Az Uyku Odaklanma Sorunu Yaratıyor
Yaz döneminin sona ermesiyle birlikte öğrenciler okullarına başladı. Yaz aylarından kalma uyku alışkanlıklarının çocuklar üzerindeki etkilerine değinen Uzman Psikolog Özge Mutlu, az uyuyan ve uykusunu yeteri kadar alamayan çocuklarda odaklanma sorununun ortaya çıkabileceğini belirtti.
Yayın Tarihi: 19 Eylül 2022, Pazartesi 07:00
Haberleri

Okulların açılmasıyla birlikte öğrenciler yaz aylarından kalma alışkanlıklarını atlatmakta zorlanıyor. Eğitim öğretime yeni başlayan öğrencilerin yaşadığı uyum problemlerinin yanı sıra az uyku da çocukları olumsuz etkiliyor. Ailelere uyarılarda bulunan Uzman Psikolog Özge Mutlu,  uykusunu tam anlamıyla alamayan çocukların arkadaşlık ilişkisinde de sorunlar oluştuğunu belirtti. Mutlu; “Yaz döneminin ardından çocukların uyku düzeni çok çok bozuldu. Yatış ve kalkış saatleri çok değişti. Fakat okula uyum süreciyle birlikte bu konuda disiplini oturtmak okula uyum sürecini kolaylaştırmada çok önemli. Çünkü aniden kalkıp yarım saat içinde okula gitmeye çalışması ve bunda gerginlik hissetmesi çok doğal. Okula gitmeden önce belirli bir süreyi yeterince uykusunu almış, giyinmiş yemek yiyor ise yemeğini yemiş, o şekilde gitmiş olması, hem ortama hem de arkadaşlarına uyumunda daha rahat hissetmesini sağlar. Ama öte yandan çocuklarda uyku düzeni ile ilgili yeterince uykusunu almamış çocuklarda odaklanma problemleri görebiliyoruz. Girdiği derste dinlemesi ve öğrenmesi gereken birçok konu var, uykusunu alamamış çocuk o konuyu anlaması ve bilgi edinmesi çok çok zor. Sonrasında da bunun yapabilme, yapabiliyorum, öğrenebiliyorum gibi kendi iç dünyasına yansıttığı cümleleri olumsuz etkilediğini görebiliyoruz. Odaklanamayan çocuk, öğrenemez. Gerçek anlamda uykusunu alamamış çocuk, arkadaş ilişkilerinde de tam verim sağlayamayabilir. Okula uyum süreci başladı ama uyum ile ilgili sorun yaşayan çocuklar hala olabilir. Uyum dediğimiz süreç 1 – 2 hafta süren bir süreç olmayabiliyor. Çünkü ailelerin uyum sürecinden beklentileri büyük olabiliyor. Bazen çocukların 1 – 2 günde uyum sağlamalarını bekliyor olabilirler. Ortalama bir uyum süreci uzmanlar tarafından 8 hafta kadar ön görülebiliyor. Yeni bir ortama girmek çocukların olayda çok fazla faktöre, arkadaş ve sınandığı çok fazla şeyin olduğu ortam demek. Bu durum daha önce deneyimleyemediği bir şey. Bu yeni duruma karşı heyecan ve umut olması gibi, kaygı ve korkunun da olması doğal bir şey. Aileler bu karmaşık duyguyu normalleştirerek ve doğal karşılayarak ağlamalar ve diğer durumlar doğal karşılanabilir.” İfadelerini kullandı.

“Ebeveynlerin Çocuklar Üzerindeki Etkisi Büyük”

Ebeveynlerin duygusal anlamda çocukların üzerindeki etkilerine değinen Mutlu, okula uyum sürecinde ailelerin uygulaması gerekenleri anlattı. Uzman Psikolog Özge Mutlu; “Bu süreçte ebeveyn duygusu çok çok önemli. Ebeveynin hissettiği duygu demek çocuğun hissettiği duygu demek. Eğer ebeveyn çocuğunun uyum sürecinde 1 – 2 günde alışamadı gibi durum hissederse sonrasında bunu çocuk da hissederse uyum süreci daha da zora girebiliyor. Ebeveynler bu durumların doğal olduğunu bilmeli ve kendilerini sakinleştirmeliler. Okula girdiği ortamda yapılan bir uygulama var. Veli günü olarak belirlenen günde aileler ile birlikte öğretmen ve arkadaşlar ile tanışmak çocuk için büyük bir avantaj. Bu yapılmasa bile okulda bulunan tuvaletler nasıl? Nerede? Acaba sınıf öğretmenim nasıl? Gibi sorular soruluyor gibi sohbet edilmesi gerekiyor. Çocukların uyum sürecinin temelinde kaygı yer alıyor. Kaygı da tamamen belirsizlik ile ilgilidir. Yaşanan kaygıyı azaltarak çocukların uyum süreçlerini hızlandırabiliyoruz.  Okulun yeni ortamın oluşturduğu sorunlar da elbette olacaktır. Aile ile okulda belirli konularda lavaboların nerede olduğu, arkadaşları ile geçirilen vakitler doğrultusunda çocukların okula uyum süreci olumlu yönde etkilenebilir. İlkokul aşaması, duygusal gelişim ve duygusal gelişim açısından çocukların yeterliliğe karşı yetersiz hissettiği dönem olarak geçer. Yeterliliğe karşı yetersiz hissetmek ne demek? Çocuklar ilkokula geldikleri zaman benim de iyi yanlarım var, bende bu konularda kendime güveniyorum deme yıllarıdır. Eğer bu durumlar oluşmaz ise özgüveni temel olarak değerlendirdiğimiz noktalardandır bu. Çocuklar otomatikman ben değersizim, ben yetersizim, bunu yapamıyorum diyerek başka bir duyguya geçebilirler. İlkokul dönemi çocukların gelişimi için çok önemli bir dönem. Burada yapılabilecek en önemli şey her bir çocuğun farklı yatkınlıklarının olduğunun bilincine varmaktır. Kimisi müzikte, kimisi matematikte iyi olabilir, öncelikle bunu bilmek ve anlamak gerekiyor. Burada önemli olan şeylerden birisi bir başarının belirli bir süreç sonrasında geldiğini aşılamaya çalışmak. Çocuk ile konuşarak kendi içinden ne yapmak istediğini sen neyi iyi yapabiliyorsun gibi sorular sorarak başarıyı anlatmamız gerekir. Çocuklar başarı konusunda ailelerini baz aldıkları için bir anda gelişen bir şey gibi görüyorlar. Çocuklarımıza süreci aşılamamız gerekiyor. Çocuklarımıza, harikasın, mükemmelsin, gibi değil de çok emek harcadın ve karşılığını aldın. Çok uğraştın ve çaba sarf ettin karşılığında bu aldığın ya da yaptığından dolayı gurur duymalısın. Onun merkezinden geri bildirim almak daha uygun olabilir. Herkesin birbirinden farklı olduğunu ve çeşitli yeteneklere sahip olunabileceğini fark ettirmek gerekir.” Şeklinde konuştu.

Haber Ogün Kurkan

Bu habere ilk yorum yapan siz olun...
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

Seyyar Satıcının İsyanı
Gaytancıoğlu: “Çiftçi bir buçuk, 2 milyar liraya yakın bir zarar etti”
Dilimle baklava devri!
“Çocuklarımızı AKP zihniyetinin karanlığına teslim etmeyeceğiz”
29 liraya mis gibi çamaşır
Özen’den üyelere ziyaret
İYİ Partili Balcı, adaylığını açıkladı
3 harfli marketlere fahiş fiyat denetimi
Ani hava değişimine dikkat!
Silahlı kavgayla ilgili 3 kişi tutuklandı
Türkan Seçkin, Fotoğraflarla Anıldı
ADD: Bu gidiş, iyi gidiş değildir!