‘Medrese zihniyetini bırakmalıyız’
İstanbul Üniversitesi(İÜ) Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayhan Bıçak, üniversitelerin toplumun sorunlarını çözecek zihniyette araştırmacılar yetiştirmekle görevli olduğunu hatırlatarak, “Medrese zihniyetinden kurtulmamız gerekiyor” dedi.
Yayın Tarihi: 11 Şubat 2019, Pazartesi 07:00
Haberleri

Trakya Üniversitesi(TÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü tarafından İlahiyat Fakültesi seminer salonunda İnsan ve Toplum Bilimleri Yuvarlak Masa Söyleşi Toplantılarının ilki gerçekleştirildi.“Üniversite ve Teorileştirme Sorunu”konulu söyleşiye konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Ayhan Bıçak, üniversitelerin toplumun sorunlarını çözme konusunda asli görevleri olduğunu hatırlattı.

Toplantıya TÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, İlahiyat Fakültesi Dekanı ve TÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Cevdet Kılıç, İnsan ve Toplum Bilimleri Bölüm Başkanı Nebi Mehdiyev başta olmak üzere akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

“Üniversiteler kendisine düşen görevi yapmıyor”

Bıçak, Osmanlı Devleti’nin yıkılışında rol oynayan faktörlerden birinin medreseler olduğunu ifade ederek, “Üniversite dediğimiz şey bu tür tartışmalarla gelişmelidir. Eğer tartışmıyorsak, birbirimizin düşünceleri hakkında görüş bildirmiyorsak orada üniversite gelişmiyor demektir.  Toplumsal sorunların çözümü ile üniversite arasında bir ilişkinin olması gerekir. Eğer üniversite sorun çözücü kafalar yetiştiremiyorsa toplum zaten sorunlarını çözemez. O zaman üniversite sorun çözücü kafaları niye yetiştiremiyor. Bu felsefe öğrenciliğim zamanında da sıkça tartıştığım konular arasındadır.  Osmanlı Devleti’nin çöküşündeki nedenlere baktığımda bana göre medresenin görevini yapmadığı sonucuna vardım. Medrese kendisini dönüştürebilseydi, Osmanlı Devleti de kendisini dönüştürebilirdi. Sorunlarımızın büyük bir kısmını ortadan kaldırabilirdi. Ama peki medrese dönüştüremedi kendisini üniversiteler neden kendisine düşen görevi yapmıyor” şeklinde konuştu.

“Üniversite hocalarımız öğretmenlik yapıyor”

Toplumun sorunlarını çözecek donanımlı insanların yetiştirilmesine dikkat çeken Bıçak, üniversitelerin iki sorumluluğunun olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: “Üniversitelerin iki tane görevi var. Birincisi toplumun kurumuna eğitimli, yetişkin insanlar yetiştirmek. Bir bakıma yüksek eğitimli memurlar yetiştirmek üniversitenin öncelikli görevidir. Zaten YÖK yasası çıktığında amaçlarından birisi bu olarak belirlendi. Bunu büyük ölçüde yaptı gibi gözüküyor. Toplumun ciddi bir bölümü üniversite mezunu oldu. Kurumları çalıştırabiliyoruz. Üniversitenin ikinci görevi bilim insanı, araştırmacı yetiştirmektir. Araştırmacı terimini düşünmemiz gerekiyor.

“Hocalarımızın bir kısmı araştırmacı değil”

Günümüz şartlarında ya da son yüzyılda üniversite hocalarımızın büyük bir kısmı araştırmacı değildir. Burada üniversite hocasının büyük bir kısmı öğretmenlik yapar. Evet, öğretmenlik görevimiz var. Öğretmenliğin esası bilinen doğruları öğrencilere aktarmaktır. Bu anlamıyla üniversite hocası öğretmenliğini yapıyor bunda bir sorun yok. Ama sorun araştırmacılık yanında. Araştırmacı olmak bir defa belli bir sorudan hareket etmeyi gerektiriyor.

“İki üç makale yazmakla olmuyor”

Araştırmacılık, ‘iki üç tane makale yazıp görevim bitti’ demek değildir. Eğer soru benim için önemli bir sorunsa konu hakkında ciltler dolusu kitaplar yazmam gerekiyor. Kolay bir şey değildir. Burada mesele bir kitabı ortaya koyup bütün hikayeyi anlatıyor konusu değildir. Burada araştırmacının üstlenmesi gereken sorumluluk problemin bütün ayrıntılarını ortaya koymak. Osmanlı Devleti’nin çöküşünde medrese birinci dereceden sorumludur tespitini detaylı bir şekilde belgelemem gerekiyor. Ardından günümüzde medrese zihniyeti nasıl değişti bunu tespit etmem gerekiyor”

“Medrese zihniyetinden sıyrılmalıyız”

Üniversitelerde elde edilen bilgilerin ve verilen eğitim anlayışının medreseden farklı olduğuna işaret eden Bıçak, “Medrese zihniyetinden kurtulmamız gerekiyor. Medrese eğitiminde başlangıçta okuduğum ve ondan icazet aldığım kitabı ölünceye kadar anlatıyorum. Modern eğitimde bunun olmaması gerekiyor. Üniversitelerin modernleşme üzerindeki kimliği doğa bilimleri üzerinden şekillenir. Felsefe de de böyledir. Buna göre önceki düşünürün bilgilerinin eksik olduğunu kabul etmemiz gerekir. Kendi yoluma gidebilmem için bunu yapmam gerekir. Böyle bir bakış açısı bilimde de var” ifadelerini kullandı.

Bahane yerine üretim

Türkiye’de felsefe eğitimini de eleştiren Bıçak, sorun çözmek yerine bahanelere sığınıldığını ve bu anlayışla gelişimin sağlanamayacağını belirterek, “Eğer felsefede bir araştırma konusu çalışıyorsam felsefenin haritasını belirmem gerekiyor. Kendimizi geliştirmek ve alanımızda bunu görebilmek için bunu yapmamız gerekir. Araştırmacı olarak kendimizi geliştirmekle yükümlüyüz. Hedeflerimizi aşamalı bir şekilde geliştirmeliyiz ve sorunlarımızı çözmek üzerine yoğunlaşmalıyız. Sorunlarımıza bahane bulmakla vakit harcamamalıyız. Bahane kısımlarını ortadan kaldırmalıyız. Üniversiteye giren bir kişi yaklaşık 40 yıl üniversitede kalıyor. 40 yılda hiç mi bir vakit bulamayıp da kitap yazamadın.Türkiye’de felsefe de yapamıyoruz. Toplumsal şartları bir kenara bırakın felsefeciler olarak felsefe yapmayı beceremediğimizi de söylüyorum. Ama bu diğer alanlarda da olmuyor. Tarih de ilahiyatta da olmuyor. Felsefe, Türkiye’deki ihtiyacı karşılayamadı. Bu ciddi bir sorun. Türkiye’de felsefeyi bir silah, bir tedavi olarak da kullanamıyoruz” dedi. HABER Jale Avyüzen Zobar

Bu habere ilk yorum yapan siz olun...
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

Vere vere kalmadı
‘50 liralık harç bedeli kabul edilemez’
Hacıoğlu'ndan veda mesajı
Üner’den zehir gibi açıklamalar
Sigortacılarda işler kesat
Taraftardan lacivert-beyaz atak
Ardas’a için geri sayım
“Eczacılık öğrencilerinden videolu tanıtım”
Kur'an kurslarında trafik eğitimi
Turizm kentine yakışır tuvaletler
Bu zorunluluğa uymazsa Emekli soydaşların maaşı kesilecek
Dünyanın gözü Kıbrıs’ın üzerinde!