MUSTAFA ÇETİN /
ALEVİLİK VE TOPLUMSAL BİRLİK
14 Ekim 2016 Cuma, 08:00

    Bu gün öyle bir gün ki kainatı ışıklandıran Kur-an ayetleri doğrultusunda biz Ehl-i Beyt sevdalıları Muhammed Mustafa’nın hürmetine, Ali Aba’nın inayetine muhtacız. Bil ki asra bedel gün vardır, sanki asır o’nda bir andır, sözünde ifadesini bulan günlerden birisidir.

    Bu gün Mahi Muharrem, cevretmişsem, zulmetmişsem dilerim ben ondan af. Gani Allah afuvvum der yoktur sözünde hilaf. Doğrularımız Hakka eğrilerimiz varsa bize aittir. Bütün mümin canlara.

Selam günlerini arş’a döndürenlere

Selam asırları ana sığdıranlara

Selam Hakka tabi olanlara

Selam canlar canına uyanlara.

     Değerli canlar, Alevilik barış, birlik ve kardeşlik inancının adıdır. 72 milleti yaratandan dolayı sevmenin adıdır. Bu nedenle Alevi olmak demek barıştan kardeşlikten ve birlikten yana olmak demektir. Yüce Allah Kur-an’da Allah’ın ipine topluca sarılıp birlik olun ayrılığa düşmeyin demektir. Ayrılık ve bölünme akıl sahibi insanlara asla yakışmaz. Hz. Muhammed Ali yolunun yolcusu olan Aleviler daima birliği, barışı ve kardeşliği inançlarından dolayı savunmuşlardır. 

    İşte bu nedenle Aleviler bu ülkede ulusal birliğin ve barışın güvencesi olan topluluktur. Unutulmamalıdır ki Anadolu adlı bu toprakları Aleviler İslam’a açmışlardır, Anadolu’yu İslamlaştıran Alevilerdir. Anadolu Alevi Uluları olan Ahmet Yeseviler, Hacı Bektaş Veliler, Şah İbrahim Veliler, Hacı Mahmudu Veliler, Hacı Bayramı Veliler, Ebu-l Vefalar, Sarı Saltuklar, Yunus Emreler, Şeyh Edebaliler ve daha adını sayamadığımız niceleri sayesinde İslam’la buluşmutur.

     Dolayısıyla bu ülkenin hamurunda Alevilik vardır. Bir düşünelim, ülkemizin dörtbir yanının Alevi Ulularının yatırları ve dergahları ile dolu oluşu neyi anlatmaktadır? Bir düşünelim Alevi Ozanlarını, Türk edebiyatından çıkaralım geriye ne kalır… Elbette ki Alevilik ile bu ülkenin ayrılmaz birliğini ve Aleviliğin vazgeçilmez oluşunu anlatmaktadır, yeter ki barış ve dostluk içinde yaşamayı becerelim. Bu topraklar bütün ulusumuzun öz yurdudur, artık bunu anlama zamanı gelmiş ve geçmiştir.

     Bin yıl önce Türk kavimlerinin Orta Asya’dan Horosan’dan Türkistan’dan akın akın Anadolu’ya gelmesiyle bu topraklar Aleviliğe yani İslam’a kucak açmıştır. Bu toprakların hamuru Alevi İslam inancıyla yeniden karılmıştır. Duymasını bilenlere söyleyelim ki Anadolu’da dağ, taş, ova, yayla, ırmak, göl, dere, tepe her ne varsa Hz. Ali’nin adını haykırmaktadır. Nitekim bu topraklar Ehl-i Beyt soyundan gelen Seyitlerle doludur.

     Ülke hepimizindir hangi kökenden gelirse gelsin 72 milleti kucaklama sevdasıyla yola çıkmış bir inancın sevdalısıyız. Aleviler geçmişte ve günümüzde bu görevlerini gereğince yapmışlardır ve yapmaktadırlar, bundan sonra da yapmaya devam edeceklerdir. Bu nedenle Alevi toplumu bu ülkenin bu ulusun çimentosudur. Cumhuriyetin ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi olan Aleviler Türk ulusunun yüz akıdır. Aleviler olarak bir olalım iri olalım diri olalım anlayışı değişmez rehberimizdir.

     Büyük Ozanımız Pir Sultan’ın haykırdığı gibi, Gelin Canlar bir olalım diye haykıran Aleviler hiçbir zaman fitnenin yanında olmamışlardır. Çünkü yüce inancımız Kerbela’dan ders aldıkları için cebir-i, kini, nefreti, şiddeti yasaklamış Hüseyin gibi yaşayanların insan gibi insan olanların ölümsüzlüğüne inanmıştır.

     Tarihimize bakacak olursak ülkemizin ulusal kurtuluş savaşının büyük önderi Mustafa Kemal Atatürk mazlum bir ulusu ayağa kaldırmış ve kurtuluş savaşını onca zalim karşısında destan yazdığını dünyaya duyurmuştur, mazlum uluslara örnek olmuştur. Şimdi sorarım sizlere, Kerbela’da kimler ölümsüzleşti, kimler o soylu kavgayı vererek mabetleşti? Hüseyin’i sembol edip Hüseyin gibi yaşayanlar ölür mü? Ölüm Hüseyin’e yakışır mı? O yüceler yücesi insan her doğumda yeniden doğdu ve insan olanların gönlünde taht kurup orada büyüyüp yüceldikçe yüceldi.

     Ve insan olup insan gibi yaşayanların Sultan’ı oldu, o sevgi sevda oldu, destanlaştıkça destanlaştı, aşk oldu, her aşkta sonsuzlaştı ve yüreklere yazıldı.

    Selam sana gönüllerimizin Sultanı

Selam sana ölümsüzlüğün destanını yazan İmam Hüseyin

Selam olsun Hüseyin gibi yaşayanlara

Selam olsun onun insanlık destanının bayrağını taşıyanlara.

 

                    DEYİŞ

Batınımda dedi bana bir aziz

Muhabbetten geçen Haktan da geçer

Vermem nasibini kessin gıdasını

Muhabbetten geçen Haktan da geçer

 

Muhabbet Adem’i Hakka yaratır

Muhabbet etmeyen can müderadır

Dünyada ahrette yüzü karadır

Muhabbetten geçen Haktan da geçer

 

Gerçek olan bir nefese inana

Canımız veririz kurban canana

Nalet olsun ikrarından dönene

Muhabbetten geçen Haktan da geçer

 

Muhabbetten hasıl olan Muhammed

Ali’ye verdi cümle Velayet

12 İmamın erkanı şefaat

Muhabbetten geçen Haktan da geçer

 

Dört kapı kırk makam yetmiş iki kat

Muhabbet denilen tecelli zat

Mümine Müslime hayır hasanet

Muhabbetten geçen Haktan da geçer

 

Muhabbet dediğin haslar hasıdır

Muhabbet olmayan Hakkın nesidir

Dost Hatayı’nın bu hak nefesidir

Muhabbetten geçen Haktan da geçer

 

    Değerli Canlar;

Muhammed İkbal Hüseyin Hak ile batılın arasını kanı ile kesmiştir. Sözlerine devamla;

    Allah Allah Baba İmam Ali Bismillah’ın Ba’sı oğlu (Seyyid-i Şuhade) Zıbh-i Azimin manası diyerek benim gözlerimi de yüce kurban sırrına açtı deyip Kerbela sırrına vakıf olmanın önemini arz etmiştir.

    21. yy’da sırra vakıf olmamak çok acı değil midir? Gönül ister ki mezhep penceresinden uzaklaşıp tüm İslam alemi bu sırra vakıf olsun. Ben bu sırra vakıf olup haklıyla haksızın ayrımını yapıp haklının hakkını hak sahibine teslim etmek çok zor bir istek midir? Halen İslam aleminde Kur-an’da geçen naletlenmiş soy olarak anılan bu soysuzları hazret demek kime ne değer kazandırır? Yazmaya kalemimiz varmıyor amma bu zalimlerle bir soy bağlılıkları mı var. Bunu anlayabilmiş değiliz.

     İmam Hüseyin’in şahadetinden sonra türbesinin defalarca tahrip edilmesi, yakılıp yıkılmasında Peygamber soyuna dinmeyen düşmanlıklarının açıklaması nedir? Geliniz bu acıyı bu Muhammedi sevgiyi birlikte paylaşıp acıyı bal eyleyelim. Birlik olursak zalimin mumu yanmaz, birlik olursak Kerbela’da mazlumların yaktığı ışık sönmez, birlik olursak insan olmanın sembolü Hüseyin’ler ölmez, birlik olursak Fatima gibi Analar ağlamaz, birlik olursak naletlenmiş soylar zulüm yapamaz.

     Ne mutlu birlikten ve kardeşlikten yana olanlara. Ne mutlu eline diline beline sahip olup yüksek ahlaktan ayrılmayanlara. Ne mutlu Muharrem’in sırrına erenlere. Ne mutlu Ehl-i Beyt’i sevenlere. Ne mutlu bu sevgiyi yol gösterici edinenlere. Matemimiz mübarek oruçlarımız kabul olsun.

     Yarabbi, Resulü Haşimi hakkı için Hanedan-ı Ehl-i Beyt’i nübüvvet hürmeti hakkı için tüm insanlığa bütün ibadetlerin sırrına vakıf olmasını ve gerçeğin sırrına ermesini nasip eyle Yarabbi. Hak Muhammed Ali dergahından eyleyip sırrı Kerbela’nın hakkı hürmetine yaşanılan matemi ve tutulan oruçları kabul eyle Allah’ım. Zalimlerin zulmünden tüm insanlığı koru Allah’ım. Tüm insanlığın barış içinde yaşamasını nasip eyle Yarabbil Alemin. Yalnızca ve yalnızca gerçeğe Hü diyenlerin lokmalarını da kabul eyle Allah’ım.

     Aşıka didarı cemali cennet

    Dilerim cümleye erişe minnet

    Sadık der sıtkınan verin selavat

    Ali ile Muhammed’in aşkına.

 

    BU HABERE YAPILAN YORUMLAR
    YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

 
Copyright ©
Yenigün Ofset Gazete ve Matbaa Tesisleri Mumcular Sk. (Eski itfaiye karşısı) No: 16/B EDİRNE
0 284 225 27 57 - 212 77 55