Şükrü Akıllı /
REFERANDUM TERCİHİ
10 Nisan 2017 Pazartesi, 07:00

Aylar önce Siyasetin ve Ülkemizin gündemine oturan  ve enerjimizi alan Referandum sürecinin sonuna iyice yaklaştık. Türkiye,  Cumhuriyet döneminde yedinci kez Anayasada yapılacak değişiklik dolayısıyla Pazar günü sandık başına gidecek  ve  18 maddelik değişiklik teklifine Evet veya hayır diyerek tercihte bulunacak.

&&&

       Bu sürece nasıl girildiğini toplumumuz biliyor, Referandum kampanyasında yaşananları, söylenenleri  de görüyor, duyuyor.  Meydanlara inilmesiyle siyaset dilinin daha da sertleştiğini bu hassas dönemde toplumun ayrıştığını da kaygı ile izliyoruz. Evet’i  savunan  İktidar kanadı ile Cumhurbaşkanı ve MHP tarafından  meydanlarda  Anayasa değişikliği paketini anlatmaktan çok seçim olacakmış gibi mitinglerde vaatler havada uçuşuyor.  Hayır tarafı sert bir dille eleştiriliyor, karalanıyor,  rencide ediliyor, suçlanıyor, engelleniyor…. Ayrıca kampanyada kamu kaynaklarıyla miting, kamu araçlarıyla propaganda yapıldığına da tanık oluyoruz. Halkın vergileriyle TRT yanlı yayın ve propaganda yapıyor. Hayır tarafının ise kısıtlı olanaklarına rağmen paketin içeriğine daha fazla yer verdiğini izliyoruz. Netice itibarıyla kampanya böyle bir iklimde eşit şartlarda yürütülmüyor. Sonuç adil olur mu diye sormadan da geçemeyeceğim.

&&&

       Hatırlayacaksınız 2010 Referandumunda da aynı şeyler yaşanmıştı. Referandum sonuçlarının alındığı gece en yetkili ağızdan “İleri demokrasi ve hukukun üstünlüğü mücadelesinde tarihi bir eşiği milletçe aştık” diye söze başlanmış “Demokrasinin, Hukukun, Adaletin çıtasını elbirliği ile yükselttik” denilerek Fetullah Gülen’e de teşekkür edilmişti. Ancak yargıda yaşananlar, kumpas davaları, adalette verilen kararlar yıllarca toplum vicdanını kanatmıştır.Paralel yapılanmalar sonucu ülkemiz 15 Temmuz darbe girişimine maruz kaldı. Yetmez ama evet sloganıyla yürütülen 12 Eylül referandumunun yarattığı tahribat ve zararlar ortadan kalkmamışken  Sistem mi? Rejim mi? Evet mi? Hayır mı?  Başkanlık mı? Cumhurbaşkanlığı  Hükümet  sistemi mi? Bunlarla meşgulüz.

&&&

Başkanlık sisteminin başarılı olduğu tek ülke Amerika. Ama biz onu örnek almadık. Ne yaptık dünyada benzeri olmayan tüm yetkileri tek elde toplamak isteyen  ve özellikle siyasi iktidar, canhıraş bir biçimde  bu sistemi başkanlık değil, Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi diye getirmeye çalışıyor. Demokratik denge unsurlarının  yeterince güçlü olmadığı toplumlarda Başkanlık kolayca otoriterliğe, diktatörlüğe yol açabiliyor. Örnekleri çoktur. İşte bu nedenle Türkiye gibi demokrasisinin yeterince gelişmediğini düşündüğümüzde bu toplumu korkutuyor. O nedenle siyasi parti bağımlısı dışındaki çok sayıda insanınızın bu değişikliğe sıcak bakmadığı anketlerden de anlaşılıyor.

&&&

Pekii, bu referandumda oylanacak olan Anayasa  değişikliğinin kabul görmesi halinde ne getireceğine değinmeden önce şunu belirtmeliyim. 18 maddenin 2 maddesi hemen yürürlüğe girecek. Birincisi Cumhurbaşkanı  partili olacak, ikincisi Hakimler ve Savcılar Kurulu yeniden oluşacak. Diğer maddeler ise 2019 Kasımında yürürlüğe girecek. O zaman ülkenin beka sorunu var diye alel acele toplumun önüne konulan bu değişikliğin  yürürlüğe girmesi için neden bu kadar uzun süre beklenecek?

&&&

           Gelin şimdi de referandumdan evet çıkması halinde neler değişecek başlıklar halinde bunlara bir bakalım.

& Seçilme yaşı 18’e inecek, kanımca 6,5 milyon genç oylar dikkate alınarak bir makyaj yapılmış. Oysa o gençliğin %25’i işsiz . 2010 referandumunda  da  seçilme yaşı 25’e indirilmişti ama mecliste bu yaşta bir  vekil yok. Milletvekili sayısı 550’den 600’e çıkarılacak. Hâlbuki meclisin denetleme yetkisi kalkacağına göre yükü de hafifleyecek. O zaman vekil sayısını artırmanın ne gereği var. Nüfusumuza oranlarsak dünyada en çok vekile sahip ülke olacağız. Cumhurbaşkanı yardımcılarının kaç kişi olacağı da belli değil. Eh böyle zengin bir ülke 600 vekili,  40-50 Bakanı, 60-100 başdanışmanı, bir o kadar danışmanı kaldırır herhalde.

&&&

& Devletin ve yürütmenin başı Cumhurbaşkanı olacak. Başbakanlık ve bakanlar kurulu tarihe karışacak. Başbakana ait olan yetkiler Cumhurbaşkanına geçecek. Bakanlık kurulmasına, kaldırılmasına o karar verecek. Cumhurbaşkanı  kararnamesi ile kamu tüzel kişiliği kurabilecek. Bakanların görevine son verebilecek. Bakanlar Meclise karşı sorumlu olmayacakları gibi milletvekili  de olmayacaklar. Bakanlar kurulu olmayacağından kararname çıkarılamayacak. Cumhubaşkanlığı kararnameleri ile yönetilen bir sürece girilecek. Bakanlar hakkında gensoru verilemeyecek. Mecliste olmayacakları için sözlü soru sorulamayacak.

&&&

& Cumhurbaşkanı partili olacak. Partisinin genel başkanı olursa milletvekillerini o belirleyecek. Bu husus küçük bir detay olarak görülse de böyle bir değişiklik ülkemizi demokratik yapıdan kalıcı şekilde uzaklaştıracak ve parti devletine dönüştürecektir. Yürütme-Yasama-Yargı bir aklın kontrolünde olursa  Ülkemizi ister istemez istikrarsızlık, belirsizlik ve denetimsizliğe doğru sürükleyecektir. Yargının siyasallaşması ile ilgili sıkıntı bu düzenleme hayata geçerse daha da artacaktır diye düşünüyorum.

&&&

&Cumhurbaşkanı  Ohal ilan edebilecek. Kararname çıkarabilecek. Her ne kadar fesih denmese de Cumhurbaşkanı ile Meclisin ters düşmesi durumunda fesih yetkisi devreye girecek. Bu yetki karşılıklı kullanılabilecek.  Cumhurbaşkanı tek taraflı fesih ederse aday olamayacak. Lakin Cumhurbaşkanının 2.döneminde meclis tarafından seçimlere gidilmesine karar verilir ise, yani Meclis tek taraflı kendisini fesih ederse  Cumhurbaşkanı bir dönem daha aday olma hakkına sahip oluyor. Anlaşılan Cumhurbaşkanının 3 dönem seçilmesi mümkün.

&&&

& Yasama, yürütme ve yargının yetkileri  Cumhurbaşkanı’ının elinde toplanacak. Anayasa Mahkemesinin üye sayısı  15’e inecek 13’ünü Cumhurbaşkanı  seçecek. Hakimler Savcılar Kurulunun  yapısı değişecek yarısını Meclis, yarısını Cumhurbaşkanı seçecek. Askeri yargı kaldırılacak. Milli Güvenlik Kurulunun da yapısı  değişecek. Bütçeyi Meclis değil Cumhurbaşkanı yapacak. Mecliste kabul edilmez ise Cumhurbaşkanının teklifi yeniden değerlendirme oranında artırılarak uygulanacak.

&&&

1876 Yılında çıkarılan 2.Abdülhamit Yasasının  bir benzerini biz 141 yıl sonra halka sunuyoruz.  Neden böyle bir sistem getirilmeye çalışılıyor gerçekten anlamakta zorlanıyorum.  Dünya devletleri daha çağdaş, daha modern uygulamalar arayışında iken, toplumumuzca  daha ileri demokrasi yolunu açan yenilikler beklenirken   ileriye değil geriye bakıyoruz.

        Sonuç itibarıyla Türk halkı Pazar günü Referandum  tercihinde, bu  değişikliğin akıldan, vicdandan, hukuktan yana olup olmadığına Evet veya Hayır diyerek  kararını verecektir.

Hayırlısı olsun diyelim.

 

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55