCUK
Teoman ÖZÇUHACI
MESAFELER VE ÖLÇÜLER - ÖLÇÜTLER
Psikolog. Buse BAŞKÖYLÜ
KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE KAYGIMIZI YÖNETMEK
Derya Kurbay
Bunun sonu ne olacak?
Burhan Aytekin
19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun
EKREM KANTUR
Devlet ihtiyaç sahiplerine destek oluyor!
Yener Yaveroğlu
Allah’ın otu ıspanak neden beş lira?
ÜLKÜ VARLIK
TÜYAP DİYARBAKIR KİTAP FUARI (25/30 EYLÜL 2018) VE CAHIT SITKI TARANCI
Yaver Tetik
Sıcak Sulu Kalorifer Kazanı Yakma Talimatı:(4)
NEDİM ZOBAR
BÜYÜK ve KUTLU ZAFER
Mehmet Ali ESMER
Mehmet Ali ESMER
Hüsnü Sarıgül
ABDULLAH GÜRGÜN
ŞAHVER HÖBEK